Random header image... Refresh for more!

Yazan: — Mart 2008

Ah bir de tatiller olmasa..

Hemen konuya giriyor ve oldukça kısa kesip bırakıyorum günlük.. :) fazla kalamayacağım..

Valla okul varken çok daha güzel soru çözüyorum.. Zaten okulda yedişer yaprak soru çözüyorum tarih ve türkçe’den.. hatta üstüne üç beş yaprak coğrafya bile çözüyorum.. ama eve gelince olmuyor lanet olası şeyler.. sanırım hala bilgisayardan kopamadım.. .( ben girmeyeceğim desem bilgisayar* çağırıyor, konuşalım diyor.. e ben bu aleti açınca 5 dakikam oluyor 5 saat.. aynı şu anda olduğu gibi.. .( sanırım artık bilgisayar kullanmayacağımı söylememin vakti geldi herkese.. .)

hafta sonu desen, dershanede fırsat olmuyor soru çözmeye.. eve gelene kadar oyalanıyorum.. evde oyalanıyorum.. tam derse oturuyorum, bilgisayar çağırıyor yine.. .( yok yok olmuyor böyle, aşkımdan vazgeçmem şart.. öss varken olacak iş değil bunlar*

ama yine de güzel gidiyor bir kaç hafta öncesine rağmen.. tarih kitabım bir kaç güne kalmaz bitiyor.. ondan bir kaç gün sonra da türkçe ve coğrafya bitmiş olacak.. sonra büyük ihtimalle denemelerini çözmeye başlarım herhalde.. :) bir de evde ders çalışmaya başlarsam aynı anda 4 dersten yapılabilir bu 5 yaprak olayı.. çalışmak istedikten sonra gerisi kolay.. :)

son bir şey daha yazayım .) yarın okula gitmiyorum.. çarşamba osmanlı tarihi, perşembe günü ise matematik sınavım var.. 4 türev, 6 integral çıkacak sınavda.. ve ben daha integral işaretini bile yapamıyorum.. neyse ki arkadaşımın defterini fotokopi çektirdim de yarın bakacağım..

ulan 12 yıldır defter tutmayı öğrenemedim.. 1 tane bile defterim yok.. bir tane lazımlık var, hocalar çok ısrar ederse ona yazıyorum.. daha çok karalıyorum.. fotokopi için verdiğim parayla kaç aç insanı doyururdum bilmiyorum.. =\

neyse işte günlük, durum böyle..
seneye bunları okuyup, gülümsememiz dileğiyle.. :)

Mart 31, 2008   7 Yorum Var, Sen Ne Dusunuyorsun?

“5 Yaprak” Ders Çalışma Sistemi..

Gelen mail ve yorumlarda bu çalışma programına ilgi oldukça büyük. :) Yazayım şu programı da bütün gerçekten isteyenler yararlansın.

Her şeyden önce üniversite kazanmayı gerçekten istemeli ve bunun için bazı şeylerden vazgeçmelisiniz.. Bilgisayar olabilir, en sevdiğiniz dizi olabilir, vizyona yeni giren bir film olabilir. Kendinizi kafa olarak hazır hissediyorsanız yazının devamını okuyun. Hissetmiyorsanız “ÖSS’ye 2 ay 25 gün kala durum değerlendirmesi” başlıklı yazımı okuyun. Eğer hala Öss’yi kazanmak istemiyorsanız zaten sizin için bir öenmi yok, istekli olanlar okumaya devam etsin :)

Bu programın en büyük düşmanı dershanelerdir. Bu programa göre dershaneler bizi yavaşlatan yerlerdir. Sonuçta Tarih, Edebiyat, Coğafya gibi dersleri öğretmen anlatmadan da kendimiz gayet rahat bir şekilde anlayabiliriz. Bu programda dershaneleri beklemeden hızlı bir şekilde kitaplar bitireceğiz. Yeni bir soru bankası alıyoruz. Eğer konu eksiğiniz varsa konu anlatımlı olması faydanıza olacaktır. Mesela ben ilk önce Tarih ve Türkçe’yi seçtim.  Okul büyük bir vaktimi alıyor, mezun arkadaşlar birden fazla ders seçebilirler kendilerine. :) Derslerimizi seçip kitaplarımızı aldıktan sonra sıra asıl önemli olan hızlı bir şekilde ilerlemeye geliyor.

Seçtiğimiz derslerden günde 5 yaprak yapıyoruz. Yani isteğe göre bu yaprak sayısı 7-8 olabilir tabii ki. Ben bugün 7 yaprak yapmaya başladım mesela. Çünkü kitapların eridiğini görmek hem keyifli hem de motive edici.

Günde 5 yaprak yapıyoruz diyelim, 5 yaprak arkalı önlü günde 10 sayfa yapar. Tüm konuları içeren 200 sayfalık bir soru bankası 20 günde bitiyor yani. Ne kadar hızlı olduğunu şöyle açıklamak istiyorum. Sene başından beri 8 ay geçti ama bu 8 ayda tam olarak bitirdiğim bir tane bile kitap yok. Bu sistem sayesinde 20 günde 2 kitap bitirmiş olacağım. :) Eğer 7′ye çıkartırsanız yaprak sayısını, günde 14 sayfadan 14 günde, yani 2 haftada bir kitabı bitirebilirsiniz.

Bir de ben şöyle bir şey yaptım. Kitaplarımı 5 yaprak 5 yaprak parçaladım. Yanımda bütün test kitabını değil, sadece o gün çözeceğim soruları taşıyorum. Çok az yer kapladığından her yerde rahatça çıkartıp çözebiliyorum. Ufak boş anlarınızı da değerlendirebilirsiniz bu şekilde.

Örnek vermeye kendimden devam edersem okulda hocaların izin verdiği derslerde, öğle arasında falan çözdüğüm sorular ile yaprak görevlerim bitiyor. Eve geldiğimde de başka derslere çalışıyorum. (?)  .)

Eğer gerçekten dişinizi sıkarsanız inanılmaz faydalı bir sistem. Bir kitabı bitirdikten sonra bir yaprak test takımı çözersiniz. Onu da bitirdikten sonra içinde içinde sadece bir dersin denemelerinin bulunduğu kitaplardan da çözerseniz 30 testte tüm konuları 30 defa tekrar etmiş de olursunuz.

Matematik – Fen bölümünde okuyan arkadaşlar hemen “Ama bizim dersler” diye başlayan cümleler kurmasın lütfen. Mazeret uyduranlara göre bir çalışma sistemi değil zaten.

Gerçekten isteyen yapar, Gerçekten isteyen kazanır!..

Bu sistemi bizim için düşünen, Türkiye’nin en iyi rehberlik hocalarından biri olan Akif Hocam’a, nam-ı değer 5 Yaprak Akif‘e çok çok çok teşekkür ediyorum. :)

Mart 25, 2008   23 Yorum Var, Sen Ne Dusunuyorsun?

Öss’ye 2 Ay 25 Gün Kala Genel Durum Değerlendirmesi

Evet günlük, çok hızlı giriyor ve kısa kesiyorum. Biraz sonra ders çalışmaya başlayacağım. İstediğin kadar kafa bul benimle ama bu sefer başlıyor.. 89. kez deniyor da olsam bu sefer başaracağım ve ders çalışmayı düzenli bir hale getireceğim. Valla lan!.. .)

Nerden geldi bu hırs diye sorar gibi olduğunu hissediyorum. Bugün okula her hafta gelen Başarı Dershanesi rehberlik hocası Mehmet Akif Bey geldi. Nam ı değer 5 Yaprak Akif. Bilindik cümlelerinin dışında bugün inanılmaz bir şey getirdi bize. Geçen sene bizim okuldan mezun olan Mahir. Mahir dediğim insan okulla pek alakası olmayan, ÖSS’ye 2 buçuk ay kala çalışmaya karar veren bir insan. Sınava 2 buçuk ay kala bir dershaneye gidiyor ve ilk denemesinde EA2 puan’ı hesaplanmıyor bile. Mat 2′den tek bir soru dahi yapamıyor ve Mat 1′den sadece 2 soru yapabiliyor. Onlar da rasyonal sayılar sorusu. :) Ancak Mahir’in istediği tek bir şey var. O da sınavı kazanmak.

2 buçuk ay boyunca Mahir, Akif Hoca’nın çalışma sistemi ile çalışıyor. Ve ilk okul 8. sınıfta 12 tane okuma yazması olmayan sınıf arkadaşı ile beraber mezun ola Mahir, ÖSS’de, 2 buçuk ay önce girdiği denemenin üstüne tam 60 puan ekliyor ve EA2′den 220 ham puan alıyor. Son 2 buçuk ay kala benim ihtiyacım olan puan’ın tam 2 katı kadar arttırıyor puanını. Ancak Mahir’in puanı bir çok bölüme yeterken Mahir gözünü yükseklere dikiyor. Bu sene tekrar hazırlanıyor ve Hukuk Fakültesi istiyor. Sınava 2 buçuk ay var ve Mahir şu anda Matematik bölümlerinden dikkat hatası yapmazsa pek soru kaçırmıyor. 260 ham puan alıyor. İsteyenlere 2 buçuk ay’da 60 puan arttırmasını sağlayan ders çalışma programını yazabilirim. :)
Ve şimdi başlıyor Kitap Bitirme Programı. Önce sözel derslerin kitaplarını bitirecek, Hemen ardından Matematik ve Geometri’ye geçeceğim.

Ve son olarak günlük, sana bir daha ders çalışmaya başlıyorum ana fikirli bir yazı yazmayacağım!..

Hoşça Kal..

Teşekkürler Mahir, Teşekkürler Akif Hoca..

Mart 20, 2008   31 Yorum Var, Sen Ne Dusunuyorsun?

250 Bin Mehmet Toprak Oldu.. Toprak Bize Vatan Oldu..

çanakkale geçilmez, çanakkale deniz zaferi, dur yolcu, çanakkale, çanakkale zaferi

Çanakkale bir destan olmuş, ben ne yazabilirim ki bunun üstüne? Dünya tarihinin en kanlı savaşı olan I. Dünya Savaşı’nın en kanlı cephesi. Metrekareye ortalama 3.000 mermi düşüyor savaş sırasında. Bu rakam dünya savaş tatihinin en büyük rakamı. Havada çarpışma ihtimali 600 milyon’da 1 olan mermilerden, onlarcası havada çarpışıyor..

Mustafa Kemal’i Mustafa Kemal yapan savaştır, Cumhuriyetimizin temelini atan savaştır bu. Tek dişi kalmış canavarlara savaşın onlarca savaş gemisiyle, dünyanın dört bir yanındaki sömürgelerinden getirdikleri insan yığınlarıyla, topla, tüfekle değil inanç ile kazanılacağını gösterdiğimiz savaştır. Tek dişi kalmış canavarların kalan tek dişini de söktüğümüz savaştır.

Bunu yapmak okumak kadar kolay değildi elbet. Mustafa Kemal Ölmeyi emretmişti askerlerine, savaşmayı değil!.. Mermisi biten süngüsüyle yürüdü bir kaç metre ilerideki düşman askerlerinin üzerine. İki adım sonra öleceğini bildiği halde tereddüt etmeden, gülerek koştu mermi yağmurunun içine!..

Bir avuç toprak parçasının üstünde tam 250.000 şehit verdik.. 250.000 mehmetçik bizim için şehit oldu. 250.000 mehmetçik bizim için toprak oldu. Toprak bize vatan oldu..!..

Çanakkale Destanımızın 93. yılı hepimize ders olsun.. Topraklarımız dünyanın en yakışıklı toprakları. Topraklarımızda tüm dünyanın gözü var. Topraklarımızda tüm dünyanın kuyruk acısı var.. Topraklarımızın üzerinde biz varız, lütfen bu vatanı hiç kimseye bırakmayın!..

Mart 18, 2008   4 Yorum Var, Sen Ne Dusunuyorsun?

Ataol Behramoğlu Söyleşimiz..

ataol behramoğlu, mustafa öztürk

 

Ünlüler haftamın son ünlüsüydü Ataol Behramoğlu.. Yaşan en büyük ve benim en sevdiğim şairlerden biri olan Ataol Behramoğlu ile “Şiirin Dili Anadli” isimli konuşmasından sonra röportaj yaptık kendisiyle. Gerçekten çok keyifliydi. Okul dergisi yayınlandıktan sonra röportajın tam metnini ekleyeceğim..

 

Vaktim yok, çok fazla yazamayacağım. :) Çok Teşekkürler..

 

 

Mart 18, 2008   2 Yorum Var, Sen Ne Dusunuyorsun?

Doğan Cüceloğlu Röportaj’ım..

 

Doğan Cüceloğlu..

Türkiye’nin en büyük psikologlarından, en büyük kişisel gelişim uzmanlarından biri olan, ABD’deki Fullerton şehrinde Kaliforniya Eyalet Üniversitesi’nde yıllarca öğretim üyeliği yapmış, Üstün Dökmen gibi bir ismin öğretmeni..

Okul dergisi için kendisi ile röportaj yapmayı düşünüyordum ama kendisinin haberi yoktu. Tek bildiğim saat 9′da Final okullarında olacağıydı. Bu saatte final okullarına gittim ve müdür yardımcısına durumu anlatıp beklemeye başladım.

Koridorun sonunda onu gördüğümde heyecan hat safhadaydı. Röportaj’ı kabul eder mi, vakti var mıdır yok mudur diye kendimi yerken metrelerce uzaktan daha önce hiç görmediğim kadar içten bir gülümseme ile “Hoş geldin.” dedi ve adımı sordu. Kapıda ayaküstü muhabbet ettiğim bayan benden bahsetmiş olacak ki benden haberi varmış gibi davrandı.

Bir dakika önce heyecandan ölmek üzere olan Mustafa’dan eser yoktu. Ne heyecan ne tedirginlik kalmıştı. Müdür yardımcısına arkadaşla konuşalım, sizle daha sonra konuşuruz dedi ve diğer müdür yardımcısının boş odasına geçtik.  40 – 45 dakika sohbet eder gibi yaptım röportajımı. Her şey mükemmeldi.

Psikolog olmak isteyen bana çok özel bir şevk vermişti Türkiye’nin en büyük psikologu ile bu muhabbeti yapmak.  Psikolog olmak farz oldu artık.. :)

Mart 8, 2008   2 Yorum Var, Sen Ne Dusunuyorsun?

Yine Sınavlar, Yine Güzelim Bahar Havaları, Yine Kitap Fuarı, Yine Yalan Olmuş Bir Program..

Sanırım son yaptığım program da yalan oldu gibi. Sınav döneminin gelmesiyle yine bütün soru çözümleri sadece plan olarak kaldı. Aslında kendimi kandırıyorum sanki. Sınavlarla çok fazla alakası yok. Zaman azaldıkça ders çalışmak mecburi bir hal almaya başlıyor ve benim de ilkokul yıllarımdan beri peşimi bırakmayan mecbur olduklarımı inatla yapmama hastalığım nüks ediyor. Isınan havalar da cabası..Tüm bunlar yetmezmiş gibi bir de Bursa 6. Kitap Fuar’ı eklenince ders çalışmamak için yeterli etkenlerin fazlasıyla tamamlanmış oluyor. Şimdi bakıyorum da hak verdim kendime. :) Bu şartlar altında ders çalışmak gerçekten çok zor.

Yarın ki matematik sınavı geçsin tüm gücüm ile ders çalışmaya başlıyorum. Tamam biliyorum, artık komik olmaya başladı bu ders çalışmaya başlıyorum muhabbeti ama bu sefer farklı. Artık vakit daralıyor ve yumurtayı içimde hissedebilir durumdayım. Ayrıca benim seçme şansım yok. Bir şehir, bir ben, bir hayal, bir gelecek beni daha doğrusu ders çalışmamı bekliyor.

Bekleyin, geliyorum. :)

Mart 5, 2008   1 Yorum Var, Sen Ne Dusunuyorsun?

Bursa 6. Kitap Fuarı ve Can Dündar İmza Günü..

Can Dündar..

Bu isim benim için Türkiye’nin elimizde kalan bir kaç gazetecisinden biri. Yazılarını ilk takip etmeye başladığım, bilgisayarımda kendisine özel klasörü bulunan tek yazar..

Bursa 6. Kitap Fuarı’nda bir imza gününde çıktı karşıma. 16:00′da gelecekti İmge Kitapevi’nin stand’ına. Bense 15:30′da girmiştim imza kuyruğuna.. Can Dündar yarım saat geç geldi stand’a, yarım saat de sıranın bana gelmesi sürdü. Anlayacağınız bir buçuk saat boyunca ben sırada kalmıştım onunla konuşabilmek için ve bu arada aldığım kitaplarından birini yarıladım neredeyse.

Bu bekleyişin sonu yaklaştıkça heyecanım artıyordu. Derken sıra bana geldi, o büyük insan, aklar düşmüş uzun saçları, yuvarlak çerçeve gözlükleriyle karşımda kitabımı imzalamak için bekliyordu. :)

Neyse ki imza’yı atıp geçiştiren bir insan değildi. Ayaküstü de olsa adımı sordu, gelecek planlarımı sordu.. Sırada daha yüzlerce kişi olmasına rağmen sorular sordu, dinledi.. Ve kitabıma şöyle yazdı;

Mustafa için, Can’dan sevgilerle…

can dündar

2 Mart 008
Pazar
Kitap Fuarı

Mart 5, 2008   2 Yorum Var, Sen Ne Dusunuyorsun?