22 Şubat 990′ın üstüne 18 Yıl..

Posted by on Şub 25, 2008 in Günlük | 5 comments

Bir doğum günümü daha geride bıraktım. Bu doğum günü diğerlerinden biraz daha farklıydı ama. 18. yılımı doldurdum bu dünyada.. Artık resmi olarak yaşımdan dolayı bir yasak kalmadı..

İnsan’ın en hızlı büyüdüğü gün olsa gerek 18′ini doldurduğu an.. Yeni yaşıma girmeme yarım saat kala kuzenimin attığı mesaj bunu en iyi hissettirdi bana. Şöyle diyordu mesajda; “Daha 17 17 17 17 17 17 17 17 17 17 17 17 17 17 17 17 17 17 17 17 17′sin” Evet, yarım saat vardı resmi olarak reşit bir birey olmama. Yarım saat daha yasalar önünde çocuktum.

Tarih 21 Şubat 2008′den 22 Şubat’a geçtiği anda geride bıraktım 17′yi.. 17′nin benim için ne kadar özel bir yaş olduğundan pek bahsetmedim bu blog’ta.. Bundan önceki hayatımın neredeyse tamamında Teoman etkili olmuştu.. 17. doğum günü pastam’ın üzerinde “daha on yedi” yazıyordu. 18′i doldurana kadar her yıl on yediydim aslında. Ergenliğin de etkisi ile trafikte akmayan hep benim şeridimdi.. Mektuplar yazıp şişelere koyardım hep ama bakardım ki deniz bile yok şişeyi bırakacak.. Mutsuzluğun sarhoşluğunda hep tek başıma dans ederdim.. Elveda zalim dünya şarkılarıydı en çok dinlediklerim.. Kısacası uzun zamandır daha on yedi, on yedi, on yediydim.. Oyundan her kalkmak istediğimde kağıtlar dağıtılırdı ama bu sefer on yedi’yi aştım..

17 değilim artık. Bunu “18 olup kendimi bir şey zannettim” gibi düşündüğümü algılamayın sakın. Aslında on yedi‘yi aşalı çok olmuştu ama 18 sadece bunun dışa vurumu. Yani bana bu yazıyı yazdırmak için bir neden oldu sadece 18. doğum günü pastam..

Daha on yedi iken hep InTheEnd‘tim ben.. Adımın Mustafa olduğunu bilenlerden çok InTheEnd olarak tanıyanlar daha çoktur.. Nick’imin dediği gibi hep bir şeylerin sonundaydım.. Hep melankoliktim.. Hep ergendim aslında.. :) Değişime nick’imden başladım.. Lise hayatımın tamamında bana eşlik eden nick’imi artık kullanmamaya karar verdim.. Yeni nick’lerim ise çok daha farklı bundan.. M. Öztürk, Bahar Rüzgarında’ki Ter Kokusu, Bölüm Sonu Canavarı, Deli Asaf.. Rica ederim nicklerimi çalmayın :) Hepsinin anlamı çok farklı benim için..

Doğum günümü de ilk defa bu kadar çok kişi kutladı. İlk defa arkadaşlarla beraber bir kutlama yaptım.. İlk defa bu kadar anlamlı hediyeler aldım.. Bir dolma kalem, daha nice şiirler yazıp her şiirde dostum Alican’ı hatırlamam için.. Bir İstanbul manzarası yapboz‘u.. tam 1000 parça.. Ama bu yapboz değil.. Sadece yap, bir defa yapan asla bozmak istemez. :) 2 gb’lık hafıza kartı.. Sweet, T-Shirt, Gömlek vs vs..

Ama kuşkusuz en anlamlısı babamınkiydi.. Bundan On Sekiz sene önce 22 Şubat 990 tarihinde bir perşembe günü saat 11:50′de dünya’ya gelmişim ve tam bu anda aradı beni babam.. Bunun kadar anlamlı hiç bir şey olamazdı herhalde bir babadan alınabilecek..

Neyse, öyle işte.. Artık On Sekiz‘im.. Beni ben yapan herkese sonsuz teşekkürler.. Hoşça kal on yedi..

5 Comments

  1. hayat mıdır bizi buna sürükliyen yoksa sadece kurallar mı?
    18ken dahamı rahatız dahamı özgür?
    ne dersin ha özgürlüğün ne kadar arttiki?
    ne demek istediğimi en iyi sen anlarsın belki şimdi…
    sevgierimle,firat!

  2. belki de boynumuzda ki ip biraz daha uzadı, daha fazlası değil..

  3. mutlu olmak hayattan zevk almak sevmek,hayatı sevmek…ıstedıgımız seyler daha neler neler suphersın sen devam et.:)

  4. ”2 gb’lık hafıza kartı”
    ihşallah banada verirler :)

    Daha beraber cok seneler yasıcaz hocam cok!.. hele bi istanbul’a gel :)

  5. olm, hediyelere kilitlenmedin inş.. neden okutturduğumu anladın di mi.. :D

Trackbacks/Pingbacks

  1. 20′ye girdim ya da 19′u Doldurdum.. — Mustafa Öztürk || “Hayır.. Onlar gibi olmayacağız..” - [...] doldurdum? Oysa geçen sene ne kadar güzeldi her şey. Geçen seneki doğum günümde yazdığım yazıya bakıyorum da ne kadar ...

Submit a Comment