Random header image... Refresh for more!

Yazan: — Ocak 2009

Ölüm Yıldönümünde Neyzen Tevfik’in Anısına..

Neyzen Tevfik
Neyzen Tevfik

Bugün Neyzen Tevfik öleli 56 yıl oluyor.. (Yazıyı yazmaya başladığımda bugündü, artık dün; 28 Ocak 1953) Televizyon izlemiyorum, hatırlayan oldu mu tv kanallarında bilmiyorum. Pek sanmıyorum. İnternette de karşıma çıkmadı. Neyse biz hatırladık, dedik ya onlara -tüketicilere- benzemeyeceğiz. Ustanın anısına bu yazıda biraz ondan bahsedelim..

Neyzen Tevfik.. Bir Ramazan ayında iftara oturuyorlar ailecek. Annesi sıcacık çorbayı getiriyor. Babası diyor Neyzen’e:
Limon alıver, çorba içilmez limonsuz.
Neyzen evden çıkıyor iki adet limon almak için. Eve 20 sene sonra dönüyor, parası anca 1 tane limon almaya yetiyor ve 20 sene sonra o 1 limonu babasına uzatıyor yine bir ramazan ayında. “Getirdim baba” diyor.

Bir anıyla başladık Neyzen’i anlatmaya. Şimdi ilk kitabından devam edelim. Neyzen 1919′da çıkartıyor ilk kitabı olan “Hiç”i. Hiç. Evet bu kadar işte. Neyzen’in hayat amacı hiç olabildiği gün hep olduğunu görmekti. Hayatı boyunca İstanbul Belediyesi’nin bir dönem için bağladığı maaşı saymazsak düzenli bir geliri hiç olmadı. Kafasına esti evden çıktı. Mısır’a gitti. Geçimini çaldığı neye para verenlerden karşıladı. Paraya hiç bağlanmadı. Lafını hiç esirgemedi, II. Abulhamid’e de, diğer paşalara da, hatta yanlışını gördüğünde Atatürk ve partisine bile hicv etti. İdam cezası da aldı, Atatürk’ün rakı sofrasına da davet edildi. Ne cehennemden korktu, ne de cennete sevindi. İkisi için de çalışmadı, sadece içinden geleni yaptı.

Neyse çok konuştuk, biraz da şiirlerinden bahsedelim. Neyzen’i en iyi anlatan hicivlerinden biri;

Kime sordumsa seni, doğru cevap vermediler;
Kimi hırsız, kimi alçak, kimi deyyus! dediler…
Künyeni almak için, partiye ettim telefon,
“Bizdeki kayda göre, şimdi o meb’us!” dediler…

O zamanın milletvekillerine bunu yazan Neyzen, şu anda yaşasa ne yazardı acab diye düşünüyor insan.
Bir de küfürleriyle ünlüdür Neyzen Tevfik. Edebiyatımızda en çok o yakıştırır küfürü diline. Bir de Can Baba vardır tabii de ondan da daha sonra bahsederiz. Neyzen’den bir iki tane yazalım:

Ben bu dünyanın devr-i devranını, izzet-i nefsini *ikeyim,
Yansın bu ibneler su veren itfayenin hortumunu *ikeyim,
Ben deli miyim mecnun gibi bir *m için çöllere düşeyim,
Verirse verir, vermezse leylayı da *ikeyim

Deve boylum yürür endamını *ikeyim,
Ulan ben deli miyim bir *m için çöllere düşeyim?
Mecnun bir *m uğruna çöllere düşmüş,
Mecnun’u da *ikeyim, leyla’yı da *ikeyim

Bir tane de bu var;

Türk milleti gariptir
Her lafı kaldırmaz
İbne dersin kızar da
Sikersin aldırmaz

Böyle işte Neyzen, esirgemiyor lafını. Bir de Neyzen’den Hüseyni Taksimini ekleyeyim de kulaklarımızın pasını silsin;

Ne diyorduk.. Evet; ölüm yıl dönümüydü.. Neyzen bundan 56 yıl önce öldü. Cenazesi Beşiktaş’taki Sinan Paşa Camii’nden kaldırılır. Cenaze namazına gelen insanlar camii avlusuna sığmaz, ana caddeleri, çevredeki kahvehaneleri, hatta yolun karşısındaki Barboros Bulvarını doldururlar.
Neyzenin cenaze törenine gelen bu kalabılığın içinde profesörlerin, memurların dışında o gün için üstünü başını düzeltmeye çalışmış sarhoşlar, sokak serserileri ve bin bir çeşit insan vardır. Sanırım bu kadar farklı telden kalabalığın toplandığı tek an bu andı.

Hiçlikten hepliğe gidiş bu olsa gerek.

Nur içinde yat Neyzen.

Ocak 29, 2009   8 Yorum Var, Sen Ne Dusunuyorsun?

Değişim gerçekleşti

Evet, sonunda uzun zamandır bahsettiğim değişim gerçekleşti. Blogun dışı da içi de değişti. İstanbul 2008 artık son buldu.

Değişikliklerden kısaca bahsetmem gerekirse;

  • Aşikardır ki temayı yeniledim. Yeni bir kabuğum var artık. Umarım beğenirsiniz, oldukça uğraştım.
  • Eskiden mozturk.rockerland.com adresindeydi blog, artık mozturk.org’de. Can Paçacı ve Gürkan Oluç‘a teşekkürler. :)
  • Hakkımda yazımı değiştirdim. Yenisi bu, eskisi de bu. Değişimi oldukça iyi hissedebilirsiniz.
  • Öss 2008′e doğru kategorisi artık kapanıyor, oraya yazmayacağım bir daha.
  • Ama yeni kategoriler eklendi. Artık röportajlar yapıp yayınlayacağım.
  • İstanbul Şehir Günlüğü’nü tutacağım. Bir gün martı olacağım, bir gün vapur..
  • Öğrenci evinde komedi eksik olmuyor. Burda da evin günlüğünü tutacağım.
  • Şiir ve fotoğraflarıma daha çok yer vereceğim.
  • Beğendiğim şiirleri, şiirlerin bir bölümünü ya da yeniden eklemeye başlayacağım. İlk günlerde yapmıştıım bunu, sonradan pek eklemedim şiir.

Bunca şey değişti ama daha önce de dediğim gibi; ruh aynı. “Hayır, onlara benzemeyeceğiz.

Sizin de beğeneceğinizi tahmin ve umut ediyorum.

Eski Hali:

Ocak 27, 2009   11 Yorum Var, Sen Ne Dusunuyorsun?

İstanbul 2008′i yazmayı bırakırken..

2009′a girerken yazdığım gibi 2008′i zafer şarkılarıyla geride bıraktık. “Zafer şarkıları” benzetmesi blogun tohumudur. Bekle Bizi İstanbul şarkısında geçer. Bekle Bizi İstanbul ise bütün bu yazdıklarımın özeti gibidir. İstanbul hayallerimin en büyük tetikleyicisi oldu 2008 yılı boyunca. Öss belasına hazırlanırken en büyük güç kaynağım oldu..

Fark ettiyseniz yazının başından beri hep geçmiş zamanlı fiiller kullandım.. İstanbul hayalleri dedim.. Öss dedim.. 2008 dedim.. Başlıkta İstanbul 2008 dedim hatta.. Baksanıza, hayallerim anı olmuş artık.. Sanırım bu da bu blogun görev süresini dolduğunu gösteriyor.. Hayatımın sonuna kadar unutamayacağım, -şairin demesiyle- “Çok kötü günlermiş gibi en genç zamanlar” diye tanımladığım günlerimi burada paylaştım. Benim duygularımı paylaşan, yazılarımı okuyan herkese teşekkürler. İstanbul 2008 yazıları buraya kadarmış.
Bütün hayallerin anılara dönüşmesi dileğiyle.

.

.

Ama tabii beni bilen bilir ki, okul arkadaşım Sait Faik Abasıyanık’ın düşüncelerini paylaşmaktayım. Yazmazsam deliririm. Final dönemim biter bitmez yep yeni bir yüz ile yazmaya devam edeceğim. Biten sadece İstanbul 2008 yazıları. Yeni bir tasarım ile artık İstanbul hayallerimi değil İstanbul anılarımı anlatacağım. Hatta daha da ileri gideceğim…. Neyse.. Yenilikler hakkında çok fazla ipucu vermek istemiyorum. (: Bekleyelim, görelim..

Ne kadar değişirse değişsin yazılar, blogun ruhu hiç değişmeyecek.

Her zaman dediğim gibi; her şey çok daha güzel olacak. (:

Ocak 14, 2009   1 Yorum Var, Sen Ne Dusunuyorsun?

Sonu Zafer Şarkılarıyla Biten Bir Yıl.. 2008..

Bir saniye ya.. 2008 bitti diyorlar.. 2008 bitebilir mi.. Kolay mı bu yılı geride kalan diğer yıllara benzetmek?

Sayfamın başlığına bakın: Mustafa Öztürk | İstanbul 2008

Şunlara bakın..

istanbul

istanbul

Banner’larım İstanbul 2008

***

8 Ağustos 2007 tarihinde Merhabalar derken 2008‘den bahsettim. 2008‘e girmeden bir gün önce rüyamda en yakın 2 arkadaşımla beraber İstanbul Üniversitesi’ni kazanacağımı gördüm. Ve üçümüz de İstanbul Üniversitesi’ni kazandık.. Ve hayatımda en çok değer verdiğim insanlardan biri olan o arkadaşlardan birini kaybettim, sebebini bile bilmeden.  Ve diğeriyle ev arkadaşıyım şu anda..

***

22 Şubat 990′ın üstüne bu sene 18. seneyi koydum bu yılda. 18′e girmek pek bir şey ifade etmiyordu ama 17′den ayrılmak çok şeyin değiştiğini gösteriyordu bana.

***

Hayatımın en zor günlerini de en güzel günlerini de bu sene içinde yaşadım. Yazılarımı uzun zamandır takip edenler düşünebilir ki en zor zamanlarım ÖSS’den önceki günlerdeydi. Çok yanılırlar. Ben de çok yanıldım.  Öss sonucunun açıklandığı; İstanbul’a geleceğimi belgeleyen gün Oyun Bitti.. Görev Tamam.. demişim.. Meğer her şey yeni başlıyormuş.
Hayatımın en zor, en dayanılmaz günlerini; bir yıl boyunca beklediğim, hayalini kurduğum, kavgasını verdiğim, uğruna onlarca şiirler yazdığım şehirde yaşadım..

***

Ve 2008′in son günlerinde son dakika golü misali başladım zafer şarkılarımı söylemeye. Büyük ihtimalle hayatımın en mutlu günleriydi bir sene önce hayalini kurduğum, uğruna acılar çektiğim her şeyi teker teker gerçekleştirdiğim günler.

***

En başından beri hemen hemen her yazımda dediğim gibi.. Her şey çok güzel olacak.. Her şey çok daha güzel olacak.. Yeter ki umudunuzu kaybetmeyin..

***

2008 yılında hayatıma giren, çıkan, yazılarımı okuyan, iyi-kötü bir şekilde beni etkileyen; yani beni ben yapan herkese teşekkürler..

***

2009 yılında, gerçekleşmemiş hayalinizin kalmaması dileğiyle.. Mutlu yıllar..

Ocak 1, 2009   9 Yorum Var, Sen Ne Dusunuyorsun?