Posted by Mustafa Öztürk on Mar 13, 2009 in Günlük | 5 comments
Yaklaşık 15 gün önce Tunç Kılınç yine “fikir atölyesi” isminin hakkını veren bir zincir iyilik hareketi başlattı. Hareketin adı “Faili Meçhul Kıyak”. Ana biz ona kısaca FMK diyoruz =)
Nedir bu FMK ? Hareketin simgesi şu kart:

Karttan da anlaşılabileceği gibi amaç insanları herhangi bir şekilde gülümsetmek. Ama anahtar nokta şu ki, kim olduğunuzu belli etmiyorsunuz. Yani kıyağın faili meçhul oluyor. Ve yaptığın kıyak ne şekilde olursa olsun bu kartı kıyak ile birlikte o şanslı insana ulaştırıyorsun. Ve uzak bir köşeden o insanın yüzündeki gülümsemeyi görüp görevin başarı ile tamamlandığını anlıyoruz =) Dediğimiz gibi amaç gülümsetmek.
Hiç de küçümsenecek bir olay da değil hani. 2 hafta önce google’da tek bir sonuç bile vermezken bu kelimeler an itibariyle 25.700 sonuç veriyor. Ve hızla büyümeye devam ediyor. İyilik yapanlar Tunç’un sayfasında yaptıklarını yazıyor.
Yapılabilecek kıyaklardan bir kaç tanesini şöyle yazmış Tunç:
- Köprü gişesinde arkadaki arabanın parasını vermek ve hızla uzaklaşmak. Gişe görevlisinden kartı arkadaki arabanın şöförüne vermesini rica ediyoruz.
- Yaz sıcağında kalabalık bir belediye otobüsünün içinde buz gibi bir kasa kolayı unutmak (kartlar kolalara iliştirilmiş.)
- Uzun yıllar bakımsız kalan bir mezarı temizlemek ve çiçek dikmek. Kartı mezara bırakıyoruz. Oradan geçen birilerinin belki dikkatini çeker.
- Karta ataçlanmış 10 TL’lik bir banknotu yolda düşürmek.
- Birinin posta kutusuna gelen elektrik veya su faturasını alıp, ödemek. Sonrasında faturayı makbuz ve kartla beraber posta kutusuna geri koymak.
- Haftalardır pis kalmış bir arabayı gece yıkamak ve sonrasında kartı sileceğe iliştirmek.
- Vapur iskelesinde veya metroda turnikelerden birinin üstüne karta ataçlanmış bir jeton bırakmak.
- Sipariş verdiğimiz (bir alana ikincisi bedava) pizzayı komşumuzun zilini çalarak kapısına bırakıp kaçmak (kart pizza kutusunun içinde.)
- Apartmanda kapı önlerine konan çöp torbalarını kapıcıdan önce toplamak ve kartı kapıcının oturduğu evin kapısının altından içeri atmak.
- Görme engelli bir kişiye, yolda ona etrafındakileri anlatarak yardımcı olmak. [Bunu Amelie filminde gördüm!] Kartı o kişinin cebine atıyoruz. Belki bir yakını bulup okur sonradan ona.
- Desteğe muhtaç (lösemili çocuklar gibi) bir derneğin kapısına sabaha karşı içi oyuncak dolu bir sandık bırakmak (kart sandığın içinde.)
- Otomat, ankösörlü telefon veya atari salonlarındaki oyunlara karta ataçlanmış bir jeton bırakmak.
- Bakımsız bir bahçeyi tertemiz yapıp ortasına iki çiçek dikmek ve kartı sonradan çiçeğe bağlamak.
Maddi durumunuzun paralı bir kıyak yapmaya elverişli olmaması da sizi durdurmamalı. Ben mesela daha önce okuduğum bir kitabın kapağına bu kartı ataçlayıp Orhan Veli Şiir Evi’nde yan masaya bıraktım. Biraz sonra gelen üç arkadaş kitabın üstündeki kartı gördüklerinde çok güldüler ama inanamadılar. Görevliye sordular, bu nedir diye. Onun da haberi yoktu, kartı görünce o da kocaman gülümsedi.. Tek kart ile bir kerede 4 kişilik bir gülümseme zinciri oluşturdum. Tabii ki benim gülümsemem de apayrıydı. =)
Bir kıyak da okulun yemekhanesi’nde yaptım. Görevliyi zor ikna etsem de öğrencilerin içeri alınma saatinden biraz daha önce girdim. Tam kapılar açılmadan önce giriş turnikesinde kendi kartımı okuttum ve kart okutulan yerin üstüne FMK kartını bıraktım. Ben de hemen yan tarafa çekilip kola dolabından kendime kola alıyormuş gibi yaparak turnikeye gelecek ilk kişiyi bekledim. Yine kartı gören insan büyük bir neşeyle hemen arkadaşlarına döndü ve gülüştüler. Sonra ben de içeriye girdim. Ben girdiğimde arkadaşlar masaya oturmuş, yemeğe başlamışlardı ama kıyağı yaptığım arkadaşın elinde hala bu kart vardı ve bunun muhabbeti dönüyordu.. =)
Sizi gülümsetebildiysem ne mutlu =)
Siz de Faili Meçhul Kıyakçılardan olmak istiyorsanız bu linkteki resmin ya da bu linkteki word dosyasının çıktısını alıp kartlarınızı hazırlayın.
harika bir fikir gerçekten…
FMK yı ilk okuduğumda ne kadar büyük ve faydalı bir fikir olduğunu anlayacak kadar dikkat edememişim.
Burada verdiğin örnekler çok hoşuma gitti…kesinlikle ben de deneyeceğim.
Fikir için Tunç abiye, bu fikrin önemini anlamamı sağlayıp beni uyandıran yazın için de sana çok teşekkür ediyorum…
hoşçakal…
Merhaba Mustafa,
Blogun simdi gordum – harika..
Bu iyi fikir. Ben 2008 Agustos’da Turkiye’de gittim.
Ve bir Ingilizce kitap biraktim – Kanyonda
Benden soru: Ozturk ne demek?
Cok teskkur cevap icin.
Suleyman.
Hah.. Çok iyi yapmışsınız.. Yine yapın.. Hatta bu hareketi Kanada’da başlatın.. .)
Öztürk benim soyadım. Tam olarak ne anlama gelir, en basit şekliyle “Türk” anlamına geliyor.
Evet Mustafa,katıksız saf türk demek.çok güzel anlamı…:)
ÖZTÜRK soyismi çok yaygın yaygın soyisimleri sevmem açıkcası bence ASLANTAŞ soyismi çok güzel hiç yaygın değil