Yazan: — Haziran 2008
Hassiktir.. Amma uyumuşum be!..
Öss geçti mi ne.. Atlatmak çok zor.. Hala boş anıma denk geliyor ara sıra içim gidiyor ders çalışmayıp gezdiğim için..
Öss günü moralim çok bozuktu.. Sanki.. Sanki Türkiye geneli bir denemem çok kötü geçmişti.. Evet evet.. tam olarak böyle, denemem kötü geçmişti gibi hissediyordum.. Bir daha uzun bir süre ders çalışmayacak olma durumumu tam olarak kavrayamıyordum..
İlk belirti o gün sınavdan sonra gezerken olmuştu.. Hiç bir yere acelem yoktu.. Aman Allah’ım ya, bu nasıl güzel bir his böyle.. Resmen hiç bir yere acelem yok.. Dershane yok, okul yok, kütüphane yok.. Çözmem gereken deneme yok.. Evde beni bekleyen yok.. İnanılmaz bir hafiflik.. Boşluk..
Sonra cevaplara bakınca moralim bozuldu ama çok uzun sürmedi.. Yeni kurtarıcım güneşti.. Ben bilgisayarda FM oynuyorum.. Saat umrumda değildi ve aylar sonra ilk defa vicdanımla bir sorunum olmadan bu ekran karşısında oturuyordum.. E böyle olunca da zaman çok çabuk geçiyor..
Bir baktım ki karanlık hava yavaş yavaş aydınlanıyor.. O da ne? Güneş doğuyor.. Geçen yaz güneşin doğduğunu görmeden uyku girmezdi gözüme ve bir yıl sonra bu duyguyu ilk defa yaşıyordum.. Bunu tekrar yaşadığıma göre bir şeyler değişmiş olmalıydı.. Ne değişmişti ki? Sınav geçmişti.. .) Alışmak zordu ama evet, sınav geçmişti.. Saat 7′ye yaklaşırken saatimi 9′a kurup uyudum.. Hocalarımla görüşecektim ve geç kalmamalıydım..
İlk gün arkadaşlarla falan konuştum, sınavı iyi geçen hiç kimseye rastlamamam biraz daha moralimi düzeltti, puanlar düşer, önemli olan sıralama dalan diye avuttum kendimi.. .)
Gece olduğunda yatağa uzandım.. O da ne.. Bir yıl sonra ilk defa saatimin alarmını kurmadım.. O ha ya, o da neden? Ne değişti ki? Ne değişecek, sınav geçmişti.. Vay be dedim.. Özgürlük böyle bir şeymiş demek ki dedim.. Bir kaç damla yaş aktı kalbimden fışkıran, gözlerimden boşalan..
Sonra uyudum.. Uyudum.. Saat 8 oldu açtım gözleri.. Ulan dedim sınav geçti, yat zıbar.. En sevmediğim şey olsa da uyku sırf bütün sene boyunca hayalini kurduğum bir mesajı arkadaşlarıma atmak için uyudum tekrar.. Saat 12′ye geliyordu ki ben uyandım.. Sonra bütün sene boyunca hayalini kurduğum o mesajı arkadaşlarıma gönderdim.. (Biri hariç, o kendini ve suçunu biliyor.. hıh.. höh..)
Şöyle yazıyordu mesaj da:
“Hassiktir.. Amma uyumuşum be!..”
Özgürlük güzel bir şey..
Haziran 18, 2008 4 Yorum Var, Sen Ne Dusunuyorsun?
…
Hayatımın en zor yazılarından biri.. 45 dakikadır tek bir cümle bile kuramadım..
Sınavı merak eden olursa.. İyi mi? Değil.. Kötü mü? Eh.. Kötü gibi.. Şimdi ne desem boş, denemelerimin neredeyse hepsinde full yaptığım edebiyat bölümünde 4 yanlış yapmışım..
Şimdi ne desem boş.. Sıralamalar açıklanınca yazarım..
…
Haziran 15, 2008 5 Yorum Var, Sen Ne Dusunuyorsun?
İlk Gün’den Son Gün’e.. İstanbul 2008
Nasıl başlamıştım?
İşte Başlıyoruz..
diye girmiştim söze.. İlk yazımı tekrar okudum da, ne kadar heyecan doluymuşum.. “Öss’ye girmek için sabırsızlanıyor, heyecanlanıyor, yerimde duramıyor ve o günü iple çekiyorum.” demişim dershanenin ilk gününden bir gün önce.. Takvim 20 Ağustos’u gösteriyor.. Yıl 2007.. İstanbul 2008 adını verdiğim maceramın 2008 kısmının gerçekleşmesine daha 4 ay var.. Sınava ise 10 ay..
İlk gün.. diye başladığım yazımda “Hayatımda ilk defa eksiksiz not tuttum.. ” demişim.. Bu hem ilk hem de son eksiksiz not tutuşum oldu, 22 Ağustos
Bir daha not falan tutmadım
Başlangıçta iyi gaz yapmışım ya
İlk kez 10 Eylül’de korkmuşum.. “An gelir kurduğun bütün hayaller dizilir boğazına.. Nefes alamazsın.. Sakın korkma.. İzin verme hayallerin seni boğmasına.. Herşey güzel olacak..” demişim.. Belli ki daha yazım kurallarını bile işlememişiz, “her şey”i birleşik yazmışım.. .) O zaman yaşadığım korku acaba daha sonra yaşayacaklarımın yanında neydi.. Bundan sonra yaşayacaklarımın yanında ne? Ama belli ki o zaman korkmuşum .)
Rüyalarıma girdi İstanbul.. Bu rüyayı okuduğumda bütün tüylerim tekrar diken diken oldu, sanki tekrar yaşadım o anı.. Yazımın sonunda şöyle demişim: “Fatih Sultan Mehmet 52 günde feth etti İstanbul’u.. Bizim 5 ayımız var!.. Kainat 7 güne yaratıldı.. Bizim 5 ayımız var.. Hiç bir şey için geç değil.. ” 5 ayımız varmış o zaman..
I. İstanbul Kuşatmam var Ocak 14′te.. Hayallerimin ilk koşulu gerçekleşmiş, 2008′e girmişiz artık..
Sonra 2008 Öss Geri Sayım.. koymuşum bloguma.. 4 ay, 26 gün, 16 saat, 48 dakika, 06 saniye varmış o anda.. Şu anda 00 ay, 00 gün, 17 saat, 16 dakika, 30 saniye var.. 17 saat.. 17 saat.. 17.. .. ….
Yeter Ulan.. demişim Şubat’ın 3′ünde.. İsyanlardayım yine.. “Zikerim ulan böyle sistemi de, sınavı da.. 12 yıllık öğrenciyim, ilk defa ders çalışamadığım için moralim bozuluyor. Ders çalışmak zorunda hissediyorum kendimi.” Bu aşk burada biter diyip sözde bırakıyorum interneti, şiiri, makeleleri falan..
A ha ha, Şubat 8′de Bir Gecede Tüm Matematik 2 Konuları.. ‘nı gözden geçirmişim.. Sınava 17 saat kaldı, ben bu yazıyı yazdıktan sonra Mat 2′den bir çok konuya çalışacağım =)
3.. 2.. 1.. İşte Başlıyoruz.. demişim burda da.. Acaba kaçıncı kez başlıyorum
Ve Maraton Başladı.. bir kez daha başlamışım..
Yine Sınavlar, Yine Güzelim Bahar Havaları, Yine Kitap Fuarı, Yine Yalan Olmuş Bir Program.. yine yalan olmuş benim ders çalışma hayalleri
Öss’ye 2 Ay 25 Gün Kala Genel Durum Değerlendirmesi başlıklı yazımda görüyorum ki tarih 20 Mart’ı gösterdiğinde sanırım azıcık akıllanmaya başlamışım.. Başarırsam büyük ölçüde borçlu olacağım 5 yaprak mükemmel çalışma programına başlamışım.. Ve yazımın sonunda şöyle demişim: “Ve son olarak günlük, sana bir daha ders çalışmaya başlıyorum ana fikirli bir yazı yazmayacağım!..”
10 aydan 2 aya düştük, hala ders çalışmaya başlıyorum
9 Nisan’da İlk Kitap Bitti.. demişim 5 yaprak çalışma programıyla.. İlk Tarih kitabını bitirmiştim.. Hemen ardından Türkçe ve Onun ardından da Edebiyatı bitirmiştim bu çalışma programı ile ama sayısal derslere dair hala hiç bir şey yok elde
İstanbul Bugün Yorgun.. demişim 1 ay 1 gün önce.. Yine korkmuşum anlaşılan..
Buraya kadar aslında pek bir şey yapamadım.. ve şafak 20′lere düşünce demişim ki Dokunuyorum Sana İstanbul.. Artık ders çalışmayı başlmadan bırakmış, sadece deneme çözmeye başlamıştım.. Ve deneme çözmek hiç beklemediğim bir şekilde puanımı arttırıyordu.. İlk defa İstanbul’a dokunmuştum..
Sonra İstanbul’u bir kez daha kuşattım İzzet Kaptan ile. Zaman iyice daralmıştı, bu İstanbul kaçamağı çok iyi gelmişti.. .)
Ve 27 Mayıs’ta Posta Kutusunda ÖSYM Zarfı.. artık iyice yaklaşıyordu..
Ve 6 gün önce Haftaya Bugün, Bu Saatler.. demişim.. 1 hafta varmış sınava.. Şu anda 16 saat kaldı sınava.. Bu yazıyı yazıp evime gittikten sonra her zaman espirisini yaptığım şey gerçek olacak, bir çok konuya son gece çalışacağım.
Ne yapayım, benim stilim bu.. Bütün sınavlara son gece hazırlandım ben
İyi, kötü, acı, tatlı günlerle 10 aylık bir koşuşturmacanın sonuna geldik.. .) Bu 10 ay boyunca beni yazılarımdan takip eden, iyi dileklerini esirgemeyen herkese teşekkürler..
Bütün sene boyunca bütün yazılarımın ana temasını oluşturan iki cümle ile yazıma son veriyorum..
Bekle Beni İstanbul.. Her Şey Çok Güzel Olacak!..
Haziran 14, 2008 3 Yorum Var, Sen Ne Dusunuyorsun?
Son Karne..
Bitti.. Son karnemi aldım bugün.. Artık resmi olarak da bir lise öğrencisi değilim =\
Son karnemim yanında bir kaç tane de sürpriz vardı.
Lise hayatım boyunca hep dokunup da yakalayamadığım Takdir Belgesi’ni (H) almışım.. Hiç bir notumu bilmediğimden oldukça sürpriz oldu
Bu nota verilmiş bir belge olduğundan o kadar da önemli bir şey değildi ama asıl sürpriz başkaydı…
Takdir belgesinin yanında bir de Onur Belgesi aldım. İşte bu büyük bir onur.. Düşünün ki okul üniforması diye giydiği şeyde sadece kravat okula ait olan, her gün saç ya da sakaldan çekilen, bir tane bile defteri olmayan, devamsızlık haklarını ilk günden itibaren düzenli olarak kullanmış vs vs daha onlarca okul kurallarına aykırı davranışı olan ben aldım Onur Belgesi’ni.. Hem de ikinci kez.. Öğrenciliğin saçla, sakalla, defterle, bütün kurallara boyun eğmekle olunmayacağını, öğrenci olmanın ilk ve tek koşulunun insan gibi bir insan olmak olduğunu düşündüm ve hep bu yönde hareket ettim ve bu halimle ikinci Onur Belgemi de aldım.. İnsan daha ne ister ki..
Ama veriyorlar işte
Bir de çok sevdiğim sınıf ve edebiyat öğretmenim, Osman Yılmaz’dan daha önce çıkardıkları okul dergisinin ilk sayısını hediye aldım. ![]()
Bir de bir de Osman ve Nurten Hocamın sınıfımız için beraber hazırlattığı bir teşekkür belgesinin arka fonunda ise benim çektiğim bir fotoğraf kullanılmış..
Okul yıllığımız da hazırlanmış.. Yıllık benim çektiğim fotoğraf ile başlıyor, benim yazdığım bir yazı ile bitiyor. Daha ne isteyebilirdim ki.. =)
Son karne benim için gerçekten çok doluydu.. Liseyi zirvede bırakmak gerçekten çok güzel bir duygu (=
Zirvede bırakmak içinde iki gün önce çözdüğüm denemenin ardından hiç deneme de çözmedim =) En yüksek puanımı aldım şimdiye kadarki ve daha fazla çalışmaya gerek olmadığını düşündüm. Yalnız yarın belki de biraz sonra 2007 ÖSS denemesini çözebilirim =)
Neyse bu yazıda çok fazla öss’ye girmek istemiyorum..
Hoşça kal Lise..
Haziran 13, 2008 1 Yorum Var, Sen Ne Dusunuyorsun?
Haftaya Bugün, Bu Saatler..
Sesleri duyuyor musunuz?
Geliyor..
1 hafta’dan daha az kaldı artık.. Komik ama ben hala ders çalışamıyorum.. Ara sıra deneme çözüyorum, dershaneye gitmeyi çoktan bıraktım..
Modemim bozuldu.. İnternete giremiyorum.. Kulağa hoş geliyor başta ama ı ıh.. İnternetin yerini Football Manager 2008 aldı.. Dün bir oturuşta 1 sezon bitirdim.. Ve bugün bir sezon daha.. 2 günde 2 sezon.. Menejerlik oynayanlar nasıl bir vakit harcadığımın farkına daha iyi varabilir.. .)
Pişman mıyım? Sınav kötü de geçse ah ulan keşke ders çalışsaydım diyecek miyim?
Hayır..
Ben 12 senelik öğrencilik hayatımda ilk kez bu sene çalıştım.. Benim kazanmak istediğim yeri hedefleyenlerin çalışmalarının yanında devede kulak belki çalışmalarım ama kendimle kıyaslarsam devenin kendisi..
Sözün kısası doktor; ben elimden geleni yaptım.. Belki en iyisini yapmadım ama sonuçta her şeyin biraz daha iyisi var.. Her kes yapmış olduğunun biraz daha iyisini yapabilir.. O yüzden bu konuda can sıkmaya gerek yok..
Yaklaştıkça umudum artıyor, biliyor musun.. Korkuyorum da.. Heyecanlanıyorum da.. Hatta umutsuzluğa bile kapılıyorum.. Ama çok kısa sürüyor, geçiyor hemen.. Genel olarak yaklaştıkça daha iyi dokunuyorum İstanbul’a.. Daha fazla seviyorum İstanbul’u..
Hatta geçen gün yağmur altında yürürken söyledim İstanbul’a onu sevdiğimi.. O da beni seviyormuş.. .) Bekliyormuş..
Bir de şiir yazdım İstanbul’a…
Onu daha sonra yazacağım.. .)
Her şey çok güzel olacak.. Çok az kaldı.. .)
Haziran 8, 2008 3 Yorum Var, Sen Ne Dusunuyorsun?








