Random header image... Refresh for more!

Yazan: — Ekim 2008

“Fatih’te Yoksul Bir Gramofon Çalıyor”

Zor.. Yazmak, anlatmak bile zor.. Anlatamamak daha da zor.. Bu yazdığım da kimsenin anlaması için değil.. Sadece bir kabusu isimsiz, yersiz, zamansız; yani kimseye anlatmadan anlatmak.. Yani saçmalamak.. Sait Faik diyor ya hani “Yazmasam delirecektim.” diye.. İşte bu cümlelerin tek sebebi de delirmemek..

Bizi daha güzel hayallerin var olduğunu bile göstermeden büyüttüler, ruyalarımızı biz seçemedik..

Ama yola çıkarken dedik ya:
Bizi öldürmeyen bizi güçlendirecek..” Her acı nefes yeni bir şey öğretiyor insana.. Her seferinde aslında biraz daha güçlü oluyor insan.. Hissedemese bile..

Örümcek Ağ’larında daha sonra da dolaşırız önce para saymasını öğrenelim..” Biliyorum anlamsız bir cümle.. Hayat da öyle değil mi zaten? Yok yok, hayat anlamsız falan değil.. Anlamı kişiden kişiye değişiyor sadece.. Az önce anlamsız dediğim cümle gibi.. Arap kızı gibi..

Mesela siz.. Bilirsiniz değil mi Attila İlhan’ın, Kaptan’ın, Ben SanaMecburum’unu.. Bilirsiniz tabii, bilmeyen de yoktur zaten.. Ama biraz eksik bilir çoğunuz.. Aşk şiiri değildir aslında o.. Aslında şiirin bütün hikayesi şiirde bahsi geçen Fatih’teki yoksul gramofonun çıkardığı seste gizlidir..

“Fatih’te yoksul bir gramofon çalıyor
eski zamanlardan bir cuma çalıyor
durup köşe başında deliksiz dinlesem
sana kullanılmamış bir gök getirsem
haftalar ellerimde ufalanıyor
ne yapsam ne tutsam nereye gitsem

Biz kullanılmamış göklerin olduğunu bilemedik ki.. Hayal bile edemedik.. Bir masala uyuduk, kabusa uyandık..

Aldırmayın.. Hadi gülün biraz.. Yaşamak hep böyle değil mi zaten.. Daha güçlü olmayı öğrenmemiz için tüm bunlar.. Bu da geldi.. Bu da geçer.. Hadi gülün biraz..

Ekim 20, 2008   4 Yorum Var, Sen Ne Dusunuyorsun?

İstanbul’da İlk Hafta..

Uzun zamandır yazmıyordum bloga.. Nasıl da özlemiş yazmayı.. Aslında uzun zamandır bilgisayardan bu kadar ayrı kalmamıştım.. Bir hafta içinde sadece yarım saat internet’e girdim.. Mouse kullanmaktan bileğimde oluşan nasır bile iyileşmek üzere.. Yine dağıttım konuyu, toparlıyorum..

İstanbul’da ilk hafta tanıyarak ve arayarak geçti.. Evet.. Tam olarak böyle.. Bilmediğim bir şehir.. Bilmediğim bir okul.. Bilmediğim bir hayat.. Bir de kalacak kesin bir yerinizin olmayışı eklenince tanımak, aramak olayı zirve yapıyor.. Neyse ki en yakın arkadaşım da benimle aynı okulda, aynı bölümde, aynı sınıfta, aynı ranzada.. Böyle olması inanılmaz bir pozitif etki yapıyor..

Bir hafta boyunca okulda  sadece derslikleri aradık.. Hatta Türk Dili dersine, dersliği bulamadığımız için geç kaldık.. :)  Sadece İşletme’ye Giriş dersinde konu işledik.. Kalan derslerin hepsinde ya hoca gelmedi, ya da kendisini tanıtıp çekti gitti.. Bizim de işimize geldi durumun böyle olması; bol bol ev aradık.. Sonunda da bulduk..

İnternetten, emlakçıdan, gazeteden vs. 250 ev seçmişizdir.. Bu 250 evin en az 50′sini gezmişizdir.. İnanın hiç kolay değil bu ev bulma işi.. İlan’da “şirin”, “tatlı” gibi kelimeler geçiyorsa anlayınki o ev kibrit kutusu kadar peynir’e denk gelir.. “Serin” gibi bir kelime geçiyorsa bilinki apartman boşluğuna bakıyordur, gündüz 12′de evi görebilmek için ışıkları yakmanız gerekir.. Fiyatı uygundur ama güneş girmeyen evin doktorla muhabbeti sık olacağından fiyat artar, sağlığınıza olanlar da cabası..

Bir de bu saate bıraktıysanız bütün öğrenciler, polisler eşyalı evleri tutmuş oluyor.. Hangi emlakçıya girseniz eşyalı ev yok cevabını alıyorsunuz.. İkinci el ya da spot, bir evlik eşya masrafı da 2 milyar’a yaklaşıyor.. Neyse ki sonunda eşyalı, bütçemize uygun bir ev bulabildik..

Önümüzdeki günlerde eve taşındığımızda ve ondan da bir kaç zaman sonra yeni bilgisayarıma kavuştuğumda yeni bir tema, yeni bir içerik, kısacası yeni bir site ile yazmaya devam edeceğim..

Mustafa Öztürk, İstanbul’dan bildirdi.. : )

NoT: Yukarıda bahsettiğim ev işi şu anda yalan oldu.. Yurttan da kovulmak üzereyiz.. Hadi hayırlısı bakalım..

Ekim 12, 2008   1 Yorum Var, Sen Ne Dusunuyorsun?

Bayram Gibi Bayramlar..

Bu aralar çok yoğunum.. İstanbul’da geçirdiğim ilk haftam hakkında bile yazamadım.. Ama en kısa zamanda yazacağım.. Çok uzatmadan sözü mesajımı verip bırakıyorum..

Huzur ve Barış dolu bir dünya dileğiyle.. Bayramlarınız Bayram olsun..

Ekim 4, 2008   5 Yorum Var, Sen Ne Dusunuyorsun?

Bana Bir “Tek Gidişlik” Bilet…

Dün İstanbul’daydım.. Sabah gidip akşam döndüm; daha önce de üç beş defa yaptığım gibi.. Yurt işini falan hallettik, başımızı sokacak bir yerimiz olmalı ama değil mi..

Bu sabah uyanır uyanmaz da temelli gidiş için bilet almaya gittim.. Şimdiye kadar hep gidiş – dönüş alıyordum bileti.. Bu sefer tek gidiş.. Tuhaf geldi..

Sonra annemle konuştum.. Akşama akrabaları yemeğe çağırmış.. Hem iftar yemeği olur hem gitmeden önce bir görsünler seni falan dedi..

Bu yazıyı yazdıktan sonra da bavulumu yerleştireceğim.. Kısa kollu çok ayırmıştım ama havalar soğudu bile.. Pek koymam herhalde..

Ne bileyim öyle bir şey işte.. “Pişman desen değilim; bir harmanım bu akşam..

Bu sefer gidiyorum sanırım hayallerimin şehrine..

Annemin en çok ettiği dua takıldı dilime bugünlerde.. Takıldı dediğime bakmayın; belki de hiç bu kadar kalpten etmemiştim daha önce.. Yeni bir şeye başlıyorsa annem böyle der hep: “Allah utandırmasın..”

Utandırma Allah’ım..

Hadi eyvallah..

Ekim 4, 2008   Ilk Yorumu Sen Yap