Çok Kadın Hiç Kadındır Oğlum, Yalnızlıktır Sonun…

Bu aralar çok yoğunum..
İş sağ olsun bütün boşluklarımı dolduruyor.. Okul sonraları, hafta sonları..
Sonra hızlı okuma egzersizlerine sardırdım bu aralar.. Onlarla uğraşıyorum.. Bir de şu yazımda bahsettiğim kitapçıdan aldığım 20 küsür kitabı da okumaya çalışıyorum.. Hatta Beşiktaş’taki Alkım Kitap Evi şahane bir kampanya başlatmış; 10 adet dünya klasiği 3 lira. 2 tane onlu seri var.. Yani 20 dünya klasiği kitap 6 lira.. Tabii ki bunları da aldım..Böyle bol bol bir kitap okuma olayım var..
Sonra Gitme Vakti‘ne vaktim yetmiyordu ki bir de Olm Lan diye bir blog açtım Onur’la beraber..
Fotoğraf çekesim geldi bir de bu aralar.. Onları da buraya koysam güzel olur aslında..
Ha bir de okul var tabii..
5 saat uykuda sabitledim kendimi artık..
Bu blogta da taslakta yazılmayı bekleyen konular kuyruğu uzadıkça uzadı..
Diyeceğim şudur ki insan aynı anda 50 yere el uzatınca bir yerde bünye stop edebiliyor.. Sakalların uzuyor, odan dağılıyor, agresifleşiyorsun, hiçbir şey yapamadan ve hiçbir şey yapamamanın verdiği acı ile oturup kalabiliyorsun..
İşte tam bu anda farkına vardım ki benim sadık yarim 20 gündür boşladığım bu blogtur.. Yine koştum sığındım bloguma, döktüm içimi..
Şimdi gelecek yazılar ve diğer uğraşlarım için biraz daha güçlüyüm..
(: (:
Etiketler: alkim, alkim kitap evi, beşiktaş, beşiktaş alkim, gitme vakti, hızlı okuma, olm lan, ucuza dünya klasikleri, yoğunlukMayıs 20, 2009 Ilk Yorumu Sen Yap
1 Mayıs Çilekleri..
Öncelikle belirtirim; bu yazının İşçi Bayramı ile alakası yoktur.

1 Mayıs..
Geçen sene 1 Mayıs’ta şu anda ev arkadaşım olan Çağrı ile okul çıkışı dershaneye gidiyorduk.. Tatlı bir bahar havası.. İçim içime sığmıyor.. Kravatlar aşağıda, gömlek dağılmış.. Liseliyiz..
Dershane yolu miting alanından geçiyor.. Çağrı’yla yürüyoruz, daha miting başlamamış neyse ki.. Karşımıza bir çilekçi çıktı.. Çilekler de nasıl güzel anlatamam.. Çıkarttık bozukları, 1 kilo çilek aldık.. Yıkamakla uğraşmak falan yok.. Bulduğumuz ilk kaldırıma oturduk, başladık çilekleri yemeye.. Ama o anda o çileklerin ne kadar iyi geldiğini anlatamam.. Şimdi düşününce inanılmaz bir duyguymuş gibi geliyor o anlar.. Tam yarıladık çilekleri derken önümüzden mitinge katılacak olan bir grup geçiyor.. O anda geçen gruptan nefret ediyorduk.. Amacı bayram kutlamaktan çok daha farklı bir gruptu.. Ama çilekler o kadar güzeldi ki sinirimizi hiçbir şey bozamazdı..
Afiyetle yedikten sonra çilekleri dedik ki bundan sonra 1 Mayıs bizim için çilek günü olsun.. Oldu da.. Çağrı ile aynı evde yaşıyorum şu anda.. 1 yıldır dönüyor çilek muhabbeti.. 1 mayıs gelse de adam akıllı çilek yesek..
Yarın 1 mayıs.. Ama benim planlarda bir aksaklık oldu.. Bir önceki yazımda anlattığım gibi cebimdeki bütün parayı kitaplara yatırmıştım.. Bugün de maaşı çekecektim.. 3 günlük parasızlık bugün bitecekti.. Bugün gittim bankaya.. Banka hesap kartımın hayatımda hiç gitmediğim Bursa / Karacabey’e gönderildiğini öğrendim.. Biraz küfrettik ama dediler ki kimliğinizle de para çekebilirsiniz.. İyi dedim, verdim kimliği.. Parayı çekebildim mi? Hayır! Benim hesabımı açan “sevgili” banka görevlisi yerleşim belgemin bilgilerini girmemiş..
Sonuç.. Para çekemiyorum.. Yarın 1 mayıs, tatil.. Sonra hafta sonu geliyor.. En iyi ihtimalle P.tesi çekeceğim parayı.. 3 gün daha kurşun atacak bir meteliğim bile yok..
İşin ilginç yanı Çağrı’da da yok..
Peki ya bütün sene planladığımız 1 mayıs çilek’lerini kim yiyecek? Başka bir arkadaştan para alıp yesek aynı tadı alabilecek miyiz?
Sanırım ne desem boş.
Millet yıllarca hayallerini kurduğum bölümü özel üniversitede okurken hiç istemediğim bölümde, İstanbul gibi bir şehirde kendi paramı kazanarak yaşamaya mecbur olmam da, çileklerimin boğazıma dizilmesinde, hatta dizilememesine sebep olan herkese teşekkürler.
1 mayıs kutlu olsun.. isteyene çilek isteyene işçi bayramı..
Etiketler: 1 mayıs, 1 mayıs 2009, 1 mayıs işçi bayramı, çilek, çilek bayramı, hsbc, kapitalizm, romantizmNisan 30, 2009 6 Yorum Var, Sen Ne Dusunuyorsun?
1 ve 2 liraya binlerce kitap.. Kırkambar Kitapevi
Blogumda yazılarımı okuyup benimle tanışan, şimdilerde yakın arkadaşım olan Ümit geçen gün süper bir olaya tanık olmuş. Üsküdar’ın kuytu köşe yerlerinden birinde bir sahaf dükkanı varmış.. Bütün kitapları 1 liraya 2 liraya satarmış falan diye mail attı.
Bu mailden sonra rahat durabilir miyim hiç? İlk fırsatta soluğu bu kitapçıda aldık. Ama nasıl bir soluk anlatamam. İçeride binlerce kitap var.. Kitapların yaş ortalaması da 30 civarıdır herhalde.. Öyle güzel bir kitap kokusu var ki içeride. Zaten girdiğin an bu büyülüyor seni..
Ay sonu gelmiş, cebimde 22 lira para var.. Kitaplar, kitaplar, kitaplar.. Cebimdeki bütün parayla yaklaşık 15 tane kitap aldım. Sait Faik’ten Attila İlhan’dan, Can Yücel’den, Sunay Akın’dan, Erdal Demirkıran’dan uzun zamandır almak isteyip de alamadığım bir çok kitabı 1 ya da 2 liraya aldım..
Bugün de şans bu ya yine Üsküdar’a işim düştü. Yanımda da geçen gün benimle gelemeyen ev arkadaşım vardı. Hazır gelmişken bir uğrayalım tekrar dedik.. Aman allahım, daha 1 gün geçti yeni yüzlerce kitap gelmiş.. Bugün de kişisel gelişim ile ilgili dolu kitap aldım.. Doğan Cüceloğlu, Rıfat Ilgaz’ ve Gani Müjde’nin de kitaplarını aldım.. Yani kitap almak için bir de borç aldım arkadaştan.. Ama pişman değilim, yine olsa yine alırdım..
Hatta öss’ye hazırlananlar da burda 1 liraya piyasada 20 liraya satılan test kitaplarını bulabilir..
Bu kitapçıyı merak edenler olursa adresi şöyle:
Kırkambar Kitabevi
Hayrettin Çavuş mah. Çavuşdere caddesi. No:50/2 Üsküdar/İstanbul
Kaşifimiz Ümit detaylı bir şekilde anlatmış yerini. Burdan ulaşınız efendim..
Nisan 30, 2009 12 Yorum Var, Sen Ne Dusunuyorsun?
Vizelere 1 Hafta Kala İş Başı..

tchibo
Hayırlı uğurlu olsun diyoruz efendim bana.. Bugün Tchibo Beşiktaş Mağazasında iş başı yaptım.. Özel Matematik Dersi ve Öss Koçluğundan tam istediğimi alamayıp iş arayışına koyulmuştum. Çok geçmeden Tchibo’daki işi buldum.. İş bu ya bugün iş başı yaptım, eve geldim maillere baktım bir tane ÖSS koçluğu, bir tane de matematik dersi için teklif gelmiş..
Matematik için uygun olmadığımı yazdım ama ÖSS Koçluğu için hayır diyemedim. Çünkü gerçekten severek, isteyerek yapacağım, yapabileceğim bir olay. Umarım anlaşırız, umarım yardımcı olurum arkadaşa..
İlk gün yaklaşık 9 saat çalıştım.. Ve öğle yemeği hariç hiç oturmadım.. Yoruluyor insan ister istemez
Kısa kesmek zorundayım bu yazıyı.. ![]()
Hayırlı olsun efendim yeni işim.. Umaırm 1 hafta sonra başlayacak olan vizelerde çakmam..
Nisan 11, 2009 3 Yorum Var, Sen Ne Dusunuyorsun?
Teoman - İnsanlık Halleri | ipleri dolaşmış uçurtmalar misali ne beraber uçabildik, boşverip şu dünyayı ne gidebildik kendi yolumuza

İşte yine yetişti..
Üzgünüm bu blogu ergenliğimin başlangıcından beri tutmuyorum.. Eğer öyle olsaydı yazıların yarısından çoğu Teoman ile ilgili olabilirdi ve siz bugün neden bu yazıya “İşte yine yetişti..” diye girdiğimi biraz daha iyi anlayabilirdiniz..
Şimdi o yıllardan kalma beni anlayacak hiç kimse kalmadı.. Ben de o yıllardaki gibi kalamadım.. İstasyon İnsanlarıydık hepimiz.. Tesadüfen bir aradaydık, tesadüfen aynı rüyayı görüyorduk.. Sonra trenler geldi ve herkesi farklı yerlere götürdü.. Bir uyandım ki her şey bitmiş.. Hiç kimse kalmamış rüyadan..
Hani güzel bir rüyanın ardından gözlerini ilk açtığın anda hemen kaparsın ya.. Devam etmek istersin rüyaya.. Hatta bazen edersin de.. İşte aynı o şekilde biraz daha devam ettirmeye çalıştım rüyamı ama artık bitmişti.. Şu anda ise sabah gördüğüm rüyanın ayrıntılarını unutma evresindeyim.. Hatırlamak için o güzel anları kendimi yiyorum ama bir türlü gelmiyorlar aklıma sabahki gibi..
İşte o güzel anlarımın hepsinde Teoman da benimleydi..
Ya da ne zaman büyük bir “gitme” ile karşı karşıya kalırsam onunla anlatırdım kendimi.. Bir önceki albümü; Renkli Rüyalar Oteli, yaklaşık 3 yıl önce artçı şokları hala devam eden bir “gitme”nin üstüne gelmişti..
Yine büyük bir “gitme”nin içindeydim ki yeni albüm geldi.. İnsanlık Halleri.. Çok güzel.. Sanırım yine tam zamanında yetişti Teoman.. Ve sabah uyanıp albümü buluncaya kadar yaptığım heyecan hala çocukluğumdan değişmeyen bir şeylerin kaldığını gösterdi.. Yine bana eskileri özletti.. Ama güzeldi..
Sözleri yazar Elif Şafak’a ait olan çello ve piyano eşliğindeki Uçurtmalar şarkısıyla baş başa bırakıyorum sizleri.. .)
en sevdiği renk mor olan kadın
en sevdiği kelime “asi”
en sevdiği oyun incitmek beni
hıncı, çocukluktan kalma bir yara izi
zamanı yaralarla ölçen kadın
geçmişiyle kavgalı
tanrıya sığınan kız çocuğu geceleri
isyankar gündüzleri
ipleri dolaşmış uçurtmalar misali
ne beraber uçabildik, boşverip şu dünyayı
ne gidebildik kendi yolumuza
rüzgarda savruk, başına buyruk
senle ben
kırdığı kalpleri dizmiş ipe
gene de en büyük zararı kendine
ayak izlerini kuşlar yesin diye
ekmek kırıntıları bırakıp geride..
en sevdiği ses çocuk sesi
oysa anne olmayı istememiş yıllar vark i kendi
hiçbir zaman kök salmamış ki
sırf bir gün çekip gidebilmek için..
ipleri dolaşmış uçurtmalar misali
ne beraber uçabildik, boşverip şu dünyayı
ne gidebildik kendi yolumuza
rüzgarda savruk, başına buyruk
senle ben
gene de bulup bir birimizi
aldatma pahasına sevdiklerimizi
ağlayarak seviştiğim kadın
ipleri dolaşmış uçurtmalar misali
ipleri dolaşmış uçurtmalar misali
ne beraber uçabildik, boşverip şu dünyayı
ne gidebildik kendi yolumuza
rüzgarda savruk, başına buyruk
senle ben
kaç gece göğsünde uyuduğum kadın
hep tek başıma uyandığım..
Nisan 9, 2009 8 Yorum Var, Sen Ne Dusunuyorsun?
[mim] Neden Yazıyorum?
Coşkun bana mim yollamış da heberim olmamış.. Neyse şimdi gördük şimdi yazalım.. Demiş ki neden yazıyorsun?
Aslında yanıtı benim için çok kısa. “Yazmamayı seçemediğim için.”
Blog yazmaya ilk nasıl başladın gibi algılarsam bu soruyu yanlış hatırlamıyorsam yazdığın yazıdan para kazandığın bildirgec.org’de başladım blog yazmaya. Orda blog nedir ne değildir az biraz öğrendikten sonra da kendi blogumu açmaya karar verdim.
Bu blogu açtığım günler (Ağustos, 2007) Öss’ye yeni hazırlanmaya başlıyordum. Bir tür Öss blogu olsun dedim kendi kendime. Kişisel gelişim ile de ilgilendiğimden orda yazılar yazar, kendimi gaza getiririm falan diyordum. Sonra baktım ki tek gaza gelen ben değilim, benimle beraber onlarca öss’ye hazırlanan öğrenci gaza geliyor.. Daha da ciddiye almaya başladım bu blog olayını..
Ama dediğim gibi; hepsinden öte yazmamayı seçemediğim için.. Hani okul arkadaşım Sait Faik demiş ya: “Yazmasam delirecektim.” diye.. Bizimkisi de o misal..
Kılavuzu şair olanın…
Ben bu yazıda mimlemiyorum hiç kimseyi.. Son zamanlarda çok denk geldi bu mim olayı bana.. Küfür yemeyelim artık blogcu arkadaşlardan..
Nisan 6, 2009 1 Yorum Var, Sen Ne Dusunuyorsun?
Galileo’dan Yuri Gagarin’e Satürn’ün Halkaları
Biliyorum başlık tuhaf oldu.. Ama anlatacaklarımı anca böyle toparlayabildim..
İçinde bulunduğumuz 2009 yılı, Galileo’nun teleskobu gökyüzüne çevirip yıldızlara bakışının 400. yılı.. Bu nedenle Unesco ve Birleşmiş Milletler tarafından bu yıl Dünya Astronomi Yılı olarak ilan edildi.
Ülkemizin maddi imkanları el verdiği ölçüde bir çok etkinlik yapıldı ve yıl içinde yapılmaya devam edecek.. Dün gece de bunlardan en önemlilerinden biri olan 100 Saat Astronomi etkinliğine katıldım. Amaç tüm 2-5 Nisan tarihleri arasında 4 gün boyunca bütün dünyada ulaşılabilinen en fazla sayıda insana teleskop ile gözlem yaptırmak.

Daha önce de bir kaç kez teleskop ile gözlem şansım olmuştu ama çocukluğumdan beri en çok ilgimi çeken gezegen olan Satürn’ün halkalarını gördüm dün gece..
Garip gelebilir size muhtemelen ama gerçekten güzel deneyimdi.. Gerçi İstanbul’da gözlem yapmak çok zor. Işık kirliliğinden dolayı neredeyse yıldızlar gözükmüyor. Çoban Yıldız Takımı tam olarak gözükmediğinden en sevdiğim Arcturus’u bile bulamamıştım.. Tabii bunda İstanbul’da her tarafın deniz olmasından kaynaklanan bir yön bulma sorunu da rol almıyor değil.. Antares kim bilir nerededir..
Ve bir güzel olay daha.. 11 Nisan günü her yıl dünyanın birçok önemli kentinde kutlanan Yuri Gecesi bu sene İstanbul’da da kutlanıyor. Neden Yuri Gecesi derseniz; Yuri Gagarin 12 Nisan 1961 tarihinde uzaya çıkan ilk insan. Biz de 11 Nisan saat 15:00 da başlayıp, 12 Nisan sabah 07:00′a kadar İTÜ Ayazağa kampüsünde insanoğlunun uzaya ilk çıkışını büyük bir etkinlik ile kutlayacağız.
Etkinlikte astronomlardan seminerler verecek, belgesel ve film gösterimleri, sergiler, bilgilendirici oyunlar, teleskoplar ile uzay gözlemi, konserler olacak. Gelen gruplar da oldukça güzel.. Özellikle rock müzik severler oldukça keyif alacak.
Etkinlik herkese açık ve ücretsiz.. Üstelik 00:00′dan sonra merkezi yerlere ücretsiz ulaşım imkanı da mevcut. Katılmak isteyenler öncelikle www.astronomi-istanbul.org ön kayıt yaptırabilir ya da ayrıntılı bilgi alabilir.
Uzayı merak etmeyen var mıdır bilmiyorum ama merak eden herkes katılmalı
Nisan 4, 2009 1 Yorum Var, Sen Ne Dusunuyorsun?
Gitme Vakti.Com | Yeni Edebiyat Blogu..

GitmeVakti.Com artık yayında. Uzun zaman önce böyle bir site açma kararı vermiştim, kısmet bugüneymiş. Lafı çok uzatmayacağım, GitmeVakti.com’da ben yazacağım. Parantez İçi Hayatlar’dan Cihan Tekin yazacak, Yalnızlık Okulu’ndan Erdem Özsoysal yazacak.. Ve tabii ki en önemlisi bizim dışımızda isteyen herkes yazabilecek. İsteyen herkes şiirlerini, denemelerini, öykülerini, çektiği fotoğrafları gönderebilir. Hatta göndermeliler ki daha da güzel bir site olsun.
Gitme Vakti’ni tanıtmal için yazdığım yazıyı da sonuna ekleyeyim de sitenin çekiciliği olsun.
Gitme Vakti..
Etiketler: edebiyat blogu, edebiyat sitesi, gitme vakti, gitmevakti.com, kendi şiirlerimi nasıl yayınlarım, kendi yazılarımı nasıl yayınlarımGitmek.. Benim için kelimelerin, eylemlerin; en hüzünlüsü, en zoru.. Bu yüzden bu edebiyat sitesinin adını “Gitme Vakti” koyduk.. Hatta sitenin adına beraber karar verdiğimiz dostum da gitti.. Ya da ben gittim, bilmiyorum.. Ne fark eder ki, gitmelerin her türlüsü zor geliyor insana..
Çok çeşitlidir “gitme”ler.. Bazen en sevdiğiniz, adeta parçanız olan insan gider sizden uzaklara.. “Gitme” bile diyemezsiniz.. Bilirsiniz ki “gidecektir gitmekte olan..” Kelimeler artık hiçbir şeyi değiştiremez.
Bazen de giden siz olursunuz. En sevdiğinizi bırakırsınız geride. Belki tek ihtiyacınız olan sevdiğinizden “Gitme” kelimesini duymaktır. Çünkü bitmeye yüz tutmuş bir aşk; içi boşalmış bir “seni seviyorum”dan çok daha fazla ihtiyaç duyar “gitme” kelimesine.. Ama duyamazsınız sevdiğinizden “gitme”yi.. Gidersiniz.. Giderken sevdiğinizi de götürürsünüz aslında.. En çok burada zorlanırsınız ama o bunun farkına varamaz..
Bazen de kendinizi bırakıp gitmek istersiniz. Ama kalbiniz git derken ayaklarınız kalmanızda ısrar eder. Çoğu zaman da ayak kazanır. Hiçbir yere gidemezsiniz.
Dediğim gibi.. Bu kelimenin her türlüsü hüzünlü.. Gitmek, gidememek, gitme diyememek..
İşte bu yüzden şimdi “Gitme Vakti…”
Sitemiz tüm edebiyat severlere hayırlı olsun.. Hepinizin yazılarını bekliyoruz.
Mart 24, 2009 8 Yorum Var, Sen Ne Dusunuyorsun?
[mim] Bi Gün Yine Blogluyordum…
Kardan Blog mim’lemiş bizi..
Diyor ki: “Bir gün yine tam bloga bir şeyler yazarken başına bir şey geliyor ve yazıyı yazamıyorsun. Nedir seni yazını yazmaktan alıkoyan bu şey?”
Öncelikle teşekkür edelim mim için Kardan Blog’a ve hemen cevaplayalım mim’i..
En tazesini hemen yazayım.. Yeni bir yazı yazmaya başlamışımdır. Sonra Kardan Blog beni mim’lemiştir. Ben bunu görürüm, artık istesem de devam edemem.. Yazı taslaklara kaydedilip mim’e cevap yazılmaya başlanır.
Ya da bağlantı kopması.. Hayatımın en sinirli anlarından bir tanesiydi, hiç unutmuyorum.. Lise son sınıf, ilk dönem karnemi almışım.. Eve geldim, eğitim sistemi falan filan baya uzun bir yazı yazdım.. Ama nasıl sevdim yazıyı anlatamam. Gönder butonuna basılır.. Bağlantı gitmiştir, sayfa görüntülenemiyor ekranı çıkar.. Bağlantı daha önceden gittiği için taslaklara otomatik kayıt da edilmemiştir yazı.. Yani el emeğim, göz nurum gitmiştir.. Nasıl sinirlendiğimi tahmin bile edemezsiniz..
Bir de taslaklarda bekleyen iki güzel yazım var şu anda. 21. yy’da romantik olmak ve arap kızı diye iki yazı.. İkisini de ne zaman yazmaya başlasam bir şeyler oluyor.. Ya birisi arıyor, ya elektrik kesiliyor, ya canım istemiyor.. Pof..
Bir dokun bin ah işit gibi oldu..
Ben de;
62 YTL‘ye
diyorum ki: “Bir gün yine tam bloga bir şeyler yazarken başına bir şey geliyor ve yazıyı yazamıyorsun. Nedir seni yazını yazmaktan alıkoyan bu şey?
Mim’i veren Kardan Blog’a, mimlediklerimden cevaplayabilenlere, cevaplayamayanlara teşekkürler.
Mart 23, 2009 6 Yorum Var, Sen Ne Dusunuyorsun?
Sosyal Medyanın Türkiye’deki ilk Büyük Başarısı: Faili Meçhul Kıyak Röportajımız HaberTürk Gazetesi, Cumartesi Ekinde :)
Faili Meçhul Kıyak inanılmaz bir hızla büyüyor.. Röportajlar, Canlı yayın bağlantıları… Sosyal medya’nın Türkiye’de gerçekleştirdiği ilk büyük başarı bence..
Faili Meçhul Kıyak, Haber Türk Röportajı
Haberin sağındaki fotoğrafta FMK kartını tutan ben oluyorum..
Ortadaki fotoğrafta gözüken el de benimki..
Bugünkü HaberTürk’ün Cumartesi ekinde okuyabilirsiniz röportajı..
Ayrıca şu anda habertürk’ün internet sayfasında http://www.haberturk.com/Yasam.html manşetteyiz..
Haberin linki ise burda.
Okuyun, okutturun, iyilik yapın, mutlu edin, mutlu olun efendim.. ![]()
Herkese iyi kıyaklar..
Mart 21, 2009 6 Yorum Var, Sen Ne Dusunuyorsun?










