Random header image... Refresh for more!

Yazan: — Mart 2010

“Hayatımın en mutlu anıymış, bilmiyordum.”

“Evvela masa üzerindeki küçük süslerini, kullandığı losyonları, tuvalet eşyasını seyrettim. Aldım, baktım. Küçük saatini elimde evirdim, çevirdim. Sonra elbise dolabına baktım. Bütün o kat kat elbiseler, süsler… Her kadını tamamlayan şeyler bana korkunç bir yalnızlık, acıma ve onun olma his ve arzusunu verdiler.”  Ahmet Hamdi Tanpınar

Bu cümle ile başlıyor Orhan Pamuk’un Masumiyet Müzesi. “Hayatımın en mutlu anıymış, bilmiyordum.”
“Bilseydim, bu mutluluğu koruyabilir, her şey de bambaşka gelişebilir miydi?”

Bilmiyorum.. Her şey bambaşka gelişirdi şüphesiz. Belki o zaman bu kitap kutsal kitaplarımdan biri olmazdı. Hayatımı en çok etkileyen kitaplardan biri olmazdı..
Güneşli bir pazar gününe denk gelmiş baharın bu ilk gününde; yanımda mutluluğumu, coşkumu, sevincimi paylaşacak birileri olurdu mutlaka. Bilmem kaçıncı kez bu kitaptan rastgele sayfalar açıp okumazdım bütün gün. Buraya Masumiyet Müzesi’ni değil, baharı, bahar bayrmanı anlatan bir yazı yazardım..

Ama bu kitabı Kemal’de kendimi bulduğum için mi yoksa bulmak istemediğim için mi bu kadar çok okuyorum bilmiyorum.. Fusun’unuzu bulmuş olabilirsiniz.. Kaybetmiş de olabilirsiniz.. Ama bir anınıza “Hayatımın en mutlu anıymış, bilmiyordum.” derseniz, bunun farkına vardıktan sonra hayatı ıskalama olasılığınız yüksek.

Şayet kitabı okumadan önce hayatımın her döneminden oluşan ufak çaplı bir Masumiyet Müzem vardı.. Bulgaristan, İlkokul, lise dönemlerimi yansıtan nesneleri İstanbul’a taşınırken bile yanımda getirmiştim. İstanbul’da da bir süre devam ettim buna.. “Hayatımın en mutlu anıymış, bilmiyordum” diyebileceğim an’ımın hatırasını da ekledim hatta.. Ama Füsun’u kaybetmek kolay bir olay değil. Daha doğrusu Füsun’u bulmak kolay değil.

Bu yüzdendir ki hiçbir an’ınız için “Hayatımın en mutlu an’ıymış.” demeyin. En güzel an’ınız henüz yaşamadığınız. :) Saplantılara gerek yok..

Kitaptaki ilk cümleyle başladık, son cümleyle de bitirelim:
“Herkes bilsin, çok mutlu bir hayat yaşadım.”

Mart 21, 2010   2 Yorum Var, Sen Ne Dusunuyorsun?

Neden mi Seyahat? Europe is Waiting for Mustafa and Umit!

Bir önceki yazımda bahsettiğim seyahat bursunda sonuçların açıklanmasına kısa bir süre kaldı. Ben de bu seyahati neden istediğime dair bir video klip hazırladım.. Video’nun sonunda da sürprizler var :)

Bakalım neler olacak :)

Çok heyecanlıyım çok :)

Mart 16, 2010   4 Yorum Var, Sen Ne Dusunuyorsun?

Bu Rüya Gerçek Olsun..

Plovdiv… Prag… Viyana… Berlin… Amsterdam… Paris… Lyon… Milano… Roma… Atina…

Daha şehirlerin isimlerini art arda yazarken tüylerim diken diken oluyor. Bu yaz sırasıyla bu şehirleri gezmeye bir adım daha yaklaştık  Dostum Ümit ile. Sağ tarafta banner’ını gördüğünüz Genç Gezginlere Seyahat Bursu‘nun finalistleri arasındayız.

Bazen.. Bazen tek çareniz gitmek olabiliyor. Doğduğunuz ülkeyi terk etmiş olabilirsiniz.. Büyüdüğünüz şehri terk etmiş olabilirsiniz.. Son geldiğiniz yer hayallerinizin şehri bile olsa, zamanında size Gitme Vakti diye edebiyat sitesi yaptıran nedenler sarılır boğazınıza, anlarsınız hiçbir yere, hiçbir şeye tutunamadığınızı.. Ya da tutunacak hiçbir şeyinizin olmadığını.. Ve tabii tutan bir şeylerin de.. Sizin istediğiniz Gitmek’tir.. Yolda olmaktır..

Kaç yazımda bahsettim bilmiyorum.. Mutlulukların en büyüğü; bir hayali gerçek yapmak.. Ve benim tek çarem bu hayali gerçek yapmak.. Başvuru yazımız burada:

http://ozlem-pansiyon.blogspot.com/2010/02/finalistler-12-mustafa-ozturk-ve-umit.html

Desteklemek isteyenler yazının altındaki budur!’u işaretleyebilir, yorum yapabilirler..

Yollara düşmek lazım şimdi!..

Mart 8, 2010   4 Yorum Var, Sen Ne Dusunuyorsun?

Biraz Sosyalleşelim.. :)

Uzun zamandır bloga düzenli yazı yazamıyor ve takipçilerimden neredeyse azar işiten mailler almaya başlamıştım. Artık ayda bir defa yazı yazmak yerine çok daha sık yazı yazmaya çalışacağım. Ve gördüm ki blog baya eskilerde kalmış, biraz sosyalleştireyim dedim. Sağ tarafta en başta gördüğünüz hayran sayfası kutucuğundan ya da bu linkten bloga hayran olabilirsiniz. Orda bloga yazamadığım çok daha fazla şeyi paylaşacağım.

Facebook kutucuğunun altında da formspring.me sayfam yer alıyor. Ordan da bana dilediğiniz soruyu anında sorabilirsiniz. Yalnız isimsiz gelen soruların hepsini cevaplamama hakkımı saklı tutarım. :) Facebook hesabınıza giriş yapmış vaziyetteyseniz otomatik olarak isminizle soracaktır zaten :)

Formspring‘ten sonra da son Twitter güncellemelerim yer alıyor. Beni Twitter‘dan da takip edebilirsiniz :)

Sağ taraftaki sayfalar bölümüne de FriendFeed linkimi ekledim. Eğer kullanıcısı değilseniz mutlaka Twitter ve FriendFeed‘i tavsiye ederim :) En çok zaman geçirdiğim ve genelde blogun içeriğine benzer içerikler paylaştığım yer FriendFeed..

Sol tarafta fotoğrafın altında da abonelik kutusu var, ordaya mail adresinizi girerseniz de yazılarım mail kutunuza gelir :) RSS kullanıyorsanız RSS takibine de alabilirsiniz.

Evet, artık aldığım nefesten haberdar olabilirsiniz :)

Beni yeniden düzenli blog tutmaya başlatan, yeni yazı yazmam için neredeyse azarlayan okuyucularım, sizleri seviyorum :)

Ha bir de yazıların altına paylaş butonları koydum, beğendiğiniz yazıları Facebook‘ta, FriendFeed‘te, Twitter‘da vs kolayca paylaşabilirsiniz :)

Mart 2, 2010   2 Yorum Var, Sen Ne Dusunuyorsun?