Random header image... Refresh for more!

Kitap Fuarının Ardından..

Evet.. Maalesef henüz sadece kitap fuarının ilk iki günü tamamlandı ama ben kitap fuarının ardından başlıklı bu yazıyı yazmak zorundayım. Çünkü yaklaşık 3 saat sonra deniz otobüsü ile İstanbul’a doğru hareket ediyorum. Bu 3 saat içinde benim bu yazıyı yazmam, valizlerimi toplamam, uyumam lazım.. Saat 4 olmuş.. Neyse geçtim bu kısmı fuara geldim hemen..

Bu kitap fuarı bana yaşattıkları ya da daha doğrusu yaşatmadıklarıyla hayatımın sonuna kadar unutamayacağım bir fuar olarak kalacak. Önce bunu tarihe not düşmek istedim.

Mesela aldığım kitaplardan bahsetmeyeceğim bu yazıda(!)

Ama söyleşiler harikaydı. Banu Avar’ın “Avrasyalı Olmak” ve özellikle Alev Coşkun’un “Samsun’dan önce bilinmeyen 6 ay” söyleşileri çok güzeldi. Yazarların söyleşileri ile aynı isimleri taşıyan kitapları mutlaka okunmalı.

Beni en çok mutlu eden olaylardan bir tanesi de Bursa Erkek Lisesi’nin kitap fuarı ile eş zamanlı ve eş yerli gerçekleşen eğitim fuarında stand açması oldu. Hatta yetmemiş bir de şu anki öğrencilerin yazdığı şiirlerden oluşan bir de şiir kitabı çıkarmışlar. Ve fiziken mezun olmama rağmen benim de Soğuk Hayaller şiirimi eklemişler kitaba. Tek mezun şiirinin benim şiirim olması gerçekten güzel bir duygu. :)

Böyleydi işte kitap fuarı.. Çabucak geçiverdi kitap fuarı benim için.. Ama hiç geçmeyecek izler bıraktı..

Mart 2, 2009   3 Yorum Var, Sen Ne Dusunuyorsun?

Lise Defterim..

Bursa Erkek Lisesi | HDR çalışmam. Okula Bak bee..

Lisedeki son senemde kitaptı defterdi eve hiçbir şey getirmezdim. Hepsini sıranın altında bırakır, çantasız, elimi kolumu sallaya sallaya arkadaşların deyişiyle Turist Ömer gibi okula gider gelirdim..

Okul ve dershane için yalnızca 1 defterim vardı. Onu da derste not almak için değil, derste canım sıkıldığında bir şeyler karalamak için kullanırdım. Böyle olunca da her sayfasında bir anı, geçmişten bir iz oluyor.

Okulun son günü yine aynı alışkanlık ile defteri okulda bırakmıştım ve bir daha göremeyeceğimi düşünüyordum. Ama Kaptan Kaptanım sonradan sınıfa girmiş ve defterimi almış.

Bugün okula gittim ve Kaptan ile görüşüp defteri aldım.  Rasgele bir sayfa açtım.. Karşıma ilk çıkan şey kocaman bir;

Ey Özgürlük!..

oldu. Altına da Orhan Veli’nin Paul Eluard’tın Liberte şiirinden çevirdiği, Zülfü Livaneli’nin besteleyip söylediği beni her dinlediğimde mutlu eden bu şarkının sözlerini yazmışım.. Hey gidi.. Öss’nin ne kadar sıktığı ölçülebilir bir şey değilmiş anlaşılan..

Şarkıyı buradan dinleyebilirsiniz.

Sözler de buradan;

Okulda defterime, sirama agaçlara, yazarim adini
Okunmus yapraklara, bembeyaz sayfalara yazarim adini
Yaldizli imgelere, toplara tüfeklere, krallarin tacina
En güzel gecelere, günün ak ekmegine, yazarim adini
Tarlalara ve ufka, kuslarin kanadina,
Gölgede degirmene yazarim.
Uyanmis patikaya, serilip giden yola,
Hinca hinç meydanlara adini ey Özgürlük.

Kapimin esigine, kabima kacagima, içindeki aleve,
Canlarin oyununa, uyanik dudaklara yazarim adini.
Yikilmis evlerime, sönmüs fenerlerime, derdimin duvarina,
Arzu duymaz yokluga, çirçiplak yalnizliga, yazarim adini.
Geri gelen sagliga, geçen her tehlikeye,
Yazarim ben adini, yazarim.
Bir sözün coskusuyla, dönüyorum hayata,
Senin için dogmusum, haykirmaya.
Ey özgürlük!

Dikkatimi en çok çeken şeylerden bir tanesi de yine büyük boyutlardaki harflerle yazmış olduğum:

Ölürsem Sebebi Sensin!..

oldu..

Ölmedik çok şükür.. :) Her sayfaya İstanbul 2008 yazmışım.. 2008 de geçtii, İstanbul’a da gittik..
Ama o günler daha güzeldi..

Vay be.. Ne deftermiş.. Bir yazıda Edebiyat Seçmeleri, Fotoğraflarım, Günlük, Hayatıma Yön Veren Şarkılar olmak üzere 4 kategoriye birden girdi.. :)
İşte bu kadar güzel bir şey..

Şubat 24, 2009   2 Yorum Var, Sen Ne Dusunuyorsun?

Bana Bir “Tek Gidişlik” Bilet…

Dün İstanbul’daydım.. Sabah gidip akşam döndüm; daha önce de üç beş defa yaptığım gibi.. Yurt işini falan hallettik, başımızı sokacak bir yerimiz olmalı ama değil mi..

Bu sabah uyanır uyanmaz da temelli gidiş için bilet almaya gittim.. Şimdiye kadar hep gidiş – dönüş alıyordum bileti.. Bu sefer tek gidiş.. Tuhaf geldi..

Sonra annemle konuştum.. Akşama akrabaları yemeğe çağırmış.. Hem iftar yemeği olur hem gitmeden önce bir görsünler seni falan dedi..

Bu yazıyı yazdıktan sonra da bavulumu yerleştireceğim.. Kısa kollu çok ayırmıştım ama havalar soğudu bile.. Pek koymam herhalde..

Ne bileyim öyle bir şey işte.. “Pişman desen değilim; bir harmanım bu akşam..

Bu sefer gidiyorum sanırım hayallerimin şehrine..

Annemin en çok ettiği dua takıldı dilime bugünlerde.. Takıldı dediğime bakmayın; belki de hiç bu kadar kalpten etmemiştim daha önce.. Yeni bir şeye başlıyorsa annem böyle der hep: “Allah utandırmasın..”

Utandırma Allah’ım..

Hadi eyvallah..

Ekim 4, 2008   Ilk Yorumu Sen Yap

Bursa’da Son Bir Hafta..

Bursa - Tophane

Bursa’m.. Şehrim..
Nasıl bir nankörlük yaptım sana.. Bunca aydır hep İstanbul’dan bahsetti, sana olan sevgimden hiç bahsetmedi bu deli.. Affet beni..

Sakın sanma ayrılık vakti geldiği için bu güzel sözleri söylediğimi..  Her zaman derim Bursa’mın yeri farklı diye.. Belki ilk nefesimi burda almadım ama gözümü ilk sende açtım.. Beni ben yapan sendin aslında ben değil.. İki tekerlekli bisikleti ilk kez sende sürdüm ve ilk sürüşte düştüm.. Kendimi kötülüklerden koruma irademi daha ilk okulda verdin bana.. Hayatımın en önemli parçası; lisem oldun.. Ne öğrendiysem lisemde öğrendim.. Nasıl olmam gerektiğini çok geç öğretmeye başlasan da nasıl olmamam gerektiğini çok iyi öğrettin.. Sivilceli lise yıllarımda sürekli yalandan arkadaş, bir defa da gerçekten dost oldun, hiç kavuşamadığım sevgilim oldun.. 12 yıl öğrencin oldum, sadece  son 1 yıl öğretmenim oldun..
14 yıl boyunca her canım sıkıldığında gözlerimin içine bakıp bana güven veren, güç veren Uludağ oldun.. Söz veriyorum, Yedi Tepe’si birlikte gelse bir Uludağ edemeyecek kalbimde..

Şimdi seninle son haftama giriyorum.. Tatillerde elbet döneceğim ama okul bitince döner miyim inan bilmiyorum..

Şimdi son 1 hafta ya, başladı son a son b muhabbetleri.. Yarın akşam son kez Tophane’ye çıkayım diyorum.. Şehrin ışıklarını doldurayım içime, son kez.. Bir gece de Mudanya yaparım.. Közde mısır falan yerim orda.. Sonbahar da geldi sayılır, bir de sahlep çıktıysa karanlık denize karşı..

Annem artık misafirim diye seviyor.. En acısı da o geliyor.. Eşyalarını bi çıkar; neyin eksik neyin tamam bakalım diyor.. Ulan.. Koyuyor..

Uludağ bavula sığmaz mı? Bunca anıyı taşımak için nakliye şirketi ile mi anlaşmalı? Valla ağlamıyorum lan.. Toz kaçtı sadece.. Senin tozu, dumanın Bursa’m.. Hep tam zamanında yetişti zaten.. .)

Daha acısı da var.. Bir kısmına kalsam bile sahip çıkamıyırum.. Ben gitmesem de onlar benden gidecek..

Sevdiklerimi böyle çok sevmeyi de sen öğrettin Bursa’m.. Elimden tutup ilk şiirimi yazdırdığın gece.. İyi mi yaptın kötü mü, şimdi sen karar ver..

Amma velakin buraya kadarmış işte.. Bu insan gidiyor yıllardır uzaktan söylediği bir şarkıya.. Bu sonbahar’da İstanbul’a..

Hadi Eyvallah..

Eylül 14, 2008   11 Yorum Var, Sen Ne Dusunuyorsun?