Posted by Mustafa Öztürk on Ara 15, 2008 in Günlük | 8 comments
Yazıyorum.. Zaten hep yazıyorum da buraya koymuyorum.. Koyamıyorum.. En son yazımda neyden bahsettiğimi bile hatırlamıyorum tam olarak..
Tamam bir önceki yazımı okudum ve neden yazmadığımı anladım.. Fatih’teki yoksul gramofon hala çalıyor.. Ve ben bir gramofon almaya karar verdim.. Hayır; lütfen o soruyu sormayın; Issız Adam’ın etkisinde almadım bu kararı.. Bir önceki yazımdan sonra belirmişti zaten kafamda.. Tabii gramofon almam için Fatih’teki gramofonun yoksulluğu atıp biraz para bulması gerekiyor.. =)
Öyle işte, sanırım İstanbul’da İlk Hafta.. yazımda bahsettiğim ev işinin yatmasından sonra neler yaptığımdan nerede kaldığımdan hiç bahsetmedim.. Birazcık da onları anlatayım..
Henüz yurtta kalıyordum ve hiç sorun olmamıştı ama misafirlik sürem sona yaklaşıyordu.. O ev işinin yattığı gün güzel bir haber aldım kyk’dan.. Bütün misafirlikler 1 ay daha uzatılıyormuş. En azından daha süre var diyerek biraz teselli ettim kendimi akşam yurda dönerken.. Odama girdim bir bavul kalabalığı var, boş 2 yatak vardı, dedim herhalde onlara yeni insanlar geldi.. Neyse gece yarısına doğru kapı çalındı, yeni arkadaşlar girdi içeri..
Birinci.. Tamam iyi birine benziyor.. İkinci.. Tamam o da fena değil.. Üçüncü.. Üç mü.. Ne üçü lan, 2 yatak var.. Arkadaşlardan biri geldi ve beni yatağımdan kaldırdı “burası benim yatağım” diyerek.. O çocuk ile konuştuklarım, müdürün odasında söylediklerim falan neyse bu 20 dakikayı sansürlemek zorundayım, direk atlıyorum.. Ben elimde battaniyem, kapı kapı dolaşıp boş yatak sordum. Allahtan bizim kattaki bir odadan çocuk gelmemiş o gün, onun yatağında yattım.. Eğer o gelmiş olsaydı yatacağım yer çalışma salonundaki masaların üstü olacaktı.. Tanımadığm o arkadaşa burdan teşekkür ediyorum..
Serde erkeklik var, kaldırılacak bir şey değil tabii bu.. Bir gün sonra direk döndüm Bursa’ya.. Allahtan hafta sonuna denk gelmişti de bir kaç gün Bursa’da kaldım..
İstanbul’a döndüğüm gün yurttan bavulları ve çıkışımı alıp daha önce tanımadığım, arkadaşımın arkadaşlarının evine geçici bir süreliğine yerleştim. Burdaki mülteci hayatım da yaklaşık 1 ay sürdü. Haklarını nasıl öderim bilmiyorum; o arkadaşların hepsi de çok sağ olsun..
Velhasılkelam İstanbul’a gittikten yaklaşık 2 ay sonra kendime barınacak bir ev bulabildim.. Yani ilk günlerde ev olmasa da yavaş yavaş ev olma yolunda gidiyor. Henüz buzdolabı, televizyon gibi beyaz eşya türü şeyler olmasa da evde yaklaşık 1 ay kadar yaşadık.. Bu süre içerisinde de ikea‘nın müptelası olduk.. 25 liraya çalışma masası, 25 liraya halı, 35 liraya kitaplık falan filan tamamladık sayılır odayı..
Şimdi tek eksiğim bilgisayarım.. O da olur mu sizce.. Olur olur..
Olmazsa olmaz zaten.. Olmadı da zaten =\
sonunda hoşgeldin mustafa
uzun süredir bekliyorum yazılarını
Bana diyene bak, sen neredesin.. Yaşıyor musun..
fotoğrafçılık yarışması var üniversiteler arası,araştır olur mu?belki girersin hadi rabbim yardımcın olsunnn
hay deli yahu hala bilgisayar diyor. ne dıyeyım ben sana.ama haklısın senın için hava, ekmek ,su bir de asıgı oldugun bılgısayar… arkadasım artık saygıyla yaklaşıyorum bu duruma merak etme .dur bakalım zamanla olacak hersey. atarsın odanın bas koşesıne bır bılgısayar sonra bızde eskısı gıbı doya doya okuruz LOKUMCU nun yazılarını.
aynı şey benim de başıma geldi yurda ilk gittiğim gün yatağımda misafir öğrenci vardı napacağını şaşırıyo insan:)
Yaşıyorum İzmir’deyim
mutlu yıllarrrrrrrrrr