Kariyer 2.0: Tavsiye ve Teşekkür

Beni tanıyanlarınız bilir, profesyonel hayata biraz erken atıldım. Daha doğrusu hayatın içinde profesyonel hayat diye bir bölüm hiç yaratmadım. İnterneti her zaman çok sevdim, her zaman internette bir şeyler üretmek için çabaladım. Ve bunun karşılığında bir noktadan sonra para kazanmaya başladım.

İş hayatına erken girişim, verimlilik takıntım, ve eski blogumdaki yazıların tadından olsa gerek çevremde bana kariyer hakkında sorulan sorular neredeyse hiç bitmedi. Zaman zaman yazısını yazdım, zaman zaman konuşmasını yaptım.

cengiz-catalkaya-kariyer20

Sonunda yeni iş dünyasına dair benim de sürekli anlatmak istediğim hemen hemen her şeyi çok daha fazlalarıyla anlatan bir kitap, yıllardır Yetenek ve Kariyer isimli blogunu merakla takip ettiğim Cengiz Çatalkaya tarafından yazıldı. Üstelik içinde benim de kariyer öyküm var : )

mustafa-ozturk

 

Kariyer 2.0 isimli kitabında “değişen iş dünyasında başarılı bir kariyerin yeni yolları”na dair merak etmeniz gereken, üstünde çalışmanız gereken hemen hemen her şeye ulaşabilirsiniz.  Üniversite öğrencilerine ve yeni mezunlara özellikle tavsiye ediyorum.

Kariyer 2.0 örneği olarak benim kariyer öyküme de kitapta yer verdiği için Cengiz’e  ayrıca teşekkür ederim.

0

Lüks Markaların Sosyal Medyada (Ne) İşi Var!?

İkamesi zor, kalitesi yüksek ürün ve hizmetlerini yüksek fiyat ve özel dağıtım politikaları ile seçkin müşterilerine ulaştıran lüks markalar için yıllardır sorulan sorular var: “Dijital pazarlamayı kullanmalılar mı?”, “Sosyal medyada yer almalılar mı?”. Bu soruların lüks markaların halen gündeminde olmasının sebebi ise “lüks marka pazarlaması” ile ve “dijital pazarlama” stratejilerinin temelinde yatan zıtlıklar. Seçkin ve sınırlı bir kitleye hizmet veren ulaşılması zor lüks markaları, internetin kolay ulaşılabilir, paylaşılabilir dinamiklerinin markanın büyüsüne zarar verme ihtimali korkutuyor.

luks-marka-pazarlama

İnternette bu ulaşılması zor hedef kitleye nasıl dokunabileceğini bilmeyen markalar, bu korkuyu yaşamaya devam etmekte oldukça haklılar. Ancak  doğru kişilere, doğru mecralarda, doğru temaslarda bulunmak lüks markalar için de diğer markalarda olduğu kadar önemli, gerekli ve mümkün. Potansiyel müşterilerin hayranlığının artması, markayı yorumlaması, çevresiyle paylaşması etkili bir iletişim stratejisi ile işlendiği zaman markanın imajını güçlendirecek ve yeni tüketiciler elde etmesine olanak sağlayacaktır. Bu noktada, imajlarını zedelemeden potansiyel müşterilerine ulaşmak ve geleceğe yatırım yapmak isteyen lüks markaların, dijital pazarlama stratejilerini geliştirirken dikkat gereken çok önemli hususlar ortaya çıkıyor.

 

Masal anlatmadan hikâyenin kahramanı olmak

Continue Reading →

0

Sosyal Medya’nın Gerçek Roi’si Nedir?

Yarıtırımın geri dönüşü şeklinde Türkçeye çevirebileceğimiz ROI (return on investment) tüm pazarlama yatırımlarında olduğu gibi sosyal medya için de mutlaka hesaplanması gereken ölçeklerden bir tanesi. Sonuç olarak hepimiz yatırdığımız para karşılığında elimize ne geçtiğini / geçeceğini bilmek isteriz.

Sosyal Medya Roi

Konu sosyal medya roi olunca markalar geridönüş olarak neyi baz alacağı konusunda çok da emin değiller gibi. Roi; sosyal medya öncesi yıllarca 100 liralık yatırımlarından elde ettikeri 135 lira gelire göre hesaplandı. Ancak bir tweet, bir facebook postu için yapılan yatırımın bile neredeyse hesaplanamadığı bu çağda; bu paylaşımların markaya kazandırdığı parayı hesaplamak hala hayal gibi.
İstisna olarak eğer bir e-ticaret sitesi için internet reklam yatırımı yapıyorsanız; kusursuza yakın bir oranda harcadığınız paranın karşılığında kazandığınız parayı hesaplayabiliyorsunuz. Ancak yine de kapsamlı bir sosyal medya iletişiminin markaya ne kadar kazandırdığı konusunda net ölçekler bulunmuyor.

sosyal-medya-roi

Her platformun kendine özel dili, kendine özel başarı kriterleri, kendine özel reklamları, kendine özel geri dönüşleri mevcut. Markalar açısından baktığımda kitabını yazmama değecek çeşitlilikte ve karışıklıkta görüyorum gerçekten bu konuyu. Bu yüzden sosyal medya işin içine girince; takipçi başına maliyet, etkileşim rakamı, erişim miktarı gibi KPI’lar; elimizde bunlar olduğu için sosyal medya roi olarak hesaplanmaya başlandı. Haliyle 4 sene önce sosyal medyaya inanmayan koskoca genel müdürler de saat başı takipçi sayısı kontrol eder hale geldi. Eskiden aynı şekilde kazandıkları parayı saydıklarını düşünmek istemiyorum. : )

Sosyal Medyanın Gerçek Roi’si: Güven

Continue Reading →

0

Zaman Yönetimi: 1 Hafta 168 Saat

“Hepimiz modern köleleriz(!?) İş hayatı, bütün hayatımızı çalıyor, sistemin çarkları arasına sıkışmış, her saniye ölüyoruz.”  gibi dertleriniz var ise sorun sistemden çok sizde olabilir. Zaman yönetiminden bahsederken bu konuya çok girmek istemiyorum ama yazıya girmeden önce belirtmeden de geçemedim. Eğer sorunun gerçekten kapitalist sistem olduğunu düşünüyorsanız parasız ya da minimum para ile yaşayabileceğiniz birçok alternatif mevcut, sadece benim parasız dünyayı gezmiş / gezen, herhangi bir mesleği olmayan ya da olsa da bunları yapabilen birçok arkadaşım / tanıdığım var.

Eğer asıl amacınız böyle bir hayat değilse yeni bir araba almak istemeniz, son model telefon kullanmanız bir yandan da geleceğinizi güvence altına almak için daha fazla çalışmanızda sistemin bir suçu bulunmuyor. Bu yüzden şartların ve hayat amaçlarınızın birbiriyle dost olduğu bir bakış açısıyla zamanınızı en verimli nasıl değerlendirebileceğinize odaklamak hayatınızdan aldığınız keyfi arttıracaktır.

zaman-yonetimi-dali

Geçtiğimiz haftalarda bir toplantı için Antalya’ya giderken Türk Havayolları’nın Skylife dergisinde 1 haftanın 168 saat olduğuna dair bir başlık gördüm. Zaman yönetimine her zaman çok önem vermiş biri olarak bir haftanın kaç saat olduğunu daha önce hiç hesaplamamıştım ve bu açıdan bakmak pazartesi işe gitmeyi daha keyifli hale getiriyor diyebilirim. O yazıdan yola çıkarak kendi 168 saatimi analiz ettim.

1 hafta 168 saat.

Günde ortalama 6-7 saat uyuyorum. 7 x 7 = 49 saat. Continue Reading →

1

Sosyal Medya Senin Hakkında Ne Biliyor?

İnterneti, sosyal medyayı artık hepimiz çok iyi biliyoruz. Her sosyal ağ’ın kendisine özel prime time’larından, en çok like’ı alacak fotoğraf kadrajına ve bu kadraja uygun olan filtreye kadar sayısız işlem birçoğumuz için içgüdüsel bir bilgi haline geldi. Bu yazıda madalyonun öbür yüzünden, internetin bizim hakkımızda bildiklerinden bahsedeceğim.

Sosyal medyanın hakkımızda bildiklerini sıralamaya geçmeden önce kısaca bu bilgilerin nasıl toplandığından bahsedeyim. Aslında internetteki her saniyemiz kayıt altında.

  • İşletim sistemlerimiz
  • GSM operatörlerimiz
  • Browser’larımız
  • Arama motorlarımız
  • İnternet servis sağlayıcılarımız

büyük bir titizlikle hemen hemen her hareketimizi kaydediyor. Ve bu liste öyle bir çember oluşturuyor ki internette izlenmemek için çaba sarf etmediğiniz sürece izleniyoruz. Bu durum sık sık 1984  benzetmesiyle birlikte distopya gibi sunulsa da peşinen söyleyeyim bu kayıtları istisnai durumlar hariç internet kullanıcıları için oldukça faydalı ve gerekli buluyorum.

İstisnai durum:
facebook gizlilik ayarları

Peki sosyal medya hakkımızda neler biliyor?

Continue Reading →

0

Sosyal Medya içerik Yönetimi: Nerede Ne, Nasıl Paylaşacağım?

Sosyal Medya içerik Yönetimi’nde Kime Paylaşağımızı belirlediysek işin büyük bir kısmını halletmişiz demektir. Daha önce de dediğim gibi başarılı bir sosyal medya yönetimi; hedef kitlenizi ne kadar iyi tanıdığınız ile doğru orantılıdır.

Kime Paylaşacağım? sorusuna verdiğiniz cevaplara göre sıradaki üç soru da yanıt bulacak.

Sosyal Medya içerik Yönetimi:

Nerede paylaşacağım? 

Facebook, Twitter, Youtube, Pinterest, LinkedIn…
Kendimi tutmasam sosyal medya klişelerine kurban gitmek üzereydim.

içerik stratejisi

 

Ayrı ayrı değil, tek soru olarak: Nerede Ne, Nasıl Paylaşacağım? 

Aynı içeriği Facebook’a ve Twitter’a kopyalayıp paylaşmaktan başka bir şey yapmıyorsanız; içeriğiniz ne kadar nitelikli olursa olsun tam verim alamıyorsunuz demektir.
Continue Reading →

0