Random header image... Refresh for more!

Yazan: — Nisan 2009

1 Mayıs Çilekleri..

Öncelikle belirtirim; bu yazının İşçi Bayramı ile alakası yoktur. :)

1 Mayıs..
Geçen sene 1 Mayıs’ta şu anda ev arkadaşım olan Çağrı ile okul çıkışı dershaneye gidiyorduk.. Tatlı bir bahar havası.. İçim içime sığmıyor.. Kravatlar aşağıda, gömlek dağılmış.. Liseliyiz..

Dershane yolu miting alanından geçiyor.. Çağrı’yla yürüyoruz, daha miting başlamamış neyse ki.. Karşımıza bir çilekçi çıktı.. Çilekler de nasıl güzel anlatamam.. Çıkarttık bozukları, 1 kilo çilek aldık.. Yıkamakla uğraşmak falan yok.. Bulduğumuz ilk kaldırıma oturduk, başladık çilekleri yemeye.. Ama o anda o çileklerin ne kadar iyi geldiğini anlatamam.. Şimdi düşününce inanılmaz bir duyguymuş gibi geliyor o anlar.. Tam yarıladık çilekleri derken önümüzden mitinge katılacak olan bir grup geçiyor.. O anda geçen gruptan nefret ediyorduk.. Amacı bayram kutlamaktan çok daha farklı bir gruptu.. Ama çilekler o kadar güzeldi ki sinirimizi hiçbir şey bozamazdı..

Afiyetle yedikten sonra çilekleri dedik ki bundan sonra 1 Mayıs bizim için çilek günü olsun.. Oldu da.. Çağrı ile aynı evde yaşıyorum şu anda.. 1 yıldır dönüyor çilek muhabbeti.. 1 mayıs gelse de adam akıllı çilek yesek..

Yarın 1 mayıs.. Ama benim planlarda bir aksaklık oldu.. Bir önceki yazımda anlattığım gibi cebimdeki bütün parayı kitaplara yatırmıştım.. Bugün de maaşı çekecektim.. 3 günlük parasızlık bugün bitecekti.. Bugün gittim bankaya.. Banka hesap kartımın hayatımda hiç gitmediğim Bursa / Karacabey’e gönderildiğini öğrendim.. Biraz küfrettik ama dediler ki kimliğinizle de para çekebilirsiniz.. İyi dedim, verdim kimliği.. Parayı çekebildim mi? Hayır! Benim hesabımı açan “sevgili” banka görevlisi yerleşim belgemin bilgilerini girmemiş..

Sonuç.. Para çekemiyorum.. Yarın 1 mayıs, tatil.. Sonra hafta sonu geliyor.. En iyi ihtimalle P.tesi çekeceğim parayı.. 3 gün daha kurşun atacak bir meteliğim bile yok..

İşin ilginç yanı Çağrı’da da yok..

Peki ya bütün sene planladığımız 1 mayıs çilek’lerini kim yiyecek? Başka bir arkadaştan para alıp yesek aynı tadı alabilecek miyiz?

Sanırım ne desem boş.

Millet yıllarca hayallerini kurduğum bölümü özel üniversitede okurken hiç istemediğim bölümde, İstanbul gibi bir şehirde kendi paramı kazanarak yaşamaya mecbur olmam da, çileklerimin boğazıma dizilmesinde, hatta dizilememesine sebep olan herkese teşekkürler.

1 mayıs kutlu olsun.. isteyene çilek isteyene işçi bayramı..

Nisan 30, 2009   6 Yorum Var, Sen Ne Dusunuyorsun?

1 ve 2 liraya binlerce kitap.. Kırkambar Kitapevi

Blogumda yazılarımı okuyup benimle tanışan, şimdilerde yakın arkadaşım olan Ümit geçen gün süper bir olaya tanık olmuş. Üsküdar’ın kuytu köşe yerlerinden birinde bir sahaf dükkanı varmış.. Bütün kitapları 1 liraya 2 liraya satarmış falan diye mail attı.

Bu mailden sonra rahat durabilir miyim hiç? İlk fırsatta soluğu bu kitapçıda aldık. Ama nasıl bir soluk anlatamam. İçeride binlerce kitap var.. Kitapların yaş ortalaması da 30 civarıdır herhalde.. Öyle güzel bir kitap kokusu var ki içeride. Zaten girdiğin an bu büyülüyor seni..

Ay sonu gelmiş, cebimde 22 lira para var.. Kitaplar, kitaplar, kitaplar.. Cebimdeki bütün parayla yaklaşık 15 tane kitap aldım. Sait Faik’ten Attila İlhan’dan, Can Yücel’den, Sunay Akın’dan, Erdal Demirkıran’dan uzun zamandır almak isteyip de alamadığım bir çok kitabı 1 ya da 2 liraya aldım..

Bugün de şans bu ya yine Üsküdar’a işim düştü. Yanımda da geçen gün benimle gelemeyen ev arkadaşım vardı. Hazır gelmişken bir uğrayalım tekrar dedik.. Aman allahım, daha 1 gün geçti yeni yüzlerce kitap gelmiş.. Bugün de kişisel gelişim ile ilgili dolu kitap aldım.. Doğan Cüceloğlu, Rıfat Ilgaz’ ve Gani Müjde’nin de kitaplarını aldım.. Yani kitap almak için bir de borç aldım arkadaştan.. Ama pişman değilim, yine olsa yine alırdım.. :)

Hatta öss’ye hazırlananlar da burda 1 liraya piyasada 20 liraya satılan test kitaplarını bulabilir.. :)

Bu kitapçıyı merak edenler olursa adresi şöyle:

Kırkambar Kitabevi
Hayrettin Çavuş mah. Çavuşdere caddesi. No:50/2 Üsküdar/İstanbul

Kaşifimiz Ümit detaylı bir şekilde anlatmış yerini. Burdan ulaşınız efendim.. :)

Nisan 30, 2009   18 Yorum Var, Sen Ne Dusunuyorsun?

Vizelere 1 Hafta Kala İş Başı..

tchibo

tchibo

Hayırlı uğurlu olsun diyoruz efendim bana.. Bugün Tchibo Beşiktaş Mağazasında iş başı yaptım.. Özel Matematik Dersi ve Öss Koçluğundan tam istediğimi alamayıp iş arayışına koyulmuştum. Çok geçmeden Tchibo’daki işi buldum.. İş bu ya bugün iş başı yaptım, eve geldim maillere baktım bir tane ÖSS koçluğu, bir tane de matematik dersi için teklif gelmiş.. :) Matematik için uygun olmadığımı yazdım ama ÖSS Koçluğu için hayır diyemedim. Çünkü gerçekten severek, isteyerek yapacağım, yapabileceğim bir olay. Umarım anlaşırız, umarım yardımcı olurum arkadaşa.. :)

İlk gün yaklaşık 9 saat çalıştım.. Ve öğle yemeği hariç hiç oturmadım.. Yoruluyor insan ister istemez :) Kısa kesmek zorundayım bu yazıyı.. :)
Hayırlı olsun efendim yeni işim.. Umaırm 1 hafta sonra başlayacak olan vizelerde çakmam..

Nisan 11, 2009   3 Yorum Var, Sen Ne Dusunuyorsun?

Teoman – İnsanlık Halleri | ipleri dolaşmış uçurtmalar misali ne beraber uçabildik, boşverip şu dünyayı ne gidebildik kendi yolumuza

teoman - insanlık halleri

İşte yine yetişti..
Üzgünüm bu blogu ergenliğimin başlangıcından beri tutmuyorum.. Eğer öyle olsaydı yazıların yarısından çoğu Teoman ile ilgili olabilirdi ve siz bugün neden bu yazıya “İşte yine yetişti..” diye girdiğimi biraz daha iyi anlayabilirdiniz..

Şimdi o yıllardan kalma beni anlayacak hiç kimse kalmadı.. Ben de o yıllardaki gibi kalamadım.. İstasyon İnsanlarıydık hepimiz.. Tesadüfen bir aradaydık, tesadüfen aynı rüyayı görüyorduk.. Sonra trenler geldi ve herkesi farklı yerlere götürdü.. Bir uyandım ki her şey bitmiş.. Hiç kimse kalmamış rüyadan..

Hani güzel bir rüyanın ardından gözlerini ilk açtığın anda hemen kaparsın ya.. Devam etmek istersin rüyaya.. Hatta bazen edersin de.. İşte aynı o şekilde biraz daha devam ettirmeye çalıştım rüyamı ama artık bitmişti.. Şu anda ise sabah gördüğüm rüyanın ayrıntılarını unutma evresindeyim.. Hatırlamak için o güzel anları kendimi yiyorum ama bir türlü gelmiyorlar aklıma sabahki gibi..

İşte o güzel anlarımın hepsinde Teoman da benimleydi..

Ya da ne zaman büyük bir “gitme”  ile karşı karşıya kalırsam onunla anlatırdım kendimi.. Bir önceki albümü; Renkli Rüyalar Oteli, yaklaşık 3 yıl önce artçı şokları hala devam eden bir “gitme”nin üstüne gelmişti..

Yine büyük bir “gitme”nin içindeydim ki yeni albüm geldi.. İnsanlık Halleri.. Çok güzel.. Sanırım yine tam zamanında yetişti Teoman.. Ve sabah uyanıp albümü buluncaya kadar yaptığım heyecan hala çocukluğumdan değişmeyen bir şeylerin kaldığını gösterdi.. Yine bana eskileri özletti.. Ama güzeldi..

Sözleri yazar Elif Şafak’a ait olan çello ve piyano eşliğindeki Uçurtmalar şarkısıyla baş başa bırakıyorum sizleri.. .)


en sevdiği renk mor olan kadın
en sevdiği kelime “asi”
en sevdiği oyun incitmek beni
hıncı, çocukluktan kalma bir yara izi

zamanı yaralarla ölçen kadın
geçmişiyle kavgalı
tanrıya sığınan kız çocuğu geceleri
isyankar gündüzleri

ipleri dolaşmış uçurtmalar misali
ne beraber uçabildik, boşverip şu dünyayı
ne gidebildik kendi yolumuza
rüzgarda savruk, başına buyruk
senle ben

kırdığı kalpleri dizmiş ipe
gene de en büyük zararı kendine
ayak izlerini kuşlar yesin diye
ekmek kırıntıları bırakıp geride..

en sevdiği ses çocuk sesi
oysa anne olmayı istememiş yıllar vark i kendi
hiçbir zaman kök salmamış  ki
sırf bir gün çekip gidebilmek için..

ipleri dolaşmış uçurtmalar misali
ne beraber uçabildik, boşverip şu dünyayı
ne gidebildik kendi yolumuza
rüzgarda savruk, başına buyruk
senle ben

gene de bulup bir birimizi
aldatma pahasına sevdiklerimizi
ağlayarak seviştiğim kadın
ipleri dolaşmış uçurtmalar misali

ipleri dolaşmış uçurtmalar misali
ne beraber uçabildik, boşverip şu dünyayı
ne gidebildik kendi yolumuza
rüzgarda savruk, başına buyruk
senle ben

kaç gece göğsünde uyuduğum kadın
hep tek başıma uyandığım..

Nisan 9, 2009   8 Yorum Var, Sen Ne Dusunuyorsun?

[mim] Neden Yazıyorum?

Coşkun bana mim yollamış da heberim olmamış.. Neyse şimdi gördük şimdi yazalım.. Demiş ki neden yazıyorsun?

Aslında yanıtı benim için çok kısa. “Yazmamayı seçemediğim için.

Blog yazmaya ilk nasıl başladın gibi algılarsam bu soruyu yanlış hatırlamıyorsam yazdığın yazıdan para kazandığın bildirgec.org’de başladım blog yazmaya. Orda blog nedir ne değildir az biraz öğrendikten sonra da kendi blogumu açmaya karar verdim.
Bu blogu açtığım günler (Ağustos, 2007) Öss’ye yeni hazırlanmaya başlıyordum. Bir tür Öss blogu olsun dedim kendi kendime. Kişisel gelişim ile de ilgilendiğimden orda yazılar yazar, kendimi gaza getiririm falan diyordum. Sonra baktım ki tek gaza gelen ben değilim, benimle beraber onlarca öss’ye hazırlanan öğrenci gaza geliyor.. Daha da ciddiye almaya başladım bu blog olayını..

Ama dediğim gibi; hepsinden öte yazmamayı seçemediğim için.. Hani okul arkadaşım Sait Faik demiş ya: “Yazmasam delirecektim.” diye.. Bizimkisi de o misal..

Kılavuzu şair olanın…

Ben bu yazıda mimlemiyorum hiç kimseyi.. Son zamanlarda çok denk geldi bu mim olayı bana.. Küfür yemeyelim artık blogcu arkadaşlardan.. :)

Nisan 6, 2009   1 Yorum Var, Sen Ne Dusunuyorsun?

Galileo’dan Yuri Gagarin’e Satürn’ün Halkaları

Biliyorum başlık tuhaf oldu.. Ama anlatacaklarımı anca böyle toparlayabildim.. :)

İçinde bulunduğumuz 2009 yılı, Galileo’nun teleskobu gökyüzüne çevirip yıldızlara bakışının 400. yılı.. Bu nedenle Unesco ve Birleşmiş Milletler tarafından bu yıl Dünya Astronomi Yılı olarak ilan edildi.

Ülkemizin maddi imkanları el verdiği ölçüde bir çok etkinlik yapıldı ve yıl içinde yapılmaya devam edecek.. Dün gece de bunlardan en önemlilerinden biri olan 100 Saat Astronomi etkinliğine katıldım. Amaç tüm 2-5 Nisan tarihleri arasında 4 gün boyunca bütün dünyada ulaşılabilinen en fazla sayıda insana teleskop ile gözlem yaptırmak.

Daha önce de bir kaç kez teleskop ile gözlem şansım olmuştu ama çocukluğumdan beri en çok ilgimi çeken gezegen olan Satürn’ün halkalarını gördüm dün gece.. :) Garip gelebilir size muhtemelen ama gerçekten güzel deneyimdi.. Gerçi İstanbul’da gözlem yapmak çok zor. Işık kirliliğinden dolayı neredeyse yıldızlar gözükmüyor. Çoban Yıldız Takımı tam olarak gözükmediğinden en sevdiğim Arcturus’u bile bulamamıştım.. Tabii bunda İstanbul’da her tarafın deniz olmasından kaynaklanan bir yön bulma sorunu da rol almıyor değil.. Antares kim bilir nerededir..

Ve bir güzel olay daha.. 11 Nisan günü her yıl dünyanın birçok önemli kentinde kutlanan Yuri Gecesi bu sene İstanbul’da da kutlanıyor. Neden Yuri Gecesi derseniz; Yuri Gagarin 12 Nisan 1961 tarihinde uzaya çıkan ilk insan. Biz de 11 Nisan saat 15:00 da başlayıp, 12 Nisan sabah 07:00′a  kadar İTÜ Ayazağa kampüsünde insanoğlunun uzaya ilk çıkışını büyük bir etkinlik ile kutlayacağız.

Etkinlikte astronomlardan seminerler verecek, belgesel ve film gösterimleri, sergiler, bilgilendirici oyunlar, teleskoplar ile uzay gözlemi, konserler olacak. Gelen gruplar da oldukça güzel.. Özellikle rock müzik severler oldukça keyif alacak.

Etkinlik herkese açık ve ücretsiz.. Üstelik 00:00′dan sonra merkezi yerlere ücretsiz ulaşım imkanı da mevcut. Katılmak isteyenler öncelikle www.astronomi-istanbul.org ön kayıt yaptırabilir ya da ayrıntılı bilgi alabilir.

Uzayı merak etmeyen var mıdır bilmiyorum ama merak eden herkes katılmalı :)

Nisan 4, 2009   1 Yorum Var, Sen Ne Dusunuyorsun?