Random header image... Refresh for more!

Ve Mustafa Kendisini İstanbul Üniversitesine Bağlayan 4 Yıllık İmza’yı Atar..

İstanbul Üniversitesi Öğrenci Kimliği, İstanbul Üniversitesi

Şu yukarıda gördüğünüz kimlik kartı da belgesi oluyor sanırım =) İşte şu yukarıda gördüğünüz kart içindi bütün bu curcuna..

Şehre girişim süperdi ama bu sefer..

Zafer kazanmış komutan gibiydim.. =) Kolay mı be.. Savaş bitmişti, 2008 İstanbul Antlaşması’nı imzalamaya geliyordum.. =)

İstanbul Üniversitesi bu kayıtlar için çok güzel organize olmuştu, her şey çok hızlı oldu.. Üniversite’ye girdikten sonra yarım saat geçmeden bütün işlemler bitmişti.. Ama dikkatimi asıl çeken, asıl beni benden alanşey farklıydı.. Çatık kaşlı bir liseye alışmıştım.. Fakat İstanbul Üniversitesi gülüyordu.. İçindeki herkes yeni gelen bizlere yardımcı olmak için oldukça heyecanlıydı ve görevlerini fazlasıyla yerine getiriyordu.. Çok, çok güzeldi.. .)

Ama ama okulun dışı kabus gibiydi =\ Onlarca yurt arasında bir tane bile adam akıllı yurt yoktu.. Ben hayatımda hiç bu kadar korkunç bir durum görmedim..

Durum böyle olunca ve bana da devlet yurdu çıkmayınca yurtsuz kaldım.. =\ İlk 30 gün devlet yurdunda misafir öğrenci olarak kalacağım.. 30 gün içinde yedeklerden sıra bana gelmezse başımın çaresine bakmak zorundayım =\

Kalacak yerim hala belli olmasa da uzun lafın kısası dostlar artık resmen İstanbul’luyum.. İstanbul Üniversiteli’yim.. :)

Umarım hayırlı olur.. :)

Eylül 7, 2008   20 Yorum Var, Sen Ne Dusunuyorsun?

Bekle Bizi İstanbul..

Oğlum blog,

İşte yine içimde yanıyor alev alev İstanbul aşkı.. Dün gece gördüğüm rüya o kadar gerçek, o kadar güzeldi ki tarifi imkansız bir his bıraktı bende.. İstanbul diye açtım gözlerimi.. Sevgili arkadaşım Çağrı ile de kendimizi öyle bir gaza getirdik ki az önce bu günü not almamak olmazdı. Üniversiteye gittiğim zaman, öss hazırlık maceralarımdan hatırlamak isteyeceğim güzel bir dialog idi.. Neyse ben uzatmadan rüyama geçeyim..

Yılbaşı gecesi Alican, Çağrı ve Ben dışarıya çıkıyoruz. Yürüyoruz bizim okuldan Altıparmak’a doğru. Kızılay’ın önünden geçerken bir de bakıyoruz Tophane Surları’nın olması gereken yerde uzun bir yol var. Uludağ’ın yamaçlarına kadar uzanıyor. Kenarları aydınlatılmış bir yol. Yolun sonunda bir kapı var. Dikkatli baktığımız zaman oranın İstanbul Üniversitesi’nin o tarihi, o mükemmel kapısı olduğunu görüyoruz. Kapı aydınlatılmış, ışıkları gök yüzüne kadar uzanıyor falan, mükemmel bir şey. Ve bir büyük, bize o kapıyı işaret ediyor parmağıyla. Mustafa Kemal’in; “Ordular, ilk hedefiniz Akdenizdir, İleri!” derken, ya da Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u feth etmeden önce ordularına parmağıyla şehri işaret etmesi gibi bir şey idi. Biz de büyük bir şevk ile İstanbul Üniversitesi’nin yoluna koyuluyoruz. İstanbul’u feth etmeye gidiyoruz.. Fatih Sultan Mehmet 52 günde feth etti İstanbul’u.. Bizim 5 ayımız var!.. Kainat 7 güne yaratıldı.. Bizim 5 ayımız var.. Hiç bir şey için geç değil.. :)
Bekle Bizi İstanbul!..
Sana geliyoruz!..

M.Öztürk
29 Aralık 2007 C.Tesi..
Her şey çok güzel olacak.. :)

Aralık 30, 2007   2 Yorum Var, Sen Ne Dusunuyorsun?