“Nietzsche mutluluktan ağlamadı. ”
Bundan bir sonraki yazımı yazmadan önce sizin de fikirlerinizi alayım diye düşündüm.. Soracağım soruyu yorum olarak cevaplarsanız çok mesud olurum.
Uzun bir tren yolculuğuna çıkıyorsunuz. İspanya’dan başlayacak, İstanbul’a kadar devam edecek olan, 10 günlük bir tren yolculuğu. Trende boş kompartıman yok. Seçmek zorunda olduğunuz tek kişilik boş yerin olduğu kompartimanlarda, 10 gün boyunca yan yana uyuyacağınız, yan yana yemek yiyeceğiniz, beraber vakit geçireceğiniz kişiler şunlar:
Read MoreYaşamayı senden öğrendim Usta.
“diyelim ki, ağır ameliyatlık hastayım, yani, beyaz masadan, bir daha kalkmamak ihtimalim de var. duymamam mümkün değilse de biraz erken gitmenin kederini ben yine de güleceğim anlatılan bektaşi fıkrasına, hava yağmurlu mu, diye bakacağım pencereden, yahut da sabırsızlıkla bekleyeceğim en son ajans haberlerini.”
İnsan’ı insan olduğu için sevmeyi senden öğrendim Usta.
“Yüzünü bile görmediğim insanlar için, hem de hiç kimse beni buna zorlamamışken, hem de en güzel en gerçek şeyin yaşamak olduğunu bildiğim halde” ölebilecek kadar çok sevdim insanları.
Read MoreEminim üniveritesi sona yaklaşan bir çok genç Kep’i fırlatacağı günü bekliyor..
Bir kaç üst üste gelen tesadüf bana gecenin bu saatinde bu yazıyı yazdıran.. Mezuniyet kıyafetini diktirdiği terziye giden, kepli fotoğraflarının güzel çıktığından bahseden bir arkadaş, twitter’daki fotoğrafına kepli fotoğrafıyla değiştiren başka bir arkadaş, mezuniyet balosunun nerede olacağından bahseden bir arkadaş vs…
İnanır mısınız şimdiye kadar hiç düşünmemiştim bunları.. Bundan 3 sene önce bu blogu yazmaya başladığımdan beri üniversite aşağı üniversite yukarı.. Kazandım, geldim.
Read MoreSait benim en iyi arkadaşımdı…
Fırlama’nın önde gideniydi. İstanbul Lisesi’nde bir avuç raptiyeyi öğretmeninin altına koyunca göndermişler bunu okuldan. Sait de soluğu Bursa Erkek Lisesi’nde almış. Öyle oldu tanışmamız.
Kafalar çok uyuşuyordu bizim Sait’le, çok çabuk ısındık bir birimize. Yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmedi yıllarca.
İpekli Mendil hikayesini okumuşsunuzdur Sait’in. Orda gözleyen bendim Sait’i.. Ben bekçiyi görmeden bekçi Sait’i görünce hikayede bana yer kalmadı. Ama Zemberek’teki çocuk benim.
Read More“Hiç kimse, hiç kimseyi anlamaz.” demişti bir hocam.. Anlamamıştım ne demek istediğini.. Zaten demek istediği de bu sanırım diye düşünerek çıkmıştım o dersten ama o dersin üstünden geçen yıllarda yaşadıklarım, hocamın ne demek istediğini anlatmıştı sanırım bana.. Yani tabii ki anlamamıştım, sadece kendi açımdan yorumlamıştım demek istediğini hocamın..
Ufacık bir örnek vereceğim sadece; herkesin çocukluktan beri bildiği bir iki mısranın, arkadaşlarıma, zihinlerinde neler canlandırdığını sordum.. Mısralar şunlar:
Read More3 yıl sonra yeniden Öss ile ilgili yazacak kadar doluyum bugün..
Adı her neyse bu seneki ilk sınava 9 gün kaldı ve gerek koçluk yaptığım öğrenciler, gerekse çevremde sınava girecek olanların durumu çok canım yakıyor.
Sanıyor musunuz ki Öss hayatınızın bundan sonrasına yön verecek olan kutsal bir sınav?
Ben söyleyeyim, eğer doktor olmayacaksanız Öss hiçbir şeyi belirlemiyor. O sınavı kazanıp gideceğiniz üniversitenin diploması da hiçbir iş verenin umrunda değil.
Read More“Evvela masa üzerindeki küçük süslerini, kullandığı losyonları, tuvalet eşyasını seyrettim. Aldım, baktım. Küçük saatini elimde evirdim, çevirdim. Sonra elbise dolabına baktım. Bütün o kat kat elbiseler, süsler… Her kadını tamamlayan şeyler bana korkunç bir yalnızlık, acıma ve onun olma his ve arzusunu verdiler.” Ahmet Hamdi Tanpınar
Read More
Buralardayım