
İşte yine yetişti..
Üzgünüm bu blogu ergenliğimin başlangıcından beri tutmuyorum.. Eğer öyle olsaydı yazıların yarısından çoğu Teoman ile ilgili olabilirdi ve siz bugün neden bu yazıya “İşte yine yetişti..” diye girdiğimi biraz daha iyi anlayabilirdiniz..
Şimdi o yıllardan kalma beni anlayacak hiç kimse kalmadı.. Ben de o yıllardaki gibi kalamadım.. İstasyon İnsanlarıydık hepimiz.. Tesadüfen bir aradaydık, tesadüfen aynı rüyayı görüyorduk.. Sonra trenler geldi ve herkesi farklı yerlere götürdü.. Bir uyandım ki her şey bitmiş.. Hiç kimse kalmamış rüyadan..
Hani güzel bir rüyanın ardından gözlerini ilk açtığın anda hemen kaparsın ya.. Devam etmek istersin rüyaya.. Hatta bazen edersin de.. İşte aynı o şekilde biraz daha devam ettirmeye çalıştım rüyamı ama artık bitmişti.. Şu anda ise sabah gördüğüm rüyanın ayrıntılarını unutma evresindeyim.. Hatırlamak için o güzel anları kendimi yiyorum ama bir türlü gelmiyorlar aklıma sabahki gibi..
İşte o güzel anlarımın hepsinde Teoman da benimleydi..
Ya da ne zaman büyük bir “gitme” ile karşı karşıya kalırsam onunla anlatırdım kendimi.. Bir önceki albümü; Renkli Rüyalar Oteli, yaklaşık 3 yıl önce artçı şokları hala devam eden bir “gitme”nin üstüne gelmişti..
Yine büyük bir “gitme”nin içindeydim ki yeni albüm geldi.. İnsanlık Halleri.. Çok güzel.. Sanırım yine tam zamanında yetişti Teoman.. Ve sabah uyanıp albümü buluncaya kadar yaptığım heyecan hala çocukluğumdan değişmeyen bir şeylerin kaldığını gösterdi.. Yine bana eskileri özletti.. Ama güzeldi..
Sözleri yazar Elif Şafak’a ait olan çello ve piyano eşliğindeki Uçurtmalar şarkısıyla baş başa bırakıyorum sizleri.. .)
en sevdiği renk mor olan kadın
en sevdiği kelime “asi”
en sevdiği oyun incitmek beni
hıncı, çocukluktan kalma bir yara izi
zamanı yaralarla ölçen kadın
geçmişiyle kavgalı
tanrıya sığınan kız çocuğu geceleri
isyankar gündüzleri
ipleri dolaşmış uçurtmalar misali
ne beraber uçabildik, boşverip şu dünyayı
ne gidebildik kendi yolumuza
rüzgarda savruk, başına buyruk
senle ben
kırdığı kalpleri dizmiş ipe
gene de en büyük zararı kendine
ayak izlerini kuşlar yesin diye
ekmek kırıntıları bırakıp geride..
en sevdiği ses çocuk sesi
oysa anne olmayı istememiş yıllar vark i kendi
hiçbir zaman kök salmamış ki
sırf bir gün çekip gidebilmek için..
ipleri dolaşmış uçurtmalar misali
ne beraber uçabildik, boşverip şu dünyayı
ne gidebildik kendi yolumuza
rüzgarda savruk, başına buyruk
senle ben
gene de bulup bir birimizi
aldatma pahasına sevdiklerimizi
ağlayarak seviştiğim kadın
ipleri dolaşmış uçurtmalar misali
ipleri dolaşmış uçurtmalar misali
ne beraber uçabildik, boşverip şu dünyayı
ne gidebildik kendi yolumuza
rüzgarda savruk, başına buyruk
senle ben
kaç gece göğsünde uyuduğum kadın
hep tek başıma uyandığım..
Hayatıma yön veren şarkılara yine Teoman’dan yazmak istiyorum bugün.. Yalanlar üzerine yazılmış en gerçek sözleri barındıran bir şarkı.. Bazı yalanlar..
Yazıyı uzatmadan aşağıdaki linkten şarkıyı dinleyelim önce bir..
Sözlerini de yazalım tam olsun.
yorgun görünüyorsun, biraz uzan istersen
sever gibi yapma artik
daha henüz vakit varken
bir kaç yarali ruh
bir kaç bira sisesi
elimizde bunlar var
mutlu olmaya yetmez ki ask
yalanlarimiz güzel, inanmasi zevkli
birsey sevmeye degerse,
ölmeye de deger mi?
bir kaç uyku hapi
bir kaç kiskançlik krizi
elimizde bunlar var
mutlu olmaya yetmez ki
bazi yalanlar güzel
bazi gerçekler aciymis
bazi ölümler uzun
bütün hayatlar kisaymis
çalismis, kaybetmis, kosmus, yorulmustuk
birbirimize içmeden dokunamaz olmustuk
bir kaç kalp agrisi
bir kaç imdat çagrisi
elimizde bunlar var
mutlu olmaya yetmez ki ask…
Aslında Teoman haklıdır. Yorgunsunuzdur, biraz oturup dinlensen geçecektir belki ama mutluluk terazisinin yalanlar kefesi artık daha ağır basmaktadır. Yalanlara inanmak doğrulara inanmaktan çok daha kolay ve zevkli gelir.
Neyi sevdiğinizi sorgularsınız. Sevdiğiniz dün mü, bugün mü, yarın mı? Sever gibi yapsanız da bugünü sevmiyor olabilirsiniz. Dünden kalma bir kaç hatıra yarına umut olmaya çalışır sadece.
Aslında kızsanız da sizi tek teselli eden bir kaç kıskançlık krizidir.. Bir de ruhunuzu uyuşturan maddeler.
Ama yetmez.. Bazı yalanlar ne kadar güzel olursa olsun mutlu olmaya yetmez..
Teoman’a da bu güzel şarkı için teşekkürler.. .)
Read More“Küresel ısınmaya karşı duygusal soğuma.”
Bazen bir cümle cilt cilt kitabın anlatamadığını anlatır ya, öyle bir cümle bu.
Nurettin Rençber’i tanımazdım. Bir kaç ay önce devlet yurdunda kalırken oda arkadaşım dinletmişti ilk. Ondan hatıradır bana. Yeni albüm çıkardığını gördüm, merak edip indirdim. Bir şarkı var ki albümde sözleri günümüz dünyasını çok acı bir şekilde anlatıyor. Bir çok kişi sordu bana blogu değiştirdiğimde “Kimlerden olmayacağız?” diye. İşte bir tanesi bu şarkıda anlatılıyor. Şarkının adı Kirli ve Mavi.
Sözlerini dikkatlice okuyun, defalarca okuyun.. Gerçekten çok güzel sözler:
Bir bakış fırlattı Dünya, kirli ve mavi
Irmaklar kuruyup göller çekiliyorken.
Mikroorganizma, virüs, bakteri derken
Yaşam yavaş yavaş kaydı ellerimizden.Bir fabrika daha yapalım, biraz daha kar
Hayatımızda üç beş türün ne önemi var?
Küresel ısınmaya karşı duygusal soğuma
Nasıl olsa her musibetin bir çaresi var.Nehiler ile kardeş idik ağaçlarla dost
Işıltılı derelerde parlardı taşlar.
Şimdi sessiz ormanlarda göz yaşı döker
Bir zamanlar bin neşeyle ötüşen kuşlar.Bir fabrika daha yapalım, iki nükleer santral
Hayatımızda üç beş türün ne önemi var.
Küresel ısınmaya karşı duygusal soğuma
Nasıl olsa her musibetin bir çaresi var.
Bilmiyorum ki daha ne söylenir. Söyleyecek üç beş kelimesi olan yazsın. Bu şarkı ve bu yazı da insanlığımızı unutturanlara selam olsun. Hatta bir mim başlatalım, blogcular da küresel ısınsın. Ben mim’i wolkanca‘ya ve yalnızlık okulunun müdürü Erdem‘e gönderiyorum. Bakalım onlar neler yazacak küresel ısınma hakkında.
Read More
Buralardayım