Random header image... Refresh for more!

[mim] Neden Yazıyorum?

Coşkun bana mim yollamış da heberim olmamış.. Neyse şimdi gördük şimdi yazalım.. Demiş ki neden yazıyorsun?

Aslında yanıtı benim için çok kısa. “Yazmamayı seçemediğim için.

Blog yazmaya ilk nasıl başladın gibi algılarsam bu soruyu yanlış hatırlamıyorsam yazdığın yazıdan para kazandığın bildirgec.org’de başladım blog yazmaya. Orda blog nedir ne değildir az biraz öğrendikten sonra da kendi blogumu açmaya karar verdim.
Bu blogu açtığım günler (Ağustos, 2007) Öss’ye yeni hazırlanmaya başlıyordum. Bir tür Öss blogu olsun dedim kendi kendime. Kişisel gelişim ile de ilgilendiğimden orda yazılar yazar, kendimi gaza getiririm falan diyordum. Sonra baktım ki tek gaza gelen ben değilim, benimle beraber onlarca öss’ye hazırlanan öğrenci gaza geliyor.. Daha da ciddiye almaya başladım bu blog olayını..

Ama dediğim gibi; hepsinden öte yazmamayı seçemediğim için.. Hani okul arkadaşım Sait Faik demiş ya: “Yazmasam delirecektim.” diye.. Bizimkisi de o misal..

Kılavuzu şair olanın…

Ben bu yazıda mimlemiyorum hiç kimseyi.. Son zamanlarda çok denk geldi bu mim olayı bana.. Küfür yemeyelim artık blogcu arkadaşlardan.. :)

Nisan 6, 2009   1 Yorum Var, Sen Ne Dusunuyorsun?

“Fatih’te Yoksul Bir Gramofon Çalıyor”

Zor.. Yazmak, anlatmak bile zor.. Anlatamamak daha da zor.. Bu yazdığım da kimsenin anlaması için değil.. Sadece bir kabusu isimsiz, yersiz, zamansız; yani kimseye anlatmadan anlatmak.. Yani saçmalamak.. Sait Faik diyor ya hani “Yazmasam delirecektim.” diye.. İşte bu cümlelerin tek sebebi de delirmemek..

Bizi daha güzel hayallerin var olduğunu bile göstermeden büyüttüler, ruyalarımızı biz seçemedik..

Ama yola çıkarken dedik ya:
Bizi öldürmeyen bizi güçlendirecek..” Her acı nefes yeni bir şey öğretiyor insana.. Her seferinde aslında biraz daha güçlü oluyor insan.. Hissedemese bile..

Örümcek Ağ’larında daha sonra da dolaşırız önce para saymasını öğrenelim..” Biliyorum anlamsız bir cümle.. Hayat da öyle değil mi zaten? Yok yok, hayat anlamsız falan değil.. Anlamı kişiden kişiye değişiyor sadece.. Az önce anlamsız dediğim cümle gibi.. Arap kızı gibi..

Mesela siz.. Bilirsiniz değil mi Attila İlhan’ın, Kaptan’ın, Ben SanaMecburum’unu.. Bilirsiniz tabii, bilmeyen de yoktur zaten.. Ama biraz eksik bilir çoğunuz.. Aşk şiiri değildir aslında o.. Aslında şiirin bütün hikayesi şiirde bahsi geçen Fatih’teki yoksul gramofonun çıkardığı seste gizlidir..

“Fatih’te yoksul bir gramofon çalıyor
eski zamanlardan bir cuma çalıyor
durup köşe başında deliksiz dinlesem
sana kullanılmamış bir gök getirsem
haftalar ellerimde ufalanıyor
ne yapsam ne tutsam nereye gitsem

Biz kullanılmamış göklerin olduğunu bilemedik ki.. Hayal bile edemedik.. Bir masala uyuduk, kabusa uyandık..

Aldırmayın.. Hadi gülün biraz.. Yaşamak hep böyle değil mi zaten.. Daha güçlü olmayı öğrenmemiz için tüm bunlar.. Bu da geldi.. Bu da geçer.. Hadi gülün biraz..

Ekim 20, 2008   4 Yorum Var, Sen Ne Dusunuyorsun?