Yazan: — Ocak 2008
Soğuk Hayaller..

Büyük boy için resmin üzerine tıklayınız.
Derin bir nefes aldı genç,
Nefesini verirken çıkan buhar
Kapattı önünü bir bulut gibi.
Soğuk ciğerlerine kadar dolmuştu,
Parmak uçları sızlıyordu
Gökyüzünde parlayan güneş de kandırıyordu onu.
Tıpkı diğer insanlar gibi,
Tıpkı kendisi gibi.
Soğuğa daha fazla dayanamadı,
Unutulmuş bir çay ocağı buldu.
Çay bardağında ısınmak,
Kendini bulmak istiyordu.
Küfür eder gibi gıcırdayan kapıyı açtı
Gözleriyle
Kim oldukları unutturulmuş
Gece işçilerini selamladı.
Karanlık bir köşeye kendisini bıraktı.
Gözleriyle
Koyu bir çay söyledi, şeker istemedi.
Çay geldiğinde
Hayallerinde kalan hayallerini
Parçalıyordu elleri.
Acı bir yudum aldı çayından.
Ve bir yudum daha.
Çayından eksilttiği her yudumda
Tükenen umutlarıydı sanki.
Çay ısıtmamıştı içini,
Hala üşüyordu.
Soğukluk hala kalbindeydi.
Yine suçu başkasına attığını fark etti,
Güneşten özür diledi.
Bardağı dudaklarına götürdü
Fakat çay bitmişti.
Çay bile onu habersiz terk etmişti.
Hayalleri terk etmişti.
Cebindeki bozuklukları masaya bıraktı,
Hızla yerinden kalktı.
Sanki masaya hayallerini bıraktı.
Hayallerinden kaçtı.
Hayalleri ondan kaçtı.
Kapı tekrar gıcırdadı,
Yoldaşı yollar onu bekliyordu.
Mustafa Öztürk
31 Ocak 2008
Garaj Çay Ocağı
Ocak 31, 2008 8 Yorum Var, Sen Ne Dusunuyorsun?
Yalnız Kurt..
Dün doğum günü olan dostum Çağrı’ya hediyemdir.. Fotoğrafa güzellik kattığı için de kendisine teşekkür ederim.
Tüm hayallerinin hayal gibi gerçekler olması dileğiyle dostum..
Büyük boy görmek için
resmin üzerine tıklayınız.
Ocak 29, 2008 11 Yorum Var, Sen Ne Dusunuyorsun?
“asor adalarında on sekiz mısramı unutmuşum”
“asor adalarında on sekiz mısramı unutmuşum” Attila İlhan bu mısra ile anlatmıştı kaybettiği bir şiirini. Bu sözün anlamını, bir şiirimi ilk defa kaybettiğimde anladım ve anladığım başka bir şey ise o güne kadar o mısrayı anlamamış olduğumdu. Ve bugün bu mısra iyice kafama girdi. Attila İlhan’ın sözleriyle anlatmak gerekirse mıh gibi aklımdaydı artık. Nedir bunun sebebi diye sorduğunuzu duyar gibi oluyorum..
Karne sevinci ile okuldan gelmişim, bilgisayarımın karşısına oturmuşum, eğitim sisteminin bozukluğundan, tatilin ne kadar gerekli olduğuna, mezuniyete yaklaştığımdan, sondan ikinci karnem olduğuna, bu karnelerin ölçüt olmaması gerektiği ve nedenlerine kadar uzun bir yazı yazmıştım. Şimdiye kadar yazdığım yazıların en iyisi olduğunu düşünüp büyük bir gurur ve sevinç ile yazıyı yayınla düğmesine bastığım an karşılaştığım manzara felaket idi. Ben yazınız başarıyla yayınlandı yazısını beklerken sayfa görüntülenemiyor hatası aldım. “Geri” dediysem de yazımı kurtaramadım. Sanki kopan benden bir parçaydı. Bütün gün uğraşsam da aynı yazıyı bir daha yazamadım. Ve sonunda içimi böyle dökmeye karar verdim..
Bu sefer yazıyı yayınla demeden önce kopyalıyor ve üstüne bir de taslaklara kaydediyorum. Ne olur, ne olmaz..
Ocak 25, 2008 Ilk Yorumu Sen Yap
2008 Öss Geri Sayım..
Şu yukarıda gördüğünüz dalga dubara Öss’ye kaç ay, kaç gün, kaç saat, kaç dakika, kaç saniye kaldığını gösteren lanet bir şey.. İlk başta güzel bir şey olduğunu sanmıştım ama an itibariyle tam olarak 4 ay, 26 gün, 16 saat, 48 dakika, 06 saniye kalmış bulunuyor.. Offf.. =\
Ocak 20, 2008 20 Yorum Var, Sen Ne Dusunuyorsun?
I. İstanbul Kuşatması!..
İşte kavgamın şehri İstanbul!..
İşte hayallerimin şehri İstanbul!..
Sonunda, ilk defa okul tarafından düzenlenen bir gezi ile İstanbul’a ayak bastım.
Yıllardır fotoğraflardan izlediğim İstanbul’un o izlediğim fotoğraflarını hatta çok daha güzellerini çektim. Bir kaç tanesini paylaşayım =)



Nasıl anlatayım bilmem ki. Sanırım en iyi tarif edebilecek kelime bu İstanbul Gezisi’ni “Rüya” olmalı.. Bir çok defa rüyamda gördüğüm martılar, Boğaz Köprüsü, Ortaköy’de ki camii, Vapur, İstanbul Üniversitesi’nin o buram buram tarih kokan, büyük, taş kapısı..
Aylardır hep başkalarından selam gönderdiğim, beni beklemesini söylettirdiğim şehir’e kendim söyledim hiç kimseye duymadan, sessizce; Köprüler, Sarayburnu, Minareler ve Haliç’e, diyiverdim bir “merhaba” gizlice..
Sözü çok uzatmaya gerek yok, I. İstanbul Kuşatması güzel bir motive oldu. Seneye gideceğim üniversiteyi görmek.. Bir de ders çalışmaya başlasam çok güzel olucak.
Bu yazı beni tekrar gaza getirdi, yarın son sınavımı oluyorum ve hemen ardından ağır bir şekilde ders çalışmaya başlıyorum.
Valla bak..
Bekle Beni İstanbul!..
Dipnot: İstanbul artık sadece benim!.. ??
Ocak 14, 2008 11 Yorum Var, Sen Ne Dusunuyorsun?









