
“İstanbul bugün yorgun, üzgün ve yaşlanmış
Biraz kilo almış
Ağlamış yine, rimelleri akıyor”
Üzülme İstanbul.. Üzülme.. Sil gözyaşlarını.. Umutsuzluk yok bizim hayallerimizde.. Bekle İstanbul.. Bekle.. Beraber aydınlatacağız bu boğazı, kara bulutları dağıtacağız.. Dayan İstanbul.. Çok az kaldı.. Dayan.. Sık dişini.. Şafak 200′lerle başladık.. 30′lara geldik.. Bırakmak olur mu burdan sonra beni?
Sesleri duyuyor musun İstanbul?
Çok az kaldı..
A ha ha.. 5 yaprak çalışma sistemiyle ilk kitap bitti.. Koskoca bir Tarihi 2 haftada hallettim..
Türkçe de bitiyor.. Konu olarak Sadece anlatım bozukluklarından 4 test kaldı.. Onları da çözünce Tükçe’nin de konular bitmiş olacak.. Kitabın geri kalanı genel tekrar testleri, denemeler falan.. Onlar da biter kısa zaman içinde.. Yeni hedefim bir tane edebiyat, bir tane matematik bir tane de geometri bitirmek.. Çok kasacak ama bitecek..
Vu huuu!..
Read MoreSınava az bir süre kaldı ve ben hala hobilerimden, bilgisayar-fotoğraf-şiir-gezme-tozma, gibi alışkanlıklarımdan vazgeçemiyorum. Eskiye göre oldukça azaldı gerçi ama yine de daha iyi olabilir.. Bugün dinlediğim bir anı sayesinde ise daha iyi olacağı kesin..
Anıyı anlatan Bursa Birey Dergisi Dershaneleri Yönetim Kurulu Başkanı, Avukat, Matematik öğretmeni ve daha sayamadığım bir çok ünvana sahip olan Rıdvan Yavaşcan.. Kendisi türev, integral gibi konuları 4 derste anlatan, analtmakla kalmayıp öğreten bir insan
Bugünkü dersin sonunda bir anısını anlattı.. Oldukça yararlı oldu bu anı, ben de paylaşmak istedim.. Lafı uzatmadan anıya geçiyorum.. .)
Geçen hafta Fenerbahçe-Chelsea Şampiyonlar ligi maçından önce bir öğrenci geliyor yanına ve diyor ki, “Hocam sizce maçı izlemeli miyim?” Yani cümle tam böyle olmasa da bu anlama gelen bir şeydi.
Ve Rıdvan Yavaşcan Hocam şöyle cevaplıyor:
“Yıllardan 1986.. Mexico86′nın yani 1986 Dünya Kupası Maçlarının oynanacağı günlerde Rıdvan hocam o zamanki adı her neyse Üniversitelere giriş sınavına hazırlanıyor. Rıdvan Hoca da futbolu çok seviyor.. Ayrıca şöyle bir şey de var, o günler; Türkiye’de ilk kez renkli televizyonların yayın yaptığı günler.. Bu maçlar da ilk renkli, naklen yayınlanan maçlar.. Bütün ülke bu maçlara kilitlenmiş durumda..
Rıdvan Hocam ise çok sevdiği maçlar yerine ders çalışmayı seçiyor.. Evdeki gürültüde çalışamadığı için maç olduğu zamanlarda evinde televizyon olmayan bir arkadaşına gidip orada çalışıyor..
Maradona’nın en formda olduğu bu günlerde yer yerinden oynuyor her maçta.. Rıdvan Hocam’ın izlediği tek maç ise Final Maçı’nın son 20 dakikası.. Onu da ders çalışırken kahveden gelen seslere daha fazla dayanamayıp iniyor aşağıya.. Kafasını kahvehanenin camına yapıştırıp dışarıdan izliyor Renkli ve Naklen yayınlanan bu ilk final maçının son 20 dakikasını.. 1 ay boyunca sadece 20 dakika izliyor..”
Ve konuyu şöyle bağlıyor..
“Cebinden bir kaç gün sonraki Fenerbahçe – Chelsea maçına Protokol Tribününden bir bilet çıkartıp masaya koyuyor ve o günlerde kahvelerde bu maçları izleyen arkadaşlarının Fener maçını da kahveden izleyeceklerini, kendisinin protokolden izleyeceğini söylüyor..”
Sanırım bugünlerde yapacağım fedakarlıklar fazlasıyla geri dönecek..
Read MoreHemen konuya giriyor ve oldukça kısa kesip bırakıyorum günlük..
fazla kalamayacağım..
Valla okul varken çok daha güzel soru çözüyorum.. Zaten okulda yedişer yaprak soru çözüyorum tarih ve türkçe’den.. hatta üstüne üç beş yaprak coğrafya bile çözüyorum.. ama eve gelince olmuyor lanet olası şeyler.. sanırım hala bilgisayardan kopamadım.. .( ben girmeyeceğim desem bilgisayar* çağırıyor, konuşalım diyor.. e ben bu aleti açınca 5 dakikam oluyor 5 saat.. aynı şu anda olduğu gibi.. .( sanırım artık bilgisayar kullanmayacağımı söylememin vakti geldi herkese.. .)
hafta sonu desen, dershanede fırsat olmuyor soru çözmeye.. eve gelene kadar oyalanıyorum.. evde oyalanıyorum.. tam derse oturuyorum, bilgisayar çağırıyor yine.. .( yok yok olmuyor böyle, aşkımdan vazgeçmem şart.. öss varken olacak iş değil bunlar*
ama yine de güzel gidiyor bir kaç hafta öncesine rağmen.. tarih kitabım bir kaç güne kalmaz bitiyor.. ondan bir kaç gün sonra da türkçe ve coğrafya bitmiş olacak.. sonra büyük ihtimalle denemelerini çözmeye başlarım herhalde..
bir de evde ders çalışmaya başlarsam aynı anda 4 dersten yapılabilir bu 5 yaprak olayı.. çalışmak istedikten sonra gerisi kolay..
son bir şey daha yazayım .) yarın okula gitmiyorum.. çarşamba osmanlı tarihi, perşembe günü ise matematik sınavım var.. 4 türev, 6 integral çıkacak sınavda.. ve ben daha integral işaretini bile yapamıyorum.. neyse ki arkadaşımın defterini fotokopi çektirdim de yarın bakacağım..
ulan 12 yıldır defter tutmayı öğrenemedim.. 1 tane bile defterim yok.. bir tane lazımlık var, hocalar çok ısrar ederse ona yazıyorum.. daha çok karalıyorum.. fotokopi için verdiğim parayla kaç aç insanı doyururdum bilmiyorum.. =\
neyse işte günlük, durum böyle..
seneye bunları okuyup, gülümsememiz dileğiyle..
Gelen mail ve yorumlarda bu çalışma programına ilgi oldukça büyük.
Yazayım şu programı da bütün gerçekten isteyenler yararlansın.
Her şeyden önce üniversite kazanmayı gerçekten istemeli ve bunun için bazı şeylerden vazgeçmelisiniz.. Bilgisayar olabilir, en sevdiğiniz dizi olabilir, vizyona yeni giren bir film olabilir. Kendinizi kafa olarak hazır hissediyorsanız yazının devamını okuyun. Hissetmiyorsanız “ÖSS’ye 2 ay 25 gün kala durum değerlendirmesi” başlıklı yazımı okuyun. Eğer hala Öss’yi kazanmak istemiyorsanız zaten sizin için bir öenmi yok, istekli olanlar okumaya devam etsin
Bu programın en büyük düşmanı dershanelerdir. Bu programa göre dershaneler bizi yavaşlatan yerlerdir. Sonuçta Tarih, Edebiyat, Coğafya gibi dersleri öğretmen anlatmadan da kendimiz gayet rahat bir şekilde anlayabiliriz. Bu programda dershaneleri beklemeden hızlı bir şekilde kitaplar bitireceğiz. Yeni bir soru bankası alıyoruz. Eğer konu eksiğiniz varsa konu anlatımlı olması faydanıza olacaktır. Mesela ben ilk önce Tarih ve Türkçe’yi seçtim. Okul büyük bir vaktimi alıyor, mezun arkadaşlar birden fazla ders seçebilirler kendilerine.
Derslerimizi seçip kitaplarımızı aldıktan sonra sıra asıl önemli olan hızlı bir şekilde ilerlemeye geliyor.
Seçtiğimiz derslerden günde 5 yaprak yapıyoruz. Yani isteğe göre bu yaprak sayısı 7-8 olabilir tabii ki. Ben bugün 7 yaprak yapmaya başladım mesela. Çünkü kitapların eridiğini görmek hem keyifli hem de motive edici.
Günde 5 yaprak yapıyoruz diyelim, 5 yaprak arkalı önlü günde 10 sayfa yapar. Tüm konuları içeren 200 sayfalık bir soru bankası 20 günde bitiyor yani. Ne kadar hızlı olduğunu şöyle açıklamak istiyorum. Sene başından beri 8 ay geçti ama bu 8 ayda tam olarak bitirdiğim bir tane bile kitap yok. Bu sistem sayesinde 20 günde 2 kitap bitirmiş olacağım.
Eğer 7′ye çıkartırsanız yaprak sayısını, günde 14 sayfadan 14 günde, yani 2 haftada bir kitabı bitirebilirsiniz.
Bir de ben şöyle bir şey yaptım. Kitaplarımı 5 yaprak 5 yaprak parçaladım. Yanımda bütün test kitabını değil, sadece o gün çözeceğim soruları taşıyorum. Çok az yer kapladığından her yerde rahatça çıkartıp çözebiliyorum. Ufak boş anlarınızı da değerlendirebilirsiniz bu şekilde.
Örnek vermeye kendimden devam edersem okulda hocaların izin verdiği derslerde, öğle arasında falan çözdüğüm sorular ile yaprak görevlerim bitiyor. Eve geldiğimde de başka derslere çalışıyorum. (?) .)
Eğer gerçekten dişinizi sıkarsanız inanılmaz faydalı bir sistem. Bir kitabı bitirdikten sonra bir yaprak test takımı çözersiniz. Onu da bitirdikten sonra içinde içinde sadece bir dersin denemelerinin bulunduğu kitaplardan da çözerseniz 30 testte tüm konuları 30 defa tekrar etmiş de olursunuz.
Matematik – Fen bölümünde okuyan arkadaşlar hemen “Ama bizim dersler” diye başlayan cümleler kurmasın lütfen. Mazeret uyduranlara göre bir çalışma sistemi değil zaten.
Gerçekten isteyen yapar, Gerçekten isteyen kazanır!..
Bu sistemi bizim için düşünen, Türkiye’nin en iyi rehberlik hocalarından biri olan Akif Hocam’a, nam-ı değer 5 Yaprak Akif‘e çok çok çok teşekkür ediyorum.
Buralardayım