Random header image... Refresh for more!

Yazan: — Kasım 2007

Suçlu Kim?

Orhan Veli’ye..

Rakı şişesinde balık olsam derdin,

Rakıyı balığın suyu sevdiğinden çok severdin..

Kime kızsam bilmem ki,

Gece yarısı çakır keyif gezen Veli’ye mi?

Yoksa kazdığı çukuru kapamayan belediyeye mi?

İkiniz de olamaz mıydınız dikkatli?

Bu Dünya’ya kaç defa gelir bir Orhan Veli?..

Mustafa Öztürk

Kasım 15, 2007   1 Yorum Var, Sen Ne Dusunuyorsun?

İstanbul’da Boğaziçi’nde Bir Fakir Orhan Veli’yim..

Türk Edebiyat’ının en büyük şairlerinden biri olan Orhan Veli Kanık 57 yıl önce 14 Kasım 1950′de bir belediye çukuruna düştükten sonra beyin kanaması geçirip hayatını kaybetti.. Orhan Veli gibi büyük bir şair’in daha 36 yaşında trajikomik bir şekilde ölmesi gerçekten utanç verici. Kim bilir bizlere sunacağı daha neler vardı..

Bu kısa hayatında Türk Edebiyat’ına kazandırdığı eserler ise şöyle:

Şiir: Garip (1941), Vazgeçemediğim (1945), Destan Gibi (1946), Yenisi (1947), Karşı (1949), Bütün Şiirleri (1951)
Düzyazı: Nesir Yazıları (1953), Edebiyat Dünyamız (1975); (manzum hikâye) Nasrettin Hoca Hikâyeleri (1949)
Derleme: Fransız Şiiri Antolojisi (1947)
Çeviri: A.de Musset’den Bir Kapı ya Açık Durmalı ya Kapalı (O. Rifat ile, 1943), Barberine (1944), Moliere’den Scapin’in Dolapları (1944), Sicilyalı yahut Resimli Muhabbet (1944), Tartuffe (1944), Versailles Tulûatı (1944), Gogol’den Üç Hikaye (Erol Güney ile, 1945), A. R. Lesage’dan Turcaret (1946), La Fontaine’in Masalları (1948), Shake-speare’den Hamlet ve Venedikli Tüccar (Ş. Erdeniz ile, 1949), Batıdan Şiirler (O. Rifat ve M. Cevdet ile, 1953), J. Anouilh’den Antigone (1955), J. P. Sartre’dan Saygılı Yosma (1961), Bütün Çeviri Şiirleri (1982), Turgenyev’den El Kapısında (1994)

Kasım 15, 2007   2 Yorum Var, Sen Ne Dusunuyorsun?

Anılar..

 

Babam burda doğmuştu,

Ufak tefek bir çocuktu..

Burda yanmıştı ayağı,

Burda olmuştu ilk traşı..

Eve geç kalınca bir gece

Telaşlanmıştı ev halkı..

Burda olmuştu koca,

Burda olmuştu baba..

Fakat kilit vuruldu bütün anılara

Gitmesinler diye babam gibi

Uzak diyarlara..

Kasım 12, 2007   2 Yorum Var, Sen Ne Dusunuyorsun?

09:05.. Kasım 10..

Atatürk 10 Kasım 09:05

Zaman’ın Donduğu An..

Kasım 10, 2007   3 Yorum Var, Sen Ne Dusunuyorsun?

10 Kasım Hüzün Günü Değil, Mücadele Günüdür!..

Bugün Atam’ın sonsuzluğa ulaşmasının ardından tam 69 yıl doluyor.. Bugün bütün ülke yas tutacak.. Ben de dahil olmak üzere sirenler çalmaya başladığında Atam’ın heykeline bakıp göz yaşlarına engel olamayacak bir çok yurt sever.. Ama ben göz yaşlarımı üzüntüden dökmeyeceğim!.. Hırsımdan dökeceğim!.. İndirmeyeceğim bayrağımı yarıya! En yükseklere çıkartacağım onu!.. Atam ister miydi bayrağımızın yarıya inmesini? İstemezdi.. Atam ister miydi arkasından kuru göz yaşları dökülmesini? İstemezdi..

Bırakın üzülmeyi! Ağlamak değil bu ülkeyi sevmek! Yemin edin kendinize! En iyi olmak için yemin edin.. Mesleğin, görevin, yaşın ne olursa olsun en çok çalışın! Bu ülke’nin çalışmaya ihtiyacı var, bu ülkenin Atatürkçülük’ün ne olduğunu bilen insanlara ihtiyacı var! Bu ülkenin göz yaşlarına ihtiyacı yok.. Ve hiç bir zaman olmayacak!!

Yarın benim elimde! Yarın senin elinde! Güzel Kur!
Atam sen rahat uyu!.. And olsun ki hüzünlenmeyeceğim! Direneceğim! Mücadele edeceğim! 10 Kasım’da çocuğunu evlendiren milletvekillerinden kurtaracağız bu vatanı!..

İhanet ile, irtica ile, bizi yutmak isteyen emperyalizm ile bizi mahvetmek isteyen kapitalizm ile, sayımızın azlığına, sayılarının çokluğuna bakmaksızın savaşacağıma yemin ederim!..

Kasım 10, 2007   Ilk Yorumu Sen Yap

Ekşi Sözlük’te yazar olmama günler kala!..

Okuyanlar olmuştur, hakkımda bölümünde “İnternet’te ulaşılabilecek en yükses seviyenin Ekşi Sözlük yazarlığı olduğuna inanırım ve bir gün olacağım!..” demiştim..

O gün geliyor!.. Ekşi sözlük 9. nesil yazar alımı başlamış. Duyar duymaz saniye kaybetmeden atladım.. mustafa ozturk rumuz’u ile çaylak yazar kaydımı yaptım.. Çaylaklık görevi olan 10 entry’yi yazdım ve artık çaylaklığımın kalkmasını bekliyorum..

Teşekkürler Ekşi!..

Kasım 10, 2007   5 Yorum Var, Sen Ne Dusunuyorsun?

Sokaklar..

mustafa öztürk

 

Sokaklar sonsuz, sahipsiz..
Bedenimi saran soğuk karanlık
Örtüyor umutlarımın üzerine siyah gizemini..
Ve bulutların arkasında
Ufak bir ay ışığı bulma umudu
Bir çocuğun..
İçimi titreten rüzgar fısıldıyor acımı
Sessiz..
Kendimi görüyorum yolun sonunda,
Çaresiz..

Kasım 2, 2007   2 Yorum Var, Sen Ne Dusunuyorsun?

Türkiye’nin 2030 Yılı Başbakan’ı Benim!..

Teşekkürler Kashna!.. ve yaratıcısı Erdal Demirkıran..

Bugün Dünya’nın en akıllı insanı Erdal DEMİRKIRAN‘ın Yerim Seni Öss adlı gösterisini 3. defa izledim.. Ve üç gösterideki kendi halimi inceledim..

İlk izlediğimde; Erdal Demirkıran soru sorduğu zaman sesini bile çıkartamayan, Erdal Demirkıran ile göz göze gelipte bana soru sormasından korkan kendine güveni sıfır bile olmayan kartal doğduğunun farkında olmayıp tavuk gibi yaşayan bir insandım..

Gösteriden sonra  içimde bir şeyler kıpırdıyordu.. Biliyordum ki kelimeler ve oksijen bedavaydı ve Erdal Demirkıran’ı dünya’nın en akıllı insanı yapan sadece kelimeler ve oksijendi..

İkinci kez izlediğimde; artık Erdal Demirkıran soru sorduğu zaman artık toplulukla beraber cevap verebiliyordum. Sesimi diğer insanların sesini bastıracak şekilde çıkartabileceğim bir özgüven vardı  fakat hala ayağa kalkıp konuşacak cesareti bulamıyordum.

Bugün izlediğimde, yani üçüncü kez izlediğimde gösteriyi, hiç korkmadan protokolün bir arka sırasında yerimi aldım.. Erdal Abi bu ülkenin 2030 yılında ki başbakanı kim diye sorduğunda en önce ve en yükseğe ben el kaldırdım.. Erdal Abi beni ayağa kaldırırsa diye korkmadım, bunu isteyerek en öne geçtim ve el kaldırdım..

Ve Ayaktaydım.. Erdal Abi tüm salonu alkışlatmıştı.. Ben ayaktaydım ve tüm salon beni alkışlıyor, konuşmamı bekliyordu.. İlk gösteride elini kaldırmaya utanan kişi 3. gösteride en önlere gelmiş, ayağa kalkmış, tüm salon onu alkışlamış, o daha önce hiç olmadığı kadar emin bir şekilde Türkiye’nin 2030 yılı başbakan’ı benim demişti!..

Bildiğini söylemeye bile utanan beni bu hale getirdiği için Erdal Demirkıran’a çok teşekkür ediyor ve herkese tüm kitaplarını okumalarını tavsiye ediyorum.. Kendinizin aslında ne kadar değerli bir varlık olduğunu size gösterecektir.. Her şey Sen’in elinde!.. Teşekkürler Kashna..

Kasım 1, 2007   7 Yorum Var, Sen Ne Dusunuyorsun?

Muşmula Mevsimi..

Kimisi döngel der ona.. Beş bıyık diyenler de vardır.. Ben muşmula derim. Daha 3-4 yaşlarındayken bir komşumuzun bahçesinde tanıştım onunla. Ağzımı kamaştıran, mayhoş bir tadı vardı.. Böyle başladı muşmula sevgim..

Tabii başladığı gibi kalmadı.. Gün geçtikçe arttı sevgim.. Her yıl muşmula’nın pazarda ki yerini almasını dört gözle beklerim. Sonbahar’ın ilk günleri muşmula hasretim iyice azar.. Aklıma geldikçe ağzım sulanır.. Ekim ayı geldi mi artık iş işten geçmiş ben balatayı sıyırmışımdır. Pazarcılara sorup sorup dururum.. Onlar benden bıkar, ben sormaktan bıkmam..

Sonunda adamlar ısrarlarıma dayanamadılar. Muşmulalar normalde olmuşken değilde çürümesi beklenip yendiği halde bana olmamış, içi nerdeyse yeşil olan muşmulaları getirdiler sağ olsunlar.. Bu ilk muşmulayı ağzıma götürdüğüm an dünyada hiç bir dert keder kalmadı ben de.. Herşeyi unuttum.. Bir sonraki hafta yine normalde getirmeyecek olmasına rağmen bana biraz daha getirdi pazarcı abi sağ olsun.. Biraz dediğimde 5 kilo.. (= Sabahtan akşamakadar yer dururum..
Ancak ne var ki bu muhteşem meyve’nin kötü yanları da var.. Örneğin mevsimi en kısa süren meyvelerden biridir. 1 ay bilemedin 1 buçuk ay en fazla pazarlarda yerini alır. Bu bir buçuk ay içinde de her yer satmaz bu meyveyi.. Bursa’nın koskocaman pazarı, en büyük pazarı Pazar Pazarı’nda sadece bir ya da iki yerde satılıyor bu meyve. Düşünün artık..

Bir diğer kötü yanıda; kabız yapıyor.. =\ İnsanın içi kuruyor.. Yemesi çok güzel ama çıkarması biraz acı oluyor.. :D Ama olsun.. Yine de dünya’nın en güzel meyvesidir muşmula..Ve dünya’da bu meyveyi en çok seven insan da benim.. (=

Bak gördünüz mü.. Bu yazıyı yazana kadar bitmiş tabağımda ki muşmulalar.. Hemen yenisini dolduralım.. (=

Kasım 1, 2007   5 Yorum Var, Sen Ne Dusunuyorsun?