
7. Kitap Fuarı
Bursa 7. Kitap Fuarı Programı geçtiğimiz hafta içinde açıklandı. Ben de malum sadece ilk iki gün gidebileceğim fuara -sonra İstanbul’a dönüyorum- hemen baktım programa.
Programı açar açmaz karşıma ilk çıkan Banu Avar oldu. “Avrasyalı Olmak” isimli bir söyleşisi var 28 Şubat günü saat 14:00′da.. Benim de oldukça ilgimi çeken bir konu ve isim olduğundan bunu direk not aldım.
Bakmaya devam edelim, kimler geliyormuş acaba başka..
Aynı gün saat 16:30′da Cumhuriyet Kitapları yazarlarından Aykut Küçükkaya ve İlhan Taşçı’nın “Yolsuzlukla Yolunu Bulanlar” isimli söyleşileri var.
Banu Avar’dan sonraki adresimiz de belli oldu böylece ![]()
Bu kadar siyasetten sonra biraz edebiyat desek iyi olur sanırım. Aynı Gün 17:30′da da Piraye ve Yüreğim Seni Çok Sevdi gibi büyük yankı uyandıran romanların yazarı Canan Tan geliyor. Söyleşisinin adı Mart ayında çıkacak olan yeni romanının adı ile aynı; “En Son Yürekler Ölür” Keyifli bir söyleşi olacak gibi duruyor bu da ![]()
18:45 gibi de şiir dinletisi başlıyor. Gelen şairler Nihat Behram, Yılmaz Odabaşı, Tuğrul Keskin. Dinletinin adı ise “Modern Dünyada Şiirin ve Şairin Halleri” gibi beni de içine alan bir konu. Buna da katılıyoruz.. ![]()
Vay be.. 3 söyleşi 1 şiir dinletisi ilk gün.. Kitap fuarı için cennet demiştim değil mi?
Bakalım 1 Mart Pazar günü Kitap fuarında neler varmış..
13:15′te Yine Cumhuriyet Kitapları’ndan Alev Coşkun geliyor. Söyleşisinin adı “Samsun’dan Önce Bilinmeyen 6 Ay”
16′da da “Dağlarca Şiirinin Genel Özellikleri” isimli bir söyleşi olacak; konuşmacılar Arife Kalender, Salih Bolat..
18:15′te de “Refik Halit Karay’ın ‘Hakk-ı Sükut’ (Sus Payı) adlı Öyküsünün 100. Yılı” söyleşisi var. Konuşmacılar Adnan Özyalçıner, Sennur Sezer . Sennur Sezer geçen sene Ataol Behramoğlu ile birlikte “Şiirin Dili: Anadil” isimli bir söyleşi düzenlemişti. Gerçekten çok keyifliydi. Bu senekinin deaynı güzellikte olacağından kuşkum yok..
Ve bu son söyleşi 19:30 da biterken kitap fuarı da benim için 2. gününde son buluyor =\
Neyseki ben 2 günde de iliğini emerim bu fuarın..
Alacağım kitapların lisesini yaptım bile.
Daha sonraki günlerde neler olacağını merak eden varsa buradan bakabilir. İmza gününe gelen sanatçılara ise buradan bakabilirsiniz.
Fuar Boyunca yaklaşık 600 yazar, şair, çizer gelecek. Gerçekten inanılmaz bir sayı. Cennet demiştim değil mi?
Lisedeki son senemde kitaptı defterdi eve hiçbir şey getirmezdim. Hepsini sıranın altında bırakır, çantasız, elimi kolumu sallaya sallaya arkadaşların deyişiyle Turist Ömer gibi okula gider gelirdim..
Okul ve dershane için yalnızca 1 defterim vardı. Onu da derste not almak için değil, derste canım sıkıldığında bir şeyler karalamak için kullanırdım. Böyle olunca da her sayfasında bir anı, geçmişten bir iz oluyor.
Okulun son günü yine aynı alışkanlık ile defteri okulda bırakmıştım ve bir daha göremeyeceğimi düşünüyordum. Ama Kaptan Kaptanım sonradan sınıfa girmiş ve defterimi almış.
Bugün okula gittim ve Kaptan ile görüşüp defteri aldım. Rasgele bir sayfa açtım.. Karşıma ilk çıkan şey kocaman bir;
Ey Özgürlük!..
oldu. Altına da Orhan Veli’nin Paul Eluard’tın Liberte şiirinden çevirdiği, Zülfü Livaneli’nin besteleyip söylediği beni her dinlediğimde mutlu eden bu şarkının sözlerini yazmışım.. Hey gidi.. Öss’nin ne kadar sıktığı ölçülebilir bir şey değilmiş anlaşılan..
Şarkıyı buradan dinleyebilirsiniz.
Sözler de buradan;
Okulda defterime, sirama agaçlara, yazarim adini
Okunmus yapraklara, bembeyaz sayfalara yazarim adini
Yaldizli imgelere, toplara tüfeklere, krallarin tacina
En güzel gecelere, günün ak ekmegine, yazarim adini
Tarlalara ve ufka, kuslarin kanadina,
Gölgede degirmene yazarim.
Uyanmis patikaya, serilip giden yola,
Hinca hinç meydanlara adini ey Özgürlük.Kapimin esigine, kabima kacagima, içindeki aleve,
Canlarin oyununa, uyanik dudaklara yazarim adini.
Yikilmis evlerime, sönmüs fenerlerime, derdimin duvarina,
Arzu duymaz yokluga, çirçiplak yalnizliga, yazarim adini.
Geri gelen sagliga, geçen her tehlikeye,
Yazarim ben adini, yazarim.
Bir sözün coskusuyla, dönüyorum hayata,
Senin için dogmusum, haykirmaya.
Ey özgürlük!
Dikkatimi en çok çeken şeylerden bir tanesi de yine büyük boyutlardaki harflerle yazmış olduğum:
Ölürsem Sebebi Sensin!..
oldu..
Ölmedik çok şükür..
Her sayfaya İstanbul 2008 yazmışım.. 2008 de geçtii, İstanbul’a da gittik..
Ama o günler daha güzeldi..
Vay be.. Ne deftermiş.. Bir yazıda Edebiyat Seçmeleri, Fotoğraflarım, Günlük, Hayatıma Yön Veren Şarkılar olmak üzere 4 kategoriye birden girdi.. ![]()
İşte bu kadar güzel bir şey..
Napoléon’dan sonra yönetime gelen Bourbon (1800′lü yıllar) zamanında Fransız şair Pierre Jean de Beranger tarafından yazılmış güzel bir şiir. Sabahattin Eyüboğlu Türkçemize kazandırmış.
Read MoreTanrı Baba
tanrı baba, bir sabah uyanınca,
biz insanları düşündü nasılsa,
gitti pencereye: “kim bilir, dedi;
belki o gezegen yok oldu gitti.
ama baktı, uzakta, çok uzakta,
bir köşecikte fır dönüyor dünya.
şeytan canımı alsın, dedi tanrı,
alsın vallahi bir şey anlıyorsam
bu dünyalıların tutumlarından.ey benim minnacık yaratıklarım,
ak ve kara, donuk ve yanıklarım,
dedi tanrı, en babacan haliyle;
sizi ben yönetiyormuşum sözde.
oysa, görüyorsunuz, allah’a şükür,
benim de sürüyle bakanlarım var,
şeytan canımı alsın, dedi tanrı,
alsın vallahi, çocuklar, bu bakanları
ikişer üçer atmazsam kapı dışarı.boşuna mı kızlar verdim, şarap verdim size?
güzel güzel yaşayasınız diye.
nasıl olur da siz benim inadıma
orduların tanrısı dersiniz bana?
ne yüzle adımı alıp dilinize
top atarsınız birbirinize?
şeytan canımı alsın, dedi tanrı;
alsın vallahi, çocuklar, bir tek
orduyu kumanda ettiysem bugüne dek.şu süslü püslü zibidilerin işi ne
yaldızlı tahtlar üstünde?
nedir o kasılmaları, böbürlenmeleri?
beslediğimiz bu karınca beyleri
sözden benden kutsal haklar almışlar
benim inayetimle kral olmuşlar
şeytan canımı alsın, dedi tanrı;
alsın vallahi, benden geldiyse eğer
sizleri böyle kötü yönetenler.hiç bana kızmayın artık, çocuklar;
temiz yürekli olun, bana yeter.
sevişin, güle oynaya yaşayın,
sizi yakar makarım diye korkmayın
kralına da, yobazına da basın kalayı…
ama keselim, allahaısmarladık
curnalcılar duyarsa yandık
şeytan canımı alsın, dedi tanrı
alsın vallahi, o yüzsüz herifleri
sokarsam kapımdan içeri.pierre jean de beranger
Bilmiyorum bu kaçıncı.. 20′ye mi girdim 19′u mu doldurdum?
Oysa geçen sene ne kadar güzeldi her şey. Geçen seneki doğum günümde yazdığım yazıya bakıyorum da ne kadar keyifli geçmişim 18′e.. Hediyelerimden falan bahsetmişim.. Ne kadar kalabalıkmış o zaman çevrem..
Şimdi sanmayınki mutsuzum, kötüyüm, yalnızım.. Yine her şey yolunda.. Hatta o zamankinen daha da yolunda.. Ama farklıydı işte o günler.. Sahteyi tatmamıştı daha ellerimiz.
İşte insan arıyor.. Arıyor eski günleri.. Böyle özel günlerde daha çok arıyor hem de.. Bakıyorum kim kaldı eskilerden.. Doğum günüm için toplandık geçen gün arkadaşlarla. İnanın samimi olduğum insanlar hangileriydi unutmuşum, başkalarına sorarak hatırladım bir çoğunu.. Ama çağırmadım.. İsimleri bile kalmamış yadigar.. Gelenler zaten her şeye değer.. .) İki tane de boxer hediye etmişler bana, sağ olsunlar
İkisi de Tazmanya Canavarlı.. Kendi ellerim ile yıkayacağım onları İstanbul’da
Başka şansım da yok zaten
Geçen seneki hediyelerden ise ne kaldı diye baktım.. Daha doğrusu kimler kaldı.. Dolma kalemi başkasına verdim.. Yapboz’a yap ama bozma demişim.. Bozuldu..
Ama hala geçen seneki hediyem ile uyuyorum geceleri.. Ve balıklar ölmedi, kalbimizde yaşıyor
İşte yalnız…
Öyle halsizim ki hiç sorma..
Sormazsınız da zaten.. Yine Teoman daha iyi anlatıyor beni.. 17′ye geri dönmek istediğimden belki.. Şarkıyla baş başa bırakıyorum sizi..
Teoman – Kişisel Bir Şey
kişisel bir şey değil bu
yaşamak zor buralarda
kimdendi bu yara diye
kalbine sorduğunda
gerçeği istiyorsan
diyeceklerimi unuttum
garip geliyor dostlar
iz bırakmadan kaybolunca
bilirim geri gelmezler, ama
en güzel günleriydi onlar hayatımın
bazen bir fısıltı çıkar
bağırmaya çalışınca
tek bir umut bile yok mu
insan geçmişle yaşayınca
son kez inan yalan olsa da
bazen bir rüya yeter
kendimi kandırabilirim
ikimizde görürsek eğer
Geçmişi çok özlediğim bir gerçek. Ama biliyorum o günler geri gelmeyecek.. 21. yy’da romantik ol diye kim dedi sana..
Ve beni çok şaşırtan, okurlarımdan bir kaçının doğum günümü hatırlaması olmuş. Bunu gerçekten beklemiyordum, çok mutlu oldum
Üstelik bir tanesi oldukça güzel bir yazı yazmış, buraya bile ekleyebilirim..
Sanırım keyifli bir yazı imajı verdik
İyi ki doğdum.. İyi ki 20 oldum..
Ve iyi ki romantiğim..
Buralardayım