
“İstanbul bugün yorgun, üzgün ve yaşlanmış
Biraz kilo almış
Ağlamış yine, rimelleri akıyor”
Üzülme İstanbul.. Üzülme.. Sil gözyaşlarını.. Umutsuzluk yok bizim hayallerimizde.. Bekle İstanbul.. Bekle.. Beraber aydınlatacağız bu boğazı, kara bulutları dağıtacağız.. Dayan İstanbul.. Çok az kaldı.. Dayan.. Sık dişini.. Şafak 200′lerle başladık.. 30′lara geldik.. Bırakmak olur mu burdan sonra beni?
Sesleri duyuyor musun İstanbul?
Çok az kaldı..
Annem.. Camım..
Seninle doydu karnım,
Seninle güldü ağlayan yanım.
İhtiyacım olduğuher anda yanımdasın..
Uykusuz her gecemde
Mışıl mışıl uykum oldun.
Ben hasta oldum,
Sen doktor oldun, ilaç oldun..
Hakkını nasıl öder bu oğlun?
Her şey için teşekkür eder, her şey için özür dilerim anne.. Senin günün kutlu olsun..
Ben, Oğlun, Hayırsızın..
Read MoreÇok muhterem, pek saygıdeğer, aşırı yakışıklı, süper karizmatik, hocaların hocası, şehrin bir ucundaki, evime tam zıt yönde olan Birey Dershaneleri‘ni 2. yılda tekrar seçmemin tek sebebi Hazreti Murat Hocam’a..
Bu hayatta tanıştığıma, öğrencisi olduğuma en mutlu olduğum öğretmenlerden biridir Murat Hocam.. Ben ki plajda güneşlenirken bile coğrafya çözecek kadar çok severim bu dersi, inanmayanlar şurdan bakabilir, Murat Hocam üstüne ilaç gibi geldi..
Sayesinde koca bir sene boyunca bütün sınıfın coğrafya’dan çözemediği sorularla ben ilgilendim..
Dershane hocalarından önce bana geliyorlardı.. Murat Hoca’nın öğrencisi olmayan öğrencilerin çözemediği coğrafya sorularının neredeyse tamamını çözdüm. Şimdi sıra üniversite sınavına geldi. Şimdiye kadar nasıl yanlış yapmadıysam üniversite sınavında da coğrafyadan yanlışım olmayacak, sayesinde..
Her şey için çok teşekkürler hocam.. Umarım en yakın zamanda Jeep’iniz ile beni evime bırakırsınız..
Resimlerin büyük hali için üzerlerine tıklayın..
Bursa Erkek Lisesine Giriş..
Tarihin Bekçisi..
Büyük Kahve Rengi Kapı Aralandı.. Büyü Başlıyor..
Sait Faik..
Ve Diğerleri..
Dostluk..
Aşk..
Geçti Seneler Bir Solukta Birer Birer..
İnanmak istemezsin.. Kabul Edemezsin.. Çaresizsin..
Tarih Seni de Katıyor Kokusuna..
Son Nefesi Verir Gibi.. “Hoşça Kal Tarihin Bekçisi..”
Gitmez ki ayakların, kalbin içeride.. Sen Rahat Et Tarihin Bekçisi.. Biz Bekleriz Seni..
Son Değil.. Tarih Asla Bitmez!..

Uzaktan gördü önce hayatının geri kalanına yön verecek olan okulu.. Sanki daha önce hiç görmediği büyüklükte, devasa bir taş gibi duruyordu karşısında.. Biraz daha yaklaşınca ayakları titrer gibi oldu, tüyleri çelik dikenlere döndü, kalp atışları yankılanmaya başladı içinde tarihin bekçisi bu taş binayı yakından ilk kez gördüğünde..
Ayakları içeri sürüklüyordu, üstünden milyonlarca adım geçmiş, bin yıllık bir cami şadırvanının mermerleri gibi yontulmuş merdivenler O’nu çağırıyordu heyecanla.. Büyük, kahverengi kapıyı aralamasıyla başladı büyüsüne kapılmaya.. 125 yıllık tarihin kokusu kucakladı önce.. Sanki O’nun kokusunu da doyumsuz kokusuna katmak ister gibiydi tarih.. Yavaş yavaş bir parçası olmaya başladı bu tarihin..
Attığı her adımda ahşap yerlerden çıkan ses yankılandı büyük taş duvarlarda.. İçinden özür dilemek geldi, ya rahatsız olduysa tarih çıkardığı sesten? Usulca kapadı kapıyı, başka sınıflara gitti.. Bir tanesinde hocası Nevres Bey’den ders dinliyordu Mustafa Kemal Atatürk, bir diğerinde bir şeyler karalıyordu Sait Faik her zamanki yaramaz çocuk gülümsemesiyle..
Derin bir nefes aldı. Ciğerlerini sonuna kadar tarihin kokusu ile doldurup gözlerini kapadı. Başrolünü kendisi oynadığı bir rüya göz kapaklarında oynamaya başladı..
Bir ara aralanır gibi oldu gözleri. Karanlıktan korkan ufak bir çocuk gibi kapadı gözlerini hızla, ama faydası yoktu.. Gördü ki geçmişti seneler bir solukta birer birer.. O an sığmaz oldu gözyaşları kapalı gözlerine.. Başladı göz kapakları aralanmaya, yaşlar süzülmeye.. Rüya bitiyordu, bunu asla kabul edemiyordu. İnanmak istemiyordu.. Ama elden ne gelir, çaresi yoktu..
Az sonra O’nu da tarihin kokusuna kattı, Tarihin Bekçisi; Bursa Erkek Lisesi…
Buralardayım