Posted by Mustafa Öztürk on Nis 2, 2010 in Öss 2008'e Doğru!.., öss koçu | 6 comments
3 yıl sonra yeniden Öss ile ilgili yazacak kadar doluyum bugün..
Adı her neyse bu seneki ilk sınava 9 gün kaldı ve gerek koçluk yaptığım öğrenciler, gerekse çevremde sınava girecek olanların durumu çok canım yakıyor.
Sanıyor musunuz ki Öss hayatınızın bundan sonrasına yön verecek olan kutsal bir sınav?
Ben söyleyeyim, eğer doktor olmayacaksanız Öss hiçbir şeyi belirlemiyor. O sınavı kazanıp gideceğiniz üniversitenin diploması da hiçbir iş verenin umrunda değil.
Ösrs sadece şişirilmiş bir balon. Öss sayesinde binlece kişinin cebine, milyonlarca hatta milyarlarca YTL giriyor. Bir çok kez yazdığım gibi; “Kapatın televizyonu, sizi kandırıyorlar.” Medya yıllardır bu sınavı sizin için tek kurtuluş olduğunu söyledi. Stresi azaltmak için yapılan tv programları stresinizi 10′a katladı. Bu sınavın kutsallığına anne babalarınız inandı, okul öğretmenlerinizin bir kısmı inandı, ve ne acı ki siz de inanmış oldunuz.
Size acı bir gerçek söyleyim, bu pazardan milyonları götüren insanların hiç de umrunda değil midenizde oluşan ülser. Uykusuz geçen gecelerinizden hiç kimsenin haberi yok.
Sınava kalan süre azaldıkça paranoya da artıyor. Ya sınavda da karnım ağrırsa? Ya tuvaletim gelirse? Ya saati yanlış okursam? Ya hasta olursam? Ya şöyle olursa, ya böyle olursa?
OLMAZ!
Sınav stresi, telaşı geçti; artık sınav varsayımları, ihtimalleri, paranoyaları ile zaten bitirilmiş olan psikolojinizi biraz da siz bitiriyorsunuz. Bunu yapmayın..
Midenizde oluşan stres kaynaklı rahatsızlığın sınav sırasında size işkence çektirme ihtimali olabilir. Peki bunun için yapabileceğiniz bir şey var mı? Yok.. Bu paranoyanın size yararı var mı? Hiç yok.. Üstüne çok ağır psikolojik sonuçlar bile çıkartabilir size..
Hatta biraz daha ileri götüreyim.. Diyelim ki sınavda karnınız ağrıdı.. Hedeflediğiniz puandan daha düşük puan alacaksınız büyük ihtimalle.. Dünyanın sonu geldiğini mi düşünürsünüz? 2o12′de dünyanın yok olacağını düşünün daha mantıklı.
Sizin geleceğinizi belirleyecek olan bu sınav değil, SİZ‘siniz! Sizin hedefiniz bu sınavı kazanmak olmasın, sizin hedefiniz ne alanda olursa olsun, en iyi olmak olsun. Öss sadece bir araç, asla belirleyici bir etken değil.
Bu aptal sınav için kendinizi bitirmek yerine kendinizi yüceltin!
İnadına gülün, inadına dalga geçin.. Sınavı kazanmak için yapmanız gerekenleri yapın, ama sınavın tek kurtuluş yolu olduğunu sakın ama sakın aklınızdan geçirmeyin..
Siz sadece kendinizi geliştirin!
Bu güzel yazı için teşekkürler
Hele sen en son iplemesi gerekensin bu sınavı
Bir an yazının öss karşıtlarına bir şaka olduğunu hissettim
Özellikle 3. ve 4. paragraflarda.Malum, öss nin sadece bir “sınav” olduğunun farkında olan kişiyiz ki…
Eğer dış etkileri hiç dikkate katmasaydım hayatta en çok ne yapmak isterdim diye düşünüyorum ara sıra ve ilk olarak aklıma müzik yapmak geliyor, hmm bir de aşçılık sanırım! (değişik yemekler denemek ve başkalarının takdiri)…Ne olursa olsun, gerçekten, insanın sevdiği bir uğraştan geçinmesi anne-babalarımızın söylediği gibi bu kadar imkansız mı? Zannetmiyorum.Ortalamanın üzerinde bir gelire sahip olmak için kurumsal hayat gibi, insanların kendilerine sadece akşam 8′den sonra ve pazar günleri vakit ayırabildikleri, bunlar bir yana o komik kıyafetlerin içine girmek şart ise, kalsın.Daha iyi meslekler bulunabilir.
Bende şuan açıköğretim l. okuyorum.Mezun olunca öss’ye girmeyi şimdilik düşünmüyorum ama eğer öyle bir niyetim olursa, bunun sadece herhangibir branş ta alacağım 4 yıllık bir eğitim den ibaret olduğunu kesinlikle atlamam.Ayrıca şu da katıksız bir gerçek ki, “üniversiteli” olma, iyi okul-iyi eğitim ve düzgün bir profil, sadece ve sadece toplumun diğer etkilerinde görüldüğü gibi bir dayatmadır.
“Portobello Cadısı”nda ilgili şu alıntıyı da paylaşmak isterim.Biraz olsun, bizi anlatıyor.
“üniversiteye gitmişler, çünkü üniversitelerin çok önemli sayıldığı bir zamanda birisi onlara bu dünyada yükselebilmek için diploma sahibi olmak gerektiğini söylemiş ve bu yüzde de dünya bazı olağanüstü bahçıvanlar, fırıncılar, antikacılar, heykeltıraşlardan ve yazarlardan yoksun kalmış.”
Saygı, sevgi.
Çok güzel yazmışsın Hüseyin. Tam da dediğin gibi her şey. Kaldı ki o ortalamanın üstünde gelir elde eden kurumsal hayatları yaşamak için bile diploma gerekmiyor, kendimden biliyorum. Yemek yaparak dünyayı dolaşan birini bile tanıyorum.. Ne istediğini, nerde mutlu ve iyi olduğunu belirlediğin noktada önünde hiçbir engel kalmaz.
Ayrıyetten fikiratolyesi.com’u da okumanı tavsiye ederim
Teşekkürler güzel yorumun için
fikiratolyesi.com önerin için tşk
şimdilik ayrıntılı bakamasamda çok iyi bir site belli.