Şiir olmayan yerde insan sevgisi de olmaz.
-aman, kendini asmış yüz kiloluk bir zenci,
üstelik gece inmiş, ses gelmiyor kümesten;
ben olsam utanırım, bu ne biçim öğrenci?
hem dersini bilmiyor, hem de şişman herkesten.
iyi nişan alırdı kendini asan zenci,
bira içmez ağlardı, babası değirmenci,
sizden iyi olmasın, boşanmada birinci…
-çok canım sıkılıyor, kuş vuralım istersen.
Ülkü Tamer
Read MoreSait benim en iyi arkadaşımdı…
Fırlama’nın önde gideniydi. İstanbul Lisesi’nde bir avuç raptiyeyi öğretmeninin altına koyunca göndermişler bunu okuldan. Sait de soluğu Bursa Erkek Lisesi’nde almış. Öyle oldu tanışmamız.
Kafalar çok uyuşuyordu bizim Sait’le, çok çabuk ısındık bir birimize. Yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmedi yıllarca.
İpekli Mendil hikayesini okumuşsunuzdur Sait’in. Orda gözleyen bendim Sait’i.. Ben bekçiyi görmeden bekçi Sait’i görünce hikayede bana yer kalmadı. Ama Zemberek’teki çocuk benim.
Read More“Evvela masa üzerindeki küçük süslerini, kullandığı losyonları, tuvalet eşyasını seyrettim. Aldım, baktım. Küçük saatini elimde evirdim, çevirdim. Sonra elbise dolabına baktım. Bütün o kat kat elbiseler, süsler… Her kadını tamamlayan şeyler bana korkunç bir yalnızlık, acıma ve onun olma his ve arzusunu verdiler.” Ahmet Hamdi Tanpınar
Read More
Geçen haftalarda Nietzsce Ağladığında’yı okudum.. Kitapta anlatılan Breuer’den beter bir bıkmışlığa sahip olduğumdan 2 hafta önce notlarını çıkardığım yazıyı bugün anca yazabiliyorum..
Bütün kitap çok güzel de gözüme çarpan bir kaç cümleyi yazıyorum..
Read More
GitmeVakti.Com artık yayında. Uzun zaman önce böyle bir site açma kararı vermiştim, kısmet bugüneymiş. Lafı çok uzatmayacağım, GitmeVakti.com’da ben yazacağım. Parantez İçi Hayatlar’dan Cihan Tekin yazacak, Yalnızlık Okulu’ndan Erdem Özsoysal yazacak.. Ve tabii ki en önemlisi bizim dışımızda isteyen herkes yazabilecek. İsteyen herkes şiirlerini, denemelerini, öykülerini, çektiği fotoğrafları gönderebilir. Hatta göndermeliler ki daha da güzel bir site olsun.
Gitme Vakti’ni tanıtmal için yazdığım yazıyı da sonuna ekleyeyim de sitenin çekiciliği olsun.
Gitme Vakti..
Read MoreGitmek.. Benim için kelimelerin, eylemlerin; en hüzünlüsü, en zoru.. Bu yüzden bu edebiyat sitesinin adını “Gitme Vakti” koyduk.. Hatta sitenin adına beraber karar verdiğimiz dostum da gitti.. Ya da ben gittim, bilmiyorum.. Ne fark eder ki, gitmelerin her türlüsü zor geliyor insana..
Çok çeşitlidir “gitme”ler.. Bazen en sevdiğiniz, adeta parçanız olan insan gider sizden uzaklara.. “Gitme” bile diyemezsiniz.. Bilirsiniz ki “gidecektir gitmekte olan..” Kelimeler artık hiçbir şeyi değiştiremez.
Bazen de giden siz olursunuz. En sevdiğinizi bırakırsınız geride. Belki tek ihtiyacınız olan sevdiğinizden “Gitme” kelimesini duymaktır. Çünkü bitmeye yüz tutmuş bir aşk; içi boşalmış bir “seni seviyorum”dan çok daha fazla ihtiyaç duyar “gitme” kelimesine.. Ama duyamazsınız sevdiğinizden “gitme”yi.. Gidersiniz.. Giderken sevdiğinizi de götürürsünüz aslında.. En çok burada zorlanırsınız ama o bunun farkına varamaz..
Bazen de kendinizi bırakıp gitmek istersiniz. Ama kalbiniz git derken ayaklarınız kalmanızda ısrar eder. Çoğu zaman da ayak kazanır. Hiçbir yere gidemezsiniz.
Dediğim gibi.. Bu kelimenin her türlüsü hüzünlü.. Gitmek, gidememek, gitme diyememek..
İşte bu yüzden şimdi “Gitme Vakti…”
Sitemiz tüm edebiyat severlere hayırlı olsun.. Hepinizin yazılarını bekliyoruz.
Orhan Veli’nin çıkardığı Yaprak Gazetesi’ni duyanlarınız vardır. 01 Ocak 1949 yılında çıkartılıyor ilk sayısı. Yani tam 60 yıllık gazete. Geçende gittigidiyor.com’da karşıma çıktı. Hayır sever bir vatandaş olduğunu tahmin ettiğim biri bu gazetelerden 13′tanesini inanılamayacak bir fiyata satıyordu. Ne zamandır pahalı olduğu için alamadığım bu gazeteleri bulmuşum, kaçırır mıyım hiç. Sıkı bir açık arttırma stratejisi ile aldım gazeteleri.

Aldım ama ne ile karşılacağımı da tam olarak bilmiyorum. Bir-iki gün sonra geldi gazeteler. Yıllanmış kitap tutkusu bende inanılmaz. 45 yaşında bir 35 yaş kitabım var mesela
ya da 35 yaş’tan da yaşlı ya da o civarda bir çok kitap. Ama bu gazeteler hem en eskisi, hem de en güzeli. Her zaman olduğu gibi açar açmaz pakedi ilk işim derin derin koklamak oldu o yıllanmış kağıt kokusunu. Sonra göz gezdirmeye başladım dergilerin üzerinde.
Dergi açıklaması şöyle;
Her ayın biriyle onbeişnde çıkar.
F i k i r, S a n a t G a z e t e s iSahibi ve yazı işlerini fiilen idare
eden : Orhan Veli KANIKYıl: 1 Sayı:2
15 Ocak 194915 Kuruş
Abone: 6 aylığı 150 Kuruş
Adres: Posta Kutusu 179, Ankara
Arbas Basımevi - A n k a r a
Fikir, Sanat gazetesi.. Bu size ne çağrıştırır bilmiyorum.. Ama bu dergiyi okumadıysanız emin olun ki daha önce Fikir, Sanat gazetesi, dergisi okumadınız.
Dergide yer alan isimleri kısaca yazıyorum. Siz düşünün yer yüzünden bu kadar büyük insanlar yan yana bir daha gelebilir mi?
Orhan Veli, Melih Cevdet, Oktay Rıfat, Sait Faik, Orhan Kemal, Cahit Sıtkı Tarancı, Ahmet Muhip Dıranas, Necati Cumalı, Erol Güney, Sabahattin Eyüboğlu ve daha bir çok isim.
Şu anda hangi gazetede, hangi dergide böyle isimler bir arada yazıyor? Ya da şu anda toplasanız bu kadar büyük isim sayabilir misiniz? Bunların hepsi aynı gazetede yazıyor, düşünebiliyor musunuz?
Daha güzel bir gazete ne olmuştur ne de olacaktır.
Bende bundan böyle sizlere her ayın biriyle onbeşinde elimdeki bu dergilerden derleme bir yaz sunacağım. Bu derginin unutulmasına izin vermek benim için insanlık suçu gibi bir şey olur sanırım.
Read More
Buralardayım