Posted by Mustafa Öztürk on Şub 8, 2009 in Hayatıma Yön Veren Şarkılar | 6 comments

Dün Cem Karaca’nın ölüm yıldönümüydü.. Düşündüm nasıl anlatırım, ne anlatırım diye.. Biyografi olsun istemedim.. Çünkü Cem Karaca’nın hayatımdaki yeri bir biyografiden, bir sanatçıdan çok daha fazla. Sonra şarkılarını dinlerken beni ne kadar çok etkilediğini gördüm ve yazılarıma yeni bir kategori ekledim:
- Hayatıma Yön Veren Şarkılar -
Bu kategoride beni çok etkileyen şarkıları yazacağım, anlatacağım. Cem Karaca’nın ölüm yıldönümü olduğundan bu yazıları yazmaya başladım ama eğer farklı bir şekilde başlasaydım yine Cem Karaca’nın bu şarkısıyla başlardım yazmaya. Neyse sözü uzatmadan başlıyorum, daha söyleyecek çok söz var.
Cem Karaca – Oğluma
Şarkı şu anda Moğollar’ın solisti olan Cem Karaca’nın sürgünde olduğu için uzun yıllardır göremediği oğlu Emrah Karaca için sürgün yıllarında yazılmış bir öğüt..
Şarkıyı dinlemek için;
Sözleri ise şöyle;
Gam, keder, elem, tasa, gurbet, hasret, dertler geçer gider elbet
Bir merhaba, aci kahve, hatir sorma ve dostluklar yasar elbet
Sımsıkı sev, sen sevmeyi
Bazen, almadan da vermeyi
İstanbul şehri malın olsa
Ölümden öteye köy yok yaGün olur, devran döner, akar seller, kalir kumlar kavuşuruz
Eser yeller, yağar karlar, gelir bahar, açar güller koklaşırız
Sultan Süleyman’a kalmamış
Ha babam dönen şu dünya
Babanin tapulu malı olsa
Kefenin cebinde yer yok yaPapazin eşşeğini kovala dur
Ali’nin külâhını, Veli’ye uydur
Aldat dur! Aldan dur!
Oğlum hayat bu mudur?İşte ağaç, işte deniz, işte toprak, işte hayat budur oğlum
İşte eller, işte gayret, işte ekmek, işte hayat budur oğlum
Başini dik tut, hiç eğme sen
Aklına ve yüreğine güven
Çağını bil çağına yakış
Güzelliklerle yarış
Aslında sözler çok açık, üstüne ne anlatacağım onu bile bilmiyorum şu anda. Şarkı hayatıma Öss’ye hazırlandığım günlerde girdi. Hani çok kötü günlermiş gibi en genç zamanlar.. Sıkıntılar çok geliyordu Öss’yi düşününce.
Gam, keder, elem, tasa, gurbet, hasret, dertler geçer gider elbet..
Bu sözler bu sırayla daha umut dolu nasıl söylenemez sanırım..
Sonra hayatımda zaten var olan ama iyice şekillenmeye başlayan “insan sevgisi” sivriliyor o günlerde..
Bir merhaba, aci kahve, hatir sorma ve dostluklar yasar elbet
Sımsıkı sev, sen sevmeyi
Bazen, almadan da vermeyi
diyor Cem Baba, ilaç niyetine.. Sonra İstanbul geliyor, yanıyor – bitiyorum o aralar İstanbul için. Ama Öss bu, belli mi olur ne olacağı.. İçimdeki kaygı eksik olmuyor. Yine Cem Baba yetişiyor.
İstanbul şehri malın olsa
Ölümden öteye köy yok ya.
Sanırım kazanamasaydım bu şarkı tek başına merhem olacaktı yarama. Neyse ki kazandım, ama yine de bu şarkıdaki öğütleri çıkarmadım aklımdan.
Papazin eşşeğini kovala dur
Ali’nin külâhını, Veli’ye uydur
Aldat dur! Aldan dur!
Oğlum hayat bu mudur?
Var mı insanların şu anki sahte hayatlarını daha iyi anlatan sözler? Aldat dur, Aldan dur.. Oğlum hayat bu mudur?
Peki hayat nedir Usta?
İşte ağaç, işte deniz, işte toprak, işte hayat budur oğlum
İşte eller, işte gayret, işte ekmek, işte hayat budur oğlum
Hayat budur işte.
Ve yine zihnime kazınmış sözlerle bitiyor şarkısını Cem Baba;
Başini dik tut, hiç eğme sen
Aklına ve yüreğine güven
Çağını bil çağına yakış
Güzelliklerle yarış
Ve bu şarkıyı dinlediğim günden bu yana; Cem Karaca artık benim için Cem Baba.. Teşekkürler Cem Baba..
“İşte ağaç, işte deniz, işte toprak, işte hayat” hakkaten hayat bu hayat gezmek ,görülmesi gereken doğal ya da insan elinden çıkmış tüm güzellikleri görmek:))BUT “Money, money, money
Must be funny In the rich mans world Money, money, money Always sunny In the rich mans world” SO “I want to be rich and I want lots of moneyI don’t care about clever I don’t care about funny(yok ya funny kısmı önemli aslında ama şarkıyı bozmayayımşimdi)FINALLY “I don’t know what’s right and what’s real anymore”
özge ne yazık ki günümüz dünyası için yazdıkların çok doğru.. ama dediğim gibi; birileri var, onlar gibi olmayacak.. birileri var satın alınamayacak.. .)
“İşte eller, işte gayret, işte ekmek, işte hayat budur oğlum” .)
bazen herşeyin mükemmel olmasını istiyorum.ama malesef insanın istediği mesleği yapıp çok para kazanıp sevdiği biriyle olup hayatının süper olması imkansız olunca para daha cazip geliyor galiba.bi süre sonra bi yerlere gelmek için sürekli çaba harcamak insanı yoruyor ama para olunca kısa süre de olsa herşey mükemmel oluyor:))))))
Şu sözler beni bile adam eder belki bir gün…
”Başini dik tut, hiç eğme sen
Aklına ve yüreğine güven
Çağını bil çağına yakış
Güzelliklerle yarış”
Aslında sevdaların en güzeli,en özeli sevgiye duyulan sevda…
Birbirimize selam vermeden,suratlarımız asık olarak yaşıyoruz hayatlarımızı çoğumuz.
Toplumumuzun büyük bir kısmı sevgi denildiğinde,kadın-erkek çifti arasında yaşanan cinse bağlı sevgililiği getiriyor ilk olarak aklına ve yavaş yavaş unutuyor sevgiyi,sevmeyi…
Birbirinin yüzüne tebessüm etmeyi dahi çok gören asık suratlar gittikçe çoğalıyor kentlerimizde.
Arabaların ve beton yığınlarının sarıp sarmaladığı hayatlarımız sayesinde unutuyoruz hayatımızı sevmeyi mesela..
Ölüm cazip gelmeye başlıyor içimizden bazılarımıza,
Ama yine de tutunabiliyoruz hayata yine de yaşayabiliyoruz
Çünkü biliyoruz her ne kadar saklasakta içimizde bir yerlerde hala saf bir çocuğun yaşadığını ve herşeyin onu sevmekle başlayacağını…
eh ya ben daha bu lokumları yeni görüyorum.en fındıklısından olmuş bu…kalemın tutusmus yıne anlasılan,hos senı boyle yapan içindeki bambaska adam.sözlerden çıkarmak bir lisan,hoş seni böyle yapan içinden tasan bambaska bır adam.bu bır m.öztürk tanımlaması oldu ama ıdare et artık…kalemıne saglık